27 Mayıs 2014

essence bloom me up! ile güzellik çiçek açtı

Avrupa’nın en çok tercih edilen kozmetik markası essence, yeni özel koleksiyonu “bloom me up!” ile ilkbahar trendlerini bir araya getiriyor. Çiçek motifli zarif dantel desenler; pembe, şeftali ve lavantadan oluşan taze renklerle birleşiyor. İlkbahar hem eğlenceli hem de romantik bir havaya bürünüyor.

essence bloom me up! ile gözleriniz, dudaklarınız, yüzünüz ve tırnaklarınız göz alıcı olacak. Bu özel koleksiyonun olmazsa olmaz parçaları; gözlerinizi daha büyük gösterecek ikili göz kalemi ve kullanımı kolay stick allık.

 essence bloom me up! tekli göz farı
Yüksek pigmentli göz farlarının uçuk pembe ve mint yeşili renkleri simli etkilerle buluşuyor ve çok sevimli ilkbahar göz makyajı stilleri oluşturuyor. Farın pudramsı yapısı kolay uygulama ve istenilen şekilde dağıtma imkanı sunuyor.

22 Mayıs 2014

Denizin üzerindeki büyüleyici 10 Bungalov

Trip Advisor'u iki yıl önceki Kapadokya gezimizde şehrin merkezinde yemek yiyecek doğru düzgün bir yer bulamadığımız için tatilin tamamına yakınını marketten aldığımız abur cuburlarla geçirirken keşfetmiştim. O zamandan beri tatillerimde Trip Advisor'u etkin kullanarak nerede ne yenir? Hangi tekne turu daha iyi? Nerede ne yapılır? En eğlenceli club hangisi? En iyi tesis neresi? sorularıma cevap buluyorum. Trip Advisor bu bülteninde dünyada deniz üzerindeki büyüleyici 10 bungalov otel seçeneğini sunuyor bize. Balayı tercihiniz benimki gibi turkuaz bir deniz ve bungalov romantizmiyse bu yazının sizin için iyi bir balayı önerisi olacağı düşüncesindeyim. Sizler de uygulamayı indirerek otel fotoğraflarına, konaklama detaylarına, konuk değerlendirmelerine ulaşabilirsiniz. Siz de benim gibi iş yerinizde mesainin bitmesine geri sayım yapıyorsanız kısa bir mavi tura ne dersiniz?
İmza: Selo kişisi

Bora Bora, Fransız Polinezyası


Sofitel Moorea Ia Ora Beach Resort
Moorea, Fransız Polinezyası


Hilton Moorea Lagoon Resort & Spa
Moorea, Fransız Polinezyası
North Male Atoll, Maldivler


Cocoa Island by COMO
South Male Atoll, Maldivler


Pangkor Laut Resort
Pangkor, Malezya


Song Saa Private Island
Sihanoukville, Kamboçya


Ambergris Caye, Belize


Rosewood Mayakoba
Playa del Carmen, Meksika

Fotoğraflar Trip Advisor sitesinden alınmıştır.

Follow Me on

12 Mayıs 2014

Zaman dileniyorum, gönlünüzden ne koparsa.

Birçoğumuza tecavüze uğramış hissi veren bir Pazartesiden daha herkese pek bi selamlar sevgili folovır!

Hayata yetişmek konusunda götü başı dağıtmış durumdayım çok afedersiniz. Size yansıyan sosyal medya ve blog tarafı sadece. Madalyonun görünen yüzü okuduklarınız, arka tarafındaysa son rötuşların yapılmasını, fotoğraflarının eklenmesini bekleyen, belki de aslında her şeyi tamamken yok lan bunda bi duygu eksik denilip kenarda tutulan onlarca yazı. Düzenlenmesi gereken blog kategorileri, blog linklerinin önemini keşfetmeden önce yazdığım yazılarda kullandığım "ı" karakteri yüzünden düzeltilmeyi bekleyen linkler, yazılarımın sonuna eklediğim "Follow Me on" şablonunu eski yazılara eklemek, net üzerinden url ile eklediğim görsellerin artık kullanılamaz durumda olmasından dolayı onları güncellemek vesair vesair. Bunlar sırada Selo kişisini beklerken, durduğu yerde duramayan, gezen, tozan, yiyen, içen, yaşayan, özleyen, şaşıran, sevinen, üzülen, şansı dönen Selo kişisinin yazılmayı bekleyen yeni yazılarını da eklersek içinde bulunduğum durumun sıçılmışlığını buyrun siz tahmin edin. Vakitsizlikten sürekli şikayet ediyorum, haksız da sayılmam. Allah'tan sevgilim yok, yeminle herif beni terkeder. Sikerim lan senin sosyal medyanı, blogunu dese, ki birkaç boy friend denemesinde bu tepkiyi almışlığım ve sırf bu yüzden herife siktiri çekmişliğim de yok değil. Evli olsam koca boşar, çocuklar beni analıktan reddeder herhalde, durum onu gösteriyor. Bense her yere yetişicem diye kıçımı yırtarken dışardan görülen kısmıyla dünya kukumda yaşıyorum. Neden böyle? Tamam 08:00-18:00 çalışıyorum, Cumartesi Pazar çalışmıyorum, on yüz bin şükür Allahıma. Ama işyerim anasının gözü kadar uzakta. Sabah 1 saat, akşam 1,5 saat yollarda geçiyor. Serviste yapılabilirliği denenmiş ve başarısızlıkla sonuçlanmış girişimlerim var,
  • Kitap okumak gibi
  • Ders çalışmak gibi
  • Müzik dinlemek gibi
  • Uyumak gibi
Tek başarabildiğim hunharca Subway Surfers oynamak, oynuyorum oynuyorum, şarjı bitiresiye kadar oynuyorum. Çünkü geçmiyor başka türlü zaman, yol bitmek bilmiyor. Orada topladığım altınlarla kendime tek taş yapıcam. Amk kısmeti zaten kapalı, varsın tek taşla bir kez daha kapansın. Yalan mı?!

