28 Şubat 2014

Kendimce bir şeyler Aydan işbirliğiyle bir kişiye süslemeli bebek body'si veriyoruz :) (Kapandı)

HAftanın şüphesiz ki en sevilen günü olan Cuma gününden herkese pek bi selamlar sevgili folovırlarım

Kendimce bir şeyler Aydan işbirliğiyle bir kişiye süslemeli bebek body'si veriyoruz :)

Size şu yazımda kişiye özel hediyeler yapan bir tatlı mı tatlı bir bağyandan bahsetmiştim. Onu keşfetmek kendim ve hediye aldığım sevdiklerim adına çok iyi bir şeydi evet ama ona da bunu alayım, buna da bunu alayım modunda ve sürekli bir sipariş verme durumunda olduğum için cüzdanım geçici süreli tehlikeler yaşamadı değil. Ama bu işin neticesinde mutlu olan insanlar varsa varsın yaşasın değil mi sayın folovır!

Biz Aydan'la dedik ki kendisi ya da çevresinde kız bebek bekleyen şanslı bir kişiye süslü kız bebek bodysi hediye verelim, hem kazanan kişi mutlu olsun, hem Aydan'ı ve hünerlerini daha fazla insan tanısın ve o mutlu olsun, e ben de böyle güzel bir şeye vesile olduğum için mutlu olayım. İyi düşünmüş müyüz sayın folovır? :) 

Çekilişe Katılmak için

* Blogumu Google Friend Connect ile takibe almanız
* Çekilişi varsa blogunuzda, yoksa Facebook, Twitter ve/ veya Google+ hesabınızdan görseliyle birlikte duyurmanız
* Son olarak herkese açık paylaşım linkini/linklerini ve GFC kullanıcı isminizi mail adresinizle birlikte yorum olarak bırakmanız yeterli.
* Instagram kullananlar Aydan'ın instagram hesabını takibe alırlarsa da çok seviniriz mesela :)
* Kampanyaya son katılım tarihi: 14.03.2014'tür.

Herkese bol şans! ;)


Follow Me on

Facebook | Twitter | Instagram | Pinterest | Bloglovin'

27 Şubat 2014

bi küçük Selma meselesi...

Şarkısı

Dün Nalbantoğlu'ndan aldığım çiçekli kalem eteği bugün hemen giydim. Yeni ya, heves işte. Orada denerken de ilk giydiğim etek fermuarından sorun çıkarmıştı. Gizli fermuarları hiç sevmem. Ne kadar kıyafetim varsa gizli fermuarı olan, istisnasız hepsini alır götürürüm terziye; derim ki "normal fermuar istiyorum, gözükeninden olsun." "Ama abla" der terzi Orhan abi, uzadığı için kirpiklerine sürtünen kaşlarının altından bakarken; "sağlam ki bunlar." "Olsun" derim, "yine de değiştir, yarı yolda bırakıyor şerefsizler, olmadık yerde cırt diye bir ses çıkarıyor, sonra bi serinlik giriyor ordan içeri. Ene bi bakıyorum fermuar bozulmuş." Ben gizli fermuar sevmem. Ben, gizli olan hiçbir şeyi sevmem ki zaten. Bir tek yaradanla baş başa kalışlarımı ve yaptığım iyiliklerimi gizli severim. Arada bi insan oluşumun verdiği gösteriş meraklısı yönümün ağır bastığı ve kendime verdiğim sözleri yediğim de olur tabii.