Haftada 3 gün spora gidiyorum sayın folovır. Genellikle Pazartesi, Çarşamba, Cuma üçlüsü. Eve gitmem 19:30 oluyor, bir şeyler atıştır, yangından mal kaçırır gibi koştura koştura spor salonuna git durumundayım. Hayır zaten giderken yakıyorumki yakmam gereken kaloriyi. Aktif 1,45 saatlik programım var. 20 gibi girsem çıkmam 22:00 oluyor, e bi zahmet çıkıyorum çünkü salon kapanıyor. Allah'tan duşu orda yapıyorum da eve gidince o üzerinden asfalt silindiri geçmiş gibi halimle bir de duş yapmakla uğraşmıyorum. Eve gidip cup yatağa. Yaşasın sağlıklı yaşam derken maalesef sikildi sosyal yaşam. Geri kalan günlerin Salısında pazara gidip hamarat ev kızı modunda yemeklik alışveriş yapıyorum. Birkaç yemeklik alacağım dediğim pazar alışverişi yalnız yaşayan bir insan için 25-30 TL ile sonuçlanıyor ve korkarım ki bir gün pazar poşetlerini eve taşırken kangren olacağım. Kendi fikrinizi kendinize saklayınız çünkü ı-ıh pazar arabası taşımak kesinlikle bana göre değil, ne o öyle menopoza girmiş, emekliliğinin en güzel aktivitesi mahalle pazarına gidip karşılaştığı eş-dostla pazar trafiğini tıkamayı hobi edinen teyzeler gibi. Hem onu koyacak yerim de yok, balkona patatesi soğanı koydum kombiyi açıp kapamaya çıkarken kuğu gölü balesi yapar gibi parmak ucumda süzülüyorum kapının arkasına doğru çünkü balkonum o kadar geniş! Hem gencim ben daha oğlum, yani tamam 30'uma 3 ay kalmış olabilir ama pazar arabası alacak kadar değil. Konu kapanmıştır. Ne diyordum? Salı günlerim önceki haftadan açgözlülük yapılarak alınmış ama yüzüne bile bakılmamış bozulmuş bir şeyler varsa onları içim acıyarak ve -bir daha yiyeceğim kadar alacağım, günaha giriyorum, söz mü?- şeklinde kendime söz vererek çöpe atmakla, buzdolabını silmekle, o haftalık yemek yapmakla ve pazar poşetlerinin ıslanmamış olanlarının tozlarını balkondan silkeleyip fiyonk yapıp poşetliğe itina ile dizmekle geçiyor. He böyle de titizimdir vesselam.

Hafta içinde geriye kaldı bir gün. O günlerdeyse mutlaka bir arkadaşım -Selo akşama kahve içelim mi? Elbise bakacağım yardıma ihtiyacım var, ağdacımı değiştireceğim korkuyorum yanımda gel, saçlarımı kestireceğim beni senin kuaföre götürür müsün? Sinemaya gidelim mi? Evdeysen sana geliyoruz? Bu gece sende kalabilir miyim? sorularıyla beni arıyor ve kesinlikle "yorgunum, uykusuzum, işim var bahanesi" kabul görmüyor çünkü "ama başka arkadaşlarına vakit ayırıyorsun bana gelince hep işin var aşkolsun" sitemi bir sonraki cümlede bomba etkisi yaratarak giriş yapmak üzere dilinin ucunda bekliyor. Görüşelim demeyen ama online gördüğü halde, çok hayırsızsın, hiç arayıp sormuyorsun diyen -aslında kendisi en son 2009'da aramış üzerine değişen 3 telefon numaramdan bihaber arkadaşlar da bonus.

Hatırlanması gereken doğum günlerine, düzenli arayıp sorulması gereken tripkolik arkadaşlara, annemin "eehhh bıktım senin arkadaşlarından, hep arkadaşların, hep arkadaşların!" isyanına hiç girmiyorum bile. Bu arada evlenenler, mirasa konup ya da düşük faizli diye kandırılarak kredi çekip evini yenileyenler, 1-0'lık galibiyetini bir de çocuk yaparak taçlandıranlar, nişanlananlar, sözlenenler, mezun olanlar, sevgili yapanlar sorunsalı var. Bence herkes ortak bir tarih belirleyip toplu düğün, nişan, söz yapsın amk mezuniyet günleri gibi. Her yere yetiş derken bi varislenmediğim kaldı bu genç yaşımda. Tam şu an gözüm masa takvimime gitti anam bi de -diyetisyene ara vermiştim ya- bu ayın 28'inde bir de yeniden başlayan Gülcan Karpuz gerilimi var, bunu da hatırlamam cidden çok iyi oldu. Oyşşş.

Yok daha bitmedi, bunların üzerine Açıköğretimin içine sıçılmış sınav sistemini de eklemek istiyorum. Örneğin Aralık 15-16 sınavı için ben Kasım'ın başından ders çalışmaya başlıyorum. O sınav 15 gün sonra açıklanıyor, bir sonraki hafta yeniden ders çalışmaya başlamak zorundasın çünkü Ocak sonu yeniden sınavlar. Sonra Nisan'da ara sınavı, sonuçları beklemeden dönem sonuna çalışmaya başlasan iyi edersin çünkü sorumlu olduğun ünite sayısı 2 katına çıkıyor. E ben de insan evladıyım, haftanın 5 günü geldiğim bir işim var. Temiz, düzenli olmam gerek buna haftada en az 4 kere çalışan çamaşır makinasını, kapılara astığım, koltuklara, bulduğum her yere serdiğim nevresimleri, çarşafları, sandalyelere, doğalgaz borularına askılarla asıp evi merdiven altı butiğine çevirdiğim çamaşırları hiç saymıyorum. Katlamaktansa bildiğin nefret ederim. Beni oğlundan ayıran nemrut kaynanadan bile bu kadar nefret etmedim, varın siz hesap edin. Bir de bu işin ütü kısmı var, donları bile ütüleyen takıntılı bir piskopatım. Dağınık mıyım, tertipli miyim, pasaklı mıyım, titiz mi ben bile anlayamadım. Bulaşık makinası alarak yıkamak için lavabo içinde günlerce durup kokmasını beklediğim bulaşık derdinden kurtulmuş ve iş yükümü %10 hafifletmiş olmanın mutluluğu içindeyim ki onun yerini haftada iki gün tutan migren krizleri aldı, migren gelince bırak işi gücü, ütüyü, yemeği yaşamak bile zor.

Folovırlar yazı istiyor, sponsorlar deneyim yazısı bekliyor, annem beni özlüyor, arkadaşlarım saçmalamalarıma hasret, Tabipler Lokali Selo kişisi gelse de bahçenin göbeğindeki masaya otursa gecenin sonuna kadar 2 Arjantin birayla bir 70'lik rakının kafasına sahip olup konuşsa, gülse, güldürse ve ortalığı kırıp geçirse diye beni bekler. Tamire götürülmesi gereken ayakkabılar, terziye bırakılması gereken daraltılacaklar, pili biten saatler aylardır unutmayayım diye daire kapının girişinde. Artık dekorun bir parçası oldular. Diy projesi için boyanmayı bekleyen şişeler mutfak dolabında, kaplanmayı bekleyen kutular gardırobun üstünde, atılmak ve birilerine verilmek için seçilmesi gereken 40 küsür kutu ayakkabı, bahar geldi geçiyor anlamadan sonbahara geçiş yapacağız benim camlar silinmeyi bekliyor, camları silsen perdeleri yıkamadan olmaz -perdelerim organze- ütülemesen olmaz. Kapıları taşındığımdan bu yana -1 Haziran 2013'te taşındım- kaç kere sildim hatırlamıyorum, belki 1 kere sildim belki hiç silmedim belki 4 kez sildim her neyse Allah'tan kir götürüyor. Yazlıklar bazanın altında çıkar bizi buradan diye ayaklanmada. Kışlıkları aralarına sabun, naftalin koyup kaldırmak gerek. Bunlar da tabisi ki de Selo kişisini bekleyen işler arasında. Christmas geçeli dolu dolu 4 ay oldu, ben yılbaşı ağacını toplamadım, gerekçemse ben onu gece lambası olarak kullanıyorum, onun için kaldırmadım. Duy da inanma! Sonra elektrik faturasının 40 TL gelmesine sövmemek de lazım. Allah'tan faturalar otomatik ödemede onları unutmuyorum yoksa medeniyetten uzak yaşarım, elektriksiz, susuz, battaniye altında doğalgazsız.

Ama sorarsanız Selo kişisi napıyor? Hiçbir şey! Görünürde hiçbir şey yok. Tıpkı ev hanımlarının sistemi kusursuz bir şekilde işlettiği halde hiçbir şey yapmıyor gözükmesi gibi. Amk böyle işin.

Cumartesi günü Hürriyet Bumerang'ın Anneler Günü Şenliği'nin davetlisi olarak İstanbul'daydım. Bunca işin gücün arasında oraya da yetiştim yani. Supercellma olmak böyle bir şey, sorumluluklarım var benim, cemiyet dünyası beni bekliyor falan. Gevezelik bir yana harika bir etkinlikti, yağmura, çamura, şemsiyelere, ellerinden tutulması gereken yeğenlere ve bir hevesle aldığım kar bile olsa bunları giyeceğim diye inat ettiğim orcinal converse'lerimin -ayaklarımı haşat edecek kadar vurmasına- rağmen harikaydı.