Öğlenleyin yemeğe giderken Seda dedi ki, "aa Selma fermuarın bozulmuş." "Popoma mı bakıyon kız sen?" dedim, "neyse ki bunu sorun etmiyorum, düşman ayağa bakıyordu demi? "Yemeği tişörtümü, hırkamı fermuarı örtecek şekilde çekiştirerek yedim. İnsanın başına böyle bir şey gelince herkes onu biliyor ve ona bakıyor sanır ya, hepimiz paranoyağın tekiyiz. Kimse bilmiyor halbuki Seda ve Betül dışında. Varsa popoma bakan bay iş arkadaşlarım belki farkeder. Onların da eminim dikkat edeceği yer fermuar değil, popomun kendisi olur. Yemekten çıktık, kırmızı koltuklarda gündelik kritiklerimizi yapıp bir kaç orta şekerli kahve tadında kahkaha attık. Yeni bir müşterimizle birlikte ziyarete gelmiş olan ve artık dönüyor olan Fransa temsilcimiz Fransua'ya el sallayıp "Have a nice trip" dileklerimizi iletmeyi ihmal etmedik. Baktık paydosu piç etmişiz, yerlerimize dağıldık. Masama geldim, internet kapanmadan biraz bakındım Facebook'ta falan ne var ne yok, E-Çift'e girdim, hayatımı değiştireceğine inandığım adamı bulma ümidiyle açtığım profil orada öylece duruyordu, ne bir yeni mesaj, ne bir bildirim. Hahh! dedim kendi kendime, ee gelen yüzlerce mesajı bu olmaz, bu da olmaz, bu hiç olmaz, ııhh beğenmedim deyip silersem hiç düşünmeden, olacağı bu. Gülizar ablaya gittim. Anne gibidir o. Boğazların ağrır, sümüklerin akar hemen ıhlamur kaynatır, akşamdan kalmasındır nane-limon. Sabaha karşı regl olursun, öğleni edemezsin sancıdan hiçbir şey bulamazsa boş deterjan kutusuna sıcak su yapar, mikrofiber beze sarar getirir karnına koyasın diye. Dertlenirsin, yüzün düşer "boşver be gülüm, dertsiz bir Allah" der. Yalnız olmadığını hissettirir sana bir şekilde. Aynı anda hem elmacık kemiklerini vurgularcasına gülebiliyorken hem de alnına, kaşlarının arasına derin bir çukur yerleştirebilen biridir o; Gülizar abla. İyiki var böyle insanlar, iyi ki hayatımızdalar.

Pazartesi günü Muro'yla yazışmıştık. Bu akşam için sinema ısmarlayam sana dedi, sağolsun hep bir şeyler ısmarlar bana. Unutmaz, arayı soğutmaz. Hep hisseder sanki yalnızlıktan depresyona girmek üzere olduğum anları. Gel der bi kahve içek. Bowling oynayak. O an derim ki hep Selo, yalnız değilsin kızım. Muro'yla liseden beri bir şekilde kopmadık. Evlendiğim dönemler hariç. O dönemde ben dünyadan kopmuştum ki zaten onla nasıl kopmayalım. Arada bi görüşür, anlamsız sohbetler eder, yüklemsiz, öznesiz cümleler kurarız. Paramız varsa tekila shot içeriz, yoksa bi arjantin birayı 3 saatlik muhabbete pay ederiz. Ben ona hep yeni tanıştığım kişilerden bahsederim. Başta hevesle anlatırım, sonra bu da gol değil be Muro derim. O beni teselli eder. Onun gözünden tüm dünya erkeklerini anlamaya çalışırım. Ve kendimi onlara ifade etmeye. Erkeklere söverim, ama sevmeyenlerine, Selo'yu ve Selo gibi diğer tüm sevilmeye aç kadınları götten, amdan, memeden ibaret gören erkeklere söverim. Dinler Muro, kafasını "salla be kızım" der gibi yana çevirir, bazen o da söver. Evde kaldım der, geçici süreli depresyonlara girerim, onun yanında alırım soluğu. 75'e düş ben alıcam lan seni der. Ve arada bi yoklar kaç kilosun lan şimdi diye? Bu cümleyi hep "tek taşsız olmaz oğlum, ilkinde tek taşsız gittim, bu sefer seremonik bi teklif isterim" deyip gülüp geçiştiririm. Evlensek ya biz der hep, senle güzel vakit geçiriyoruz. Hazır değilim derim, çeyizim yok daha. Çocuk hep konuyu benim kıçımı yırtıp tanıştıklarımın tamamına yakınının kendini hazır hissetmediği evlilik konusuna getirir de ben ciddiye almam ya. Bowlinge çağırır beni, birkaç kez kuyruk sokumumu yerinden oynatmış olmama rağmen. Tiyatroya çağırır. Botanik'e popomuzu bisikletin koltuğu acıtana kadar bisiklet sürmeye çağırır. Yıllık izninde GAP turuna gider, çağırır. Caramelli mocha içmeye çağırır, ya da pizza yemeye. Ya da çekirdek çitlemeye çağırır. Hep çağırır beni Muro. Benimse migrenim tutar, gidemem. İşim çıkar, gidemem. Gidesim gelmez, gidemem. Giyecek bir şey bulamam, gidemem. Ama o hiç kızmaz, küsmez. Bıkmaz. sen de ne hayırsız bi arkadaşsın demez, bıkmadan usanmadan çağırır. Kitap alır bana. Bir gün kitabın için imza günü düzenlediğinde bu kalemle imzalarsın diye tüyden kalem yapar kendi elleriyle, mürekkebini de getirir. Hediye almayı pek sevmem der ama hep alır. Muro işte.