Sevgili Yonca Tokbaş'ın mükemmel bir enerjiyle, hoplaya zıplaya sohbet havasında aktardığı hayat görüşünü, düşüncelerini, hedeflerini, geçmişini hiç bitmesin isteyerek dinleyip "zamana karşı değil, zamanla beraber yürümek" ipucunu ucundan da olsa yakaladım, şükür. Bu yazıyı yazarak da "yazın, yazın, iki satır üç satır ne olursa olsun yazın, içinizden geldiği gibi yazın, bırakın devrik olsun, bu işin kalıbı mı olur ne istiyorsanız yazın, çünkü bu sizsiniz" tavsiyesini de hayata geçirmiş oldum. Aklıma In time filmi geldi. Yetişemeyen, zamanı biten, koşturmayan, didinmeyen comolokko oluyor filmde. O karının ince çoraplarla, mini etekle ve platformlarla çatı tepelerinde nasıl koşturduğunu da hâlâ anlamadım, anlayamadım. Bu da böyle "sitem desen sitem değil, isyan desen o Halil Sezai'de. Lütfen beni biraz anlayın, lütfen bana biraz nasıl olacak bilmiyorum ama yardım edin, ben içinden çıkılamaz bir yoğunluktayım lütfen biriniz bunu durdursun, biriniz gelip ütülerime, birkaçınız gelip bahar temizliğime yardım etsin, Selo'nuz çok yazmak istiyor, ama yazmaya değil sıçmaya bile vakti yok" konulu bir iç döküş yazısıdır.

Kim ne sonuç çıkarır, kim ne yorum yapar, yazının ana fikri nedir? Bu yazıda öyle bir durum var mıdır, yok mudur? Siz gelişmelerin neresindesiniz? En son nerede kaldınız? Ben en son ne anlatıyordum? Hangi kategoride kaçıncı ünitedeyiz? İstediğimiz sorudan başlayabilir miyiz? Yardım nedir? Nasıl edilir? Ne yapsak ki? soruları da artar gider. Ben yazdım işte. Top sizde.

Follow Me on

11 Mayıs 2014

Tatlı Anneciğinizi Mutlu Edecek Anneler Günü Hediyeleri...

Annelere günü her Mayıs ayının ikinci haftasında kutlanır... Aslında her ülkede farklı tarihlerde kutlanan bu değerli gün, Antik Yunan’da mitolojideki Tanrı ve Tanrıçaların annesi Rhea onuruna verdikleri ilkbahar festivalini kutlamalarıyla başlar. Fakat biz bunun dolayı değil, annemizi bir gün bile mutlu edebilmek için anneler gününü kutluyoruz... Siz de bu özel günde ne alacağınızı bilemiyorsanız, size yardımcı olabiliriz.
Anneler günü gelince hepimiz şüphesiz hediye arayışı içerisine gireriz. Canımızdan çok sevdiğimiz, bizim için ömrünü feda eden o özel kadına, hediyelerin en güzelini almak isteriz. Dosta düşmana sorar araştırır, kapı kapı mağaza dolaşır ve internette girmediğimiz site bırakmayız... Ama gelin görün ki hayalini kurduğumuz, gerçekten bu tam anneme layık dediğimiz bir hediye maalesef önümüze çıkmaz. Bu nedenle gelin, sizin için sıraladığımız anneler günü hediyesine göz gezdirin...

1-) İstiridye İçinde Gerçek İnci Kolye

İstiridye deniz canlıları içerisinde en dayanıklı ve en duygusal canlılardan bir tanesidir... O içerisine kaçan küçücük bir kum tanesini bile senelerce özel salgısıyla sararak mükemmel bir inci tanesi haline getirir. Eğer siz de bu anneler gününde incinize, güzel bir hediye vermek istiyorsanız İstiridye İçinde Gerçek İnci Kolye’yi tercih edebilirsiniz.
İnciniz istiridyenin içerisinde gönderilecektir. İçerisinden alıp çıkartarak kolyenize takabilirsiniz. Böylece gerçek incinin hikayesini kendi gözlerinizle göreceksiniz.


2-) Kişiye Özel Çiçekli Anneler Günü Mutfak Önlüğü

Annelerimizin yaptığı yemekleri başka hiç bir yerde bulamayız... Çünkü onun elleri başka bir tatlı yapar yemekleri. Sevgisini katıp, şefkatiyle yoğurduğu ve üzerine mutluluk serptiği bu anları unutmak mümkün değil... Eğer siz de annenizin yaptığı yemeklere doyamıyor ve onun mutfağın kraliçesi olduğunu düşünüyorsanız, Kişiye Özel Çiçekli Anneler Günü Mutfak Önlüğü’nü hediye edebilirsiniz. İki çocuğun çiçek tuttuğu figürün basıldığı bu önlüğe, annenizin ismini de yazdırabilirsiniz. Böylece kişiye özel hale gelecektir.

3-) My name is – İsimli Hayat Ağacı Kolye

Bir kolye düşünün ki, tüm aile fertlerinizin ismi yazsın... Bu anneler gününde siz de annenize aile fertlerinizin isminin yazdığı İsimli Hayat Ağacı Kolye’yi hediye edebilirsiniz. Divas’ın My name is serisinin nadide parçalarından olan bu kolye, kişi isimlerinin yazılmasıyla tamamen size özel hale gelecektir. Bir aile yadigarına sahip olmak istiyorsanız, bu kolyeyi alabilirsiniz.


4-) Kişiye Özel Akrilik Tepsi

Annelerimizin pasta, kurabiyelerinin lezzeti kadar sunuma da önem verdiklerini biliyoruz... Hele ki misafir varsa! Günler öncesinden temizlik yapıp, büyük bir uğraş içerisine giren annenize çok şık sunumlar yapabileceği bir tepsi hediye etmek istemez misiniz? Üstelik kendine özel! Kişiye Özel Akrilik Tepsi, kırılmaz akrilikten üretilmiş olup üzerindeki desenler ve sizin yazacağınız özel mesaj yada isimle klas bir tepsi haline gelir. Tüm 5 çayları, günler ve oturmalarda anneniz, kendine ait bu özel tepsiyle misafirlerini gururla ağırlayabilir.

5-) TextPoster – Kelimeler Fotoğrafınızı Oluştursun

Böyle bir hediyeyi daha önce gördüğünüzü sanmıyoruz... Yakından bakıldığında anlamlı yazıların olduğu, uzaktan bakıldığında ise bir fotoğrafın ortaya çıktığı TextPoster bu anneler gününde sizin hediyeniz olabilir. Bir fotoğrafınız ve 10.000 kelimelik mesajınızla annenize olan sevginizi, saygınızı ve ona ne kadar değer verdiğinizi anlatabilirsiniz.

6-) Hayat Hikayem

Bir anneye verilecek en güzel hediye şüphesiz hissettiklerinizi yazmak olacaktır... O halde durmayın ve Hayat Hikayem’i satın alın. Bej ve siyah rengi bulunan bu kitabın içerisine doğduğunuzdan ilk günden itibaren annenizle çekildiğiniz fotoğrafları yapıştırıp, tutturup altına ne hissettiğinizi yazabilirsiniz. Ayrıca içerisinde bulunan dünya haritasına birlikte gittiğiniz yerleri, doğduğunu semti işaretliyebilirsiniz. Adeta bir hayat kitabı olan Hayat Hikayem’i okurken anneniz mutluluk gözyaşları dökecek...
http://www.buldumbuldum.com/hediye/hayat_hikayem/?an=anneler_gunu

7-) Kişiye Özel Mesajlı Merdane

Kadın dediğin eli hamura her daim bulaşandır... Eğer sizinde annenizin küçükken oklava ile hem börek açıp, hem yaramazlık yaptığınızda sizi koşturduğunu hatırlıyorsanız ona Kişiye Özel Mesajlı Merdane hediye edebilirsiniz. İster annenizin ismini, isterseniz de ‘Elini korkak alıştırma’ gibi komik cümleler yazdırabilirsiniz...

8-) Pırlanta Annem Kolye

Bir anneye alınabilecek en güzel hediyelerden bir tanesi de şüphesiz altın bir kolyedir... Hele ki üstünde Annem yazıyorsa! O halde siz de Divas’ın sadece anneler için ürettiği Pırlanta Annem Kolye’yi annenize hediye edin. Annem kelimesi üzerine bezenmiş pırlantalarla daha da değerli hale gelen bu kolye, annenizin boynuna çok yakışacak...


9-) Anneler Günü Çikolata Kovası

Eğer anneme her sene aynı şeyleri alıyorum, bu sene başka bir şey arıyorum diyorsanız, o halde Anneler Günü Çikolata Kovası’nı hediye edebilirsiniz. Üzerinde ‘Anneler Günü Kutlu Olsun’ yazılı Madlen marka çikolata dolu galvaniz kovadan oluşan bu hediye bembeyaz tüllerle kaplanıp, mor kurdeleler ile bağlanmaktadır. Zarif anneniz için oldukça lezzetli ve şık bir hediye olacaktır...

10-) Benim Güzel Annem Ürünleri

Tamamen Buldumbuldum.com’un tasarımları olan Benim Güzel Annem Ürünleri içerisinde birden fazla ürün çeşidini barındırmaktadır. Tepsi, çerçeve, magnet ve mouse pad’den oluşan bu hediyelerin üzerine annenizle birlikte çektirdiğiniz özel bir fotoğrafı bastırabilirsiniz.


http://www.buldumbuldum.com/hediye/benim_guzel_annem_urunleri/?an=anneler_gunu

Follow Me on

10 Mayıs 2014

Ülker Çocuk Sinema Şenliği

Bu perşembe Elif'le Ülker'in bu yıl 7.sini düzenlediği muhteşem bir sosyal sorumluluk projesi olan "Ülker Çocuk Sinema Şenliği"nin davetlisi olarak "Karlar Ülkesi"ni izledik.

Kuzum elinde mısırı filmin başlamasını bekliyor. (Salonda hiç yer yoktu. Komşumuz da mısır almaya gitti)
Filmi beklerken Sabri Ülker Gıda Araştırma Enstitüsü Vakfı'nın çocuklar için "beslenme" temalı şarkısını izledik-dinledik.
Çok beğendik.
Filmin çıkışında bizi bu abla ve abi uğurladı.

Filmden çıkan her kuzuya bu paketlerden hediye ettiler.