Bugün, Bi küçük Eylül Meselesi'ne gittik biz. Öncesinde de aç karınlarımızı doyurduk. Oturduk yemeklerin gelmesini beklerken ben her zamanki şımarıklığımla ayrandan höpürdeterek birkaç fırt çektim. Sonra gel lan dedim foto çekinelim. Kendi kendime fotomuzu çekmeye o iki koca kafayı aynı kareye sokmaya uğraştım, başardım da. Ama şarjım azdı, paylaşamadım. Ben alışılagelmiş zırvalamalarımı anlatıyordum ki, "Evlenelim kızım biz" dedi,  Ali Nazik genizime kaçtı, o an öyle bi eğilmişim ki masanın kaburgama girdiğini hissettim. Ve ekledi "çok iyi anlaşıyoz, çok iyi vakit geçiriyoz". Bugün, İstanbul'a çağırdı beni. İş yeri bi şube açacakmış İstanbul'a. Gel dedi benle. Her şeyi birlikte yaparız. Ben bu çocuğu hiç ciddiye almadım, onu hiç anlamaya çalışmadım, bana söylediklerinin altında hiç anlamlar aramadım, bana gülüşlerine, bakışlarına, söylediklerine, buluşma yerinde beni -ben hep geç gittiğim için- beklerken kollarını açıp yıllardır görüşmemişiz gibi sarılmalarına hiç anlamlar yüklemedim. Muro benim en iyi erkek arkadaşım. Her türlü muhabbeti yapabildiğim, hayatımın her döneminde olmasını istediğim, mutlaka olmasını istediğim. Ama sanırım, biz arkadaş değiliz, yani benim için öyle de, onun için değil. Yanılıyor olabilirim ama sanırım Muro'nun bana karşı hisleri var. Böyle bir konuya hiç girmedik biz, böyle bir şeyi hiç konuşmadık. Birbirimize hep takıldık, ben hep evde kaldım, o hep beni aldı. Hep sade bi nikahla evlendik falan. Ama ben bunların gerçek olabilme ihtimalini hiç düşünmedim.

Şu an bana "aklımda sen, kulağımda bu şarkı ile ben eve geldim" dediği, Badem'in Sen ağlama'sını dinliyorum. Ben hep, "eve gidince haber ver oğlum, çıtırsın, kaparlar seni" derim. Bu gece böyle haber verdi. O benim arkadaşım, en iyilerden. Dahası biz hep arkadaş olarak biz olduk. Böyle bir şeye hiç ihtimal vermedim, onunla bunu hiç konuşmadım. Konuşmaya cesaretimiz olmadı belki de. Belki de bu konulara girip birbirimizi incitmekten, yanlış anlaşılmaktan korktuk. Ama sinemada ben ağlarken gözyaşlarımı silişleri, meydanın ortasında ben ağlarken bana sarılışı cesurdu, o olamasa da. Ben karmakarışığım, ne düşüneceğimi bilmiyorum, sadece sonuç ne olursa olsun o benim en iyi arkadaşım ve mahvolmasını istemiyorum bunun, N'olur, lütfen.

Bu akşam birbirinden farklı onlarca ana gittim aynı anda, o yaşanmışlıklarda sıkıştım. Ne tümüyle tümünü hatırlayabildim, ne de kurtulabildim hepsinden. Neydi bu bilmiyorum. Tek bildiğim; Benim kafamı boşaltmak için yazmam gerek, yazmak; belki bir deftere, belki bir kitabı. Yalnızca, yalnızım. Çok. İyi geceler orospu dünya. Benim yalnızlığım, benim içimdeki boşluk, benim karmakarışıklığım kimin umurunda ki!

Follow Me on

Facebook | Twitter | Instagram | Pinterest | Bloglovin'

26 Şubat 2014

Kişiye özel hediye :)

Midıl of wiyk'ten herkese selamlar pek bi sevgili folovır!