Peki bu proje benim için ne ifade etti: 
Belki 7 yıldır pek çok kez reklamlarını duyduk.
Ücretsiz sinema etkinliği olarak düşündük.
Evet ücretsiz sinema etkinliği.
Ama aslında daha da fazlası.
O uzun kuyrukta sadece çocuklar yoktu.
Pek çok anne de vardı.
Bazısı ilk defa sinemaya gelmişti.
Belki maddi imkanlar, belki yaşam şartları nedeniyle.
Bu annelerin ve çocukların yüzünde o heyecanı gördüm.
Bu nedenle bu projeyi tebrik etmek istiyorum.
Bazen insanları mutlu etmek için çözüm o kadar kolay ki.
Ülker sadece onların sinemaya gitmesini sağladı.
Ama ben inanıyorum ki o anne-çocukların hayatında - hayallerinde farklı pencerelerde açıldı.
Çıkışta verilen o mini paketler çocukların neşesine neşe kattı.
(İçinde süt, kek, çikolata, sakız, bisküvi vardı)
Herkesin sanata ve hayallere daha kolay ulaşması dileğiyle

Sevgiler,
Çiğdem
İçerik: http://www.sorananne.com/
Bir boomads advertorial içeriğidir.

Follow Me on

07 Mayıs 2014

İndirim Haberi | Turuncu Kasa

Turuncukasaseverlere bi haberim var.
Turuncu Kasa'da Anneler Gününe özel VICHY ürünlerinde 12 Mayıs'a kadar geçerli %50'ye varan indirim var. VICHY'den alışveriş yapacaklar bu fırsatı kaçırmasın, Turuncu Kasa indiriminin tadını çıkarsın ;)


Follow Me on

05 Mayıs 2014

Pure Nature Ürünleri Sayesinde Selülitsiz Bir Yaza Merhaba!

Biliyorum birçok kadının korkulu rüyasıdır selülitli bacaklar. Bunu düşünmek bir kadını mutsuz etmeye yeterde artar bile. Yaz mevsimine selülitleri düşünmeden girmenin bir yolu var deseler hangi kadın bu yolu merak etmez? O zaman sizi meraklandırmadan hemen söyleyeyim. Bunun yolu akıllı giyim teknolojisi. Bu akıllı giysileri yapan firmada bir Türk markası olan Pure Nature.
Önce Pure Nature ürünlerini kullanan Kamuran Karataş’a bir kulak verelim isterseniz.

Kamuran Karataş Pure Nature İnceliğini Anlatıyor | izlesene.com
Pure Nature, en son teknolojiyle üretilen, kozmetik giyim ürünleri ile gün içindeki yaptığınız hareketlerle selülitlerden kolayca kurtulabilmek mümkün. Hatta 28 günde 1 beden incelebilirsiniz. İncelmek neyse de selülitlerden kurtulmak daha da zor. Bunun için sıkı bir spor ve yanında ekstradan özel kremlerle bacaklara masaj yapmak gerekir. Bunlar gerçekten zor süreçler, zahmetli işler olduğunu da söylememize hiç gerek yok.
Ancak bu zorlu maratonu sizler için kolaylaştıran hatta zevk haline getiren ürünleri http://www.purenature.com.tr/ adlı siteden kolayca sipariş verebilir hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.
Bir boomads advertorial içeriğidir.

Follow Me on

03 Mayıs 2014

Kore'den gelen güzelliğin sırrı Limonian Dünyası'nı keşfedin

Bu aralar kozmetiğe iyiden iyiye merak salan Selo kişisinden herkese pek bi selamlar

Bugün bu yazımda kozmetik meraklısı olan herkese keşfettiğim yeni bir markadan bahsetmek istiyorum. Limonian 2013 yılında kurulmuş ve Güney Kore‘den kozmetik ithalatı yapan yeni bir firma. Firma Kore'de çok satılan ama Türkiye'de pek bilinmeyen kaliteli kozmetik ürünlerini Türkiye piyasasına kazandırmak amaçlı kurulmuş.

Limonian'ın satışlarını Türkiye'de çok yaygın olan ve hepimizin bildiği katalogla satış sistemi ile yapıyor. Üye olup kendiniz için alışveriş yapabileceğiniz gibi satış temsilcisi olarak farklı ve yenilikçi ürünleri indirimli alabilir, satış temsilcilerimize özel kampanyalardan yararlanabilir, kendi satış ekibinizi oluşturarak kazancınıza kazanç katabilirsiniz.

İnternet satış yada network marketing sistemi ile ürünleri ithalattan sonra direk son tüketiciye ulaştırarak en uygun fiyata ürün satışını sağlıyor.

Limonian dünyasını keşfetmek, üye olup avantajlardan yararlanmak, isterseniz buradan üye olabilirsiniz.

NANE AROMALI EL KREMİ
Siteyi incelediğimde alıp denenecek birkaç ürün seçtim bile. Naneli ayak kremlerini ferahlatıcı etkisiyle çok severek kullanırım, nane aromalı el kremi de merak edilenler listesine eklendi. 


ANGEL'S POWDER YÜZ TEMİZLEYİCİ
Pudra yazısını görünce yok artık, dedim ama tam olarak öyleymiş. Bu yüz temizleyici toz halinde satılıyor. Kullanacağınız zaman elinizde bir miktar suyla köpürterek temizliyorsunuz yüzünüzü. Toz olması, ürünün daha uzun ömürlü olmasını sağlıyormuş, bunu da yeni öğrendim. 


HIGH-END TOUCH BB KREMLİ FONDÖTEN
Ve rollerli fondöten. Ayrıca bir sünger kullanmaya gerek kalmadan uygulanabilen fondöten aynı zamanda bb krem özelliklerini barındırıyor. 



Benim siteyi gezdiğimde ilk denemek istediklerim bunlar. Siz hangi ürünleri merak ediyorsunuz? 

Follow Me on

02 Mayıs 2014

Böylesi Görülmedi! "Orgazmı 2 saati bulunca hastaneye kaldırdılar"

Sen orgazmın ne demek olduğunu bilmezsin, elin karısı orgazmını durduramaz hastanelik olur! Adaletin bu mu dünya!

Haberi gördüğümde yok artık dedim, şakadır bu, gerçek olamaz, olmamalı!

Videoyu açınca baktım, hastane yatağında, üzerinde hastane elbisesiyle bi kadın, ara ara sıtma krizine girer gibi titriyor ve kendini zaptedebilmek için yatağın kenarlarına tutunuyor. 

Tövbeler tövbesi.

Videoya bakılırsa 2 saatle bitmemiş bu iş anlaşılan, hatun büyük orgazmı yaşamış ama hâlâ arada artçı orgazmlar yaşıyor gibi :D

O değil de ben adamı merak ettim lan :D Tanışabileydim iyiydi.

Düşünsenize bi sevişiyosun 2 saat orgazm. Sonra 6 ay kafan rahat ahahhaha :D

Hayır yurtdışında bekaret sorunu yok, evlenmeden önce ilişki yadırganmıyor. Anlamadığım bunların ilk sevişmesi miymiş? Sevişmek için gerdeği mi beklemişler? Bunu öğrenemedim henüz :D

Yeni başlayan evlilik muhtemelen bu haberden sonra biter. Çünkü bu haberi duyan, özellikle orgazm sorunu yaşayan İngiltere'li kadınların bu adamla sevişmek için sıraya girmeleri, kadıncağız tedavi olurken herifle tanışmak için hastaneyi basmaları kuvvetli ihtimaller arasında.

Benim memleketimin kadını orgazmın ne olduğunu bilmeden menopoza girsin, sen elin İngiliz'inin yaptığına bak; 2 saat orgazm. Babababa orospuuuu! :D

Kadın zenci olduğuna göre bunun kocası da zencidir, tevekkeli değil kadın 2 saat orgazm oluyor ahaahha :D

Bu satırları yazarken elin İngiliz'i 2 saat yapıyorsa bizim ondan neyimiz eksik bizim 3 saat yapmamız gerek diyen yurdum erkeklerini ve eee şey bi bakıp çıkacaktık diyen yurdum hatunlarını görür gibiyim.

Herkese keyifli haftasonları diliyor ve  müsadenizle ben gülmeye devam ediyorum ahahhaha :D

Haberi okumak için TIK TIK

Follow Me on

01 Mayıs 2014

Bu yazı makyaj konusundaki beceriksizliğimin itirafıdır sayın folovır

Pink Spring Party tüm eğlencesiyle gerçekleşirken o gün fotoğraf paylaştıkça birçok yerden elbisemle, saçlarımla ilgili (özellikle rengi) beğeniler aldım. Beni takip eden, beğenen, beğenilerini yorumlarıyla, mesajlarıyla paylaşan herkese teşekkür ederim. Bana sen çok zevklisin, giydiğini yakıştırıyorsun, e fotojeniksin de, neden moda üzerine yoğunlaşmıyorsun, bu kategoride yazsan çok sivrilirsin diye mesaj gönderenler oldu. Güzel yorumlarınız için on yüz bin teşekkürler sevgili folovırlarım ama ben tam anlamıyla ne moda bloguyum, ne kozmetik, ne de hobi. Moda blogu olmak istesem gardırobum ancak 2 haftalık post yapmaya yeter, bilemedin üç, şayet pijamalarımı dahil edersem de beş. Ötesi olmaz. Bu iş gerçekten zor, güncel olmayı, devamlı takip etmeyi gerektiren, maddi güç gerektiren, biraz daha profesyonel olup ithal markalarla kombin yaparsanız, özel fotoğrafçı falan tutmak isterseniz daha da çok parayı gerektiren bir iş. Lütfen gerçekçi olalım, burada LC Waikiki'den ya da Koton'dan aldığı elbiseyle camiada almış başını gitmiş kimseyi tanımıyorum ben. Benim bir kıyafet alırken indirimini beklediğim Zara bile burun kıvırılan markalar arasında bir çok trend blogu için. Hâl böyle olunca benim bu kategoride sivrilmem, başarılı olmam imkansız gibi bir şey.