Geçen haftadan instagram paylaşımlarımla kısaca bahsettiğim günlüklerimde sizlere on parmağında on marifet hatun Aydan Akdemir'den kısaca bahsetmiştim. Kendisi hobilerini, el becerileri ve yaratıcı fikirleriyle birleştirerek ortaya çok güzel işler çıkaran çok başarılı bir ev hanımı. Aydan bu işe butik cupcake ve kurabiyleyle başladı, şimdilerde yaptığı işlerle aldı başını gitti. Ürünleriyle ilk tanışmam Ekim ayında doğum günü olan iki arkadaşım için el yapımı sabunu sipariş vermemle başladı. Sonra bi tane kendime, bir tane de öbür arkadaşıma derken el yapımı sabun aşığı oluverdim :)



Bige'nin Bekarlığa veda partisi için de süslü püslü mis kokulu taşlar :)


Sevgili Aydan bunların dışında butik kurabiye, cupcake, söz, nişan, bebek ve kutlama çikolataları, hediyelikler, anne-bebek kıyafet ve aksesuarları da yapıp satıyor. Aydan neler yapıyor, neler satıyor göz atmak ve sipariş vermek için ona instagram hesabından ulaşabilirsiniz. Siz de benim gibi kişiye özel hediyeleri seven biriyseniz doğru adres @aydanakdemir 

Kişiye özel çikolatalar


Kurabiyeler




Cupcakeler



Kokulu taşlar

Bebek kıyafetleri






Taçlar


El yapımı sabunlar

Hediyelik Lavanta & koku keseleri


Özel hediyelikler



Siz sadece ne istediğinize karar verin gerisini Aydan'ın harika fikirlerine ve marifetli ellerine bırakın. Ben ki mükemmeliyetçi bir aslan kadını olarak bugüne kadar hep beklediğimden fazlasını aldım siparişlerimde. Giderek endüstrileşen dünyamızda hâlâ el emeği göz nuru işler yapan insanları destekliyorum. Hediye alacağınız kişinin mutluluğu bizi de mutlu eder öyle değil mi? Tavsiyemi bi yere not alın, hatta siz Aydan'ı direk takibe alın. Pişman olmayacaksınız aksine teşekkür edeceksiniz bana, eminim yaa!

Follow Me on

Facebook | Twitter | Instagram | Pinterest | Bloglovin'

Vakıf Taşdelen 15 Litre Cam Damacana Artık Mutfaklarda

Hayatımızdaki önemi nedeniyle içeceğimiz suyu seçerken çok titiz davranıyoruz.
Bunun için de suyumuzun özellikle cam ambalajda olmasını tercih ediyoruz.
Uzun yıllardır bu hassasiyetle suyu bize cam şişelerde ulaştıran Vakıf Taşdelen’den beklenen yepyeni ürün işte karşınızda.
Vakıf Taşdelen 3 litrelik cam şişesinin yanısıra şimdi de 15 litre cam damacanada.
Tabii konu sağlık olduğu için Vakıf Taşdelen bu yeni ürününde bütün ayrıntıları da düşündü.
Vakıf Taşdelen 15 litre cam damacanayı sipariş ettiğinizde, BPA içermeyen sağlıklı pompanızı, cam boru seçeneğiyle tercih edebiliyorsunuz. Kısaca sağlıklı cam damacanayı, sağlıklı cam boru ile kullanabiliyorsunuz.
Cam damacanın diğer bir özelliği de plastik olmayan, özel sağlıklı kapağı…
Ayrıca Vakıf Taşdelen 15 litre cam damacanayı, gün ışığını kırarak suya olumsuz etkisiniz azaltan özel tasarım koruma ve taşıma kasası ile birlikte kullanabiliyorsunuz.
Siz de sevdikleriniz için Vakıf Taşdelen 15 litre cam damacanayı tercih edin,
hayatınızda sağlıklı suya yer açın.
Vakıf Taşdelen Facebook
Vakıf Taşdelen Twitter
Vakıf Taşdelen Web
Bir boomads advertorial içeriğidir.

20 Şubat 2014

Sansür :)


Olacağına bak :)

Follow Me on

Facebook | Twitter | Instagram | Pinterest | Bloglovin'