İşin makyaj ve kozmetik kısmına gelecek olursam; ben o renkli göz makyajları yapan arkadaşlara o kadar imreniyorum, keşke ben de yapabilsem diye o kadar özeniyorum ki ama o Allah vergisi yetenek bende yok. Makyaj yapmıyor muyum? yapıyorum. Kozmetik ürün kullanmıyor muyum? Elbetteki kullanıyorum. Ama öyle fotoğrafını çekip folovırlarımla paylaşacak kadar değil. Cildim iyi durumda olduğundan pek fondöten ve pudra bile sürmem. Nemlendiricimi sürerim, üzerine de yüzümü renklendirecek bir allık, eyeliner, mascara, ruj yallah. Zaman zaman gaza gelip bana yakışacak tonlarda far paletleri alıyorum. Bu sefer başaracaksın kızım Selo deyip geçiyorum aynanın karşısına ama sonuç -yalnızca birkaç kez nasıl başardığımı benim de çözemediğim şekilde gerçekten güzeldi, onun dışındakilerde- hep hüsran. Hani makyaj yapmasa daha güzel tabir ettiğimiz durum var ya, bu kısmen benim için söylenmiş olabilir. Yok arkadaş, videolar mı açıp izlemedim, makyaj yapan makyözleri mi izlemedim, dergiler mi okumadım, tüyolar mı almadım, ama yok. O fırçayı elime alınca annesinin makyaj malzemelerini karıştıran, bulduğunu üst üste sürüp sürüştüren küçük kokoş kızlardan farklı değilim. İtiraf ediyorum bu konuya çok hevesliyim ama beceriksizim. 

El işlerine, resme, el sanatlarına olan ilgim ilkokul yıllarıma dayanır. El işlerine, diy projelerine, el sanatlarına çok meraklıyım ama buna da zaman yok. Tam bir şeye kalkışıp onu bir düzene sokup yapayım paylaşayım, beğenen olursa ufaktan satar paramı da kazanırım diyorum araya muhakkak bir terslik giriyor ve o malzemeler evin bi köşesinde öylece kalıyor. Anlayacağınız Selo 08:00-18:00 çalışma temposu ve 29'unda öğrenciyken başlı başına bir hobi blogu da olamaz. 

Yani lafı nereye getirecem; "Ben ne moda bloguyum, ne de kozmetik. Ben, hayata dair ne varsa onun bloguyum". Yeri geliyor alışveriş, yeri geliyor bakım, yeri geliyor blogla ilgili zamazingolar, günlük hayattan bir şeyler, yeri geliyo melankoli, aşk, hobi, diy ya da depresyon üzerine yazıyorum. Burası Selo'nun hayatını satırlara yansıttığı yer. Bu yüzdendir ki kendi zevkime göre kendime yakıştırdığımı giyiyorum, becerebildiğimce sürüp sürüştürüyorum. Çok beğenilenleri ya da bunu paylaşmalıyım dediklerimi -diyet günlüğü kategorisini takip edenlere bir yandan zayıfladığımı da göstermek amaçlı- burada paylaşıyorum zaman zaman. Saç ve cilt bakımına ciddi özen gösteriyorum. Elim erdiğince makyajımı yapıyorum ve bildiğim, öğrendiğim en ufak detayı bile burada sizinle paylaşıyorum. Herkes bu satırları okuyor da kimse de demiyor ki Selo sen ne anlatıyon kısa kes lafı çok uzattın. Benim fren patlak abilerim, ablalarım. Ne diyecektim ben? Heh hatırladım. Pink Spring Party adı üstünde pembe konseptli bir parti olduğu için ben de göz makyajımı açık pembe tonlarda ve ojelerimi de pembe sürdüm. Her ne kadar fotoğraflarda pek belli olmasalar da detaylar böyleydi. O gün şu kıytırık makyajı yapmak için ayna karşısında yarım saatimi piç ettim. Samimiyetlerinden zerre şüphem yok elbette ama, kızlar makyajım için gayet başarılı deseler de ben bunu biraz motivasyon, biraz teselli olarak algıladım bunu çünkü benim makyaj onlarınkinin yanında kitap boyaması gibiydi. Ne giydim postundan nerelere gittim, böyle de bi insanım işte vesselam.

Peki Selonuz Pink Spring Party'de ne giydi?
Elbise: Polo Garage
Bilekte Bot: Erol Saçmacı
Kolye: 678

Sayın moda & trend & stil blogırı arkadaşlarım; O günkü kıyafetimle ilgili yorumlarınızı sabırsızlıkla bekliyore,
Sayın makyaj&kozmetik blogırı arkadaşlarım; Ne diyorsunuz biraz daha uğraşsam yapabilir miyim? Işık var mı? :P
Bu yazı, makyaj konusundaki beceriksizliğimin itirafıdır ve bu durumun değişmesi adına temennimin en samimi şekilde evrene iletilmesidir sayın folovır. Sabırla okuduysan büyüksün, yine gel :P

Follow Me on

Hoopp birader baksana bi'!

Bu blogdaki tüm yazılar ve bazı görseller (alıntı olanların URLsi belirtilerek) supercellma tarafından eklenmiştir ve 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. maddesi gereğince kopyalamak, ticari amaçla kullanmak, yazar ismi belirtilmeden alıntı yapmak ve link vermeden kullanmak dahi suçtur. Aksini iddia eden varsa yolarım. Her türlü pisliği de yaparım. Hee akıllı olun canımı yiyin. Emek hırsızlığına karşı destek ve Emeğe Saygı lan. Dirsek çürütüyoz burda...!!

 

supercellma Template by Ipietoon Blogger Template | Gadget Review

back to top