Vücudumla ilgili 33 gerçek


  1. Burnum estetik değil, göğüslerim de silikon değil, hepsi hakiki orcinal Allah'ıma bin şükür. Çok param olsaydı ve kendimde illaki bir şey değiştirmek isteseydim beynimin yarısını ihtiyaç sahibi birine naklederdim, insanlık öldü mü?!
  2. Burun çevremde açık renk minik çiller var ama Tansu Çiller değil ahahha :D ay iğrençti kabul :D
  3. Yanaklarımda ve çenemde 29 yıl sonra kilo vererek varlığını farkedebildiğim gamzelerim var, geç oldu ama kavuştuk.
  4. Boyum Türk Standartlarına göre uzun, 1.76'yım, topuksuz.
  5. Son 1 yılda yaklaşık 20 kg zayıfladım ve kıskananlar çatlasın ne sarkma var ne çatlama.
  6. İriyim ama selülitim yok, ama yok ben illa test edicem deyip tüm gücünle götümü göbeğimi çimdiklersen kusura bakma ama o da senin kıskançlığın bebeyim :D Ben hazırım.
  7. 3 yıl önce akne tedavisi olduğumdan beri hiç sivilcem çıkmıyor. Tüü tüü tüü!
  8. Hayatım boyunca hep uzun tırnaklara özenmişimdir, ama tırnak uzatamamışımdır. Tırnaklarım ince ve kırılgan.
  9. Ellerim büyüktür, özellikle avuç içlerim, hani osmanlı tokadı atabilecek cinsten. Eski bir voleybolcuyum ve smaçördüm, bu tepsi gibi avuçiçi durumunu biraz ona bağlıyorum.
  10. Omuzlarım geniş, belim ince, basenlerim geniş: Yani kum saati vücut tipi. Oooo yeaahhh!
  11. Vücut ağırlığımın neredeyse yarısı kemik ve iç organlarımdan oluşuyor, bu durumda manken olmak isteseydim midem, karaciğerim, göğüslerim ve ve beynimden feragat etmem gerekecekti, doğru olanı yaptım manken olmadım :D
  12. Balık etinin insan vücudunda şekil almış haliyim.
  13. İki kolumda aynı noktalarda benim var, simetri gibi.
  14. Bebek hassasiyetinde bir cilde sahibim.
  15. Parmaklarım biraz daha uzun ya da ince olabilirdi. Buradan kısa ve küt olduğu düşünülmesin yeterince uzun ve olması gereken gibiler ama insanoğlu olarak nankörüz işte buldukça daha fazlasını istiyoruz.
  16. Kalın bağırsağım bir dönem yaşadığım aşırı stres sebebiyle sağlıklı insanlara göre %40 oranında daha dar.
  17. Köprücük kemiği ve leğen kemiği diye bir şey gerçekten varmış, anatomistler yalan söylemiyormuş, zayıfladım test ettim, hepsi yerli yerinde.
  18. Ortaokulda 1 yılda sağ ayak bileği 6 kez çıkan biri olarak kendi çapında dünya rekorumu kırdım. Hani benim Guinnes Rekorum? Haniii?
  19. Kuyruk sokumumun popomun üstü düşerek darbe alması ve kakılması sonucu onu düzeltecek birini bulana kadar geçen 2 küsür yıllık süreçte normal bir insan gibi oturamadım, daha doğrusu "oturamadım".
  20. Kampanya sitelerinden aldığım "yıllık ağda paketi" ağdacı arkadaşın batıkları temizlemek gibi bir alışkanlığı olmadığı için sağ kasığımda 15 cm civarı bir kıl dönmesi oluştu ve 7 dikişli bir ameliyat geçirdim. Gülmeyin, başınıza gelebilir. Ben eski erkek arkadaşımın poposunda çıkınca çok gülmüştüm, neyse ki oramda çıkmadı.
  21. Bel kemiğimde 18 yaşıma gelene kadar gece problemi yaşamama sebep olan bir boşluk vardı, 18 yaşımda kendiliğinden birleşti ve şu an tam belimde sonradan oluşan doğum lekesi gibi bir şey var.
  22. Çok kılı tüyü olan biri değilim, şanslıyım bu konuda. Kollarını, göbeğini, sırtını, yüzünü ve bacaklarının tamamını aldıran insanlar tanıyorum. Ben kadarıyla bile uğraşamazken insanlar bütün vücuduyla nasıl uğraşıyorlar, çok zor olsa gerek. Ama regl düzensizliği nedeniyle bi ara kullandığım hormon ilaçları çenemde ve yanaklarımda birkaç tane kara ve sert kıl çıkmasına sebep olmuştu, hâlâ da nadiren çıkıyorlar gidip hemen iğneli epilasyonla aldırıyorum. Yani "sakalım yok ki sözüm dinlensin" sözü artık benim için geçerli değil.
  23. Saçlarım ince telli, hiçbir zaman Blendax reklamlarında oynayamayacağım.
  24. Vücudumdaki tek küçük şey burnum. Yani aslan burcuyum ama büyük burunlu değilim eheheh :D
  25. Beni saçlarım sarı ve küt iken İpek Erdem'e, zayıflamadan önce Ezgi Mola'ya ve bunların dışında genel olarak kriter gözetmeksizin Demet Akalın'a benzetenler var. Nasıl bir insansam aynı anda birbiriyle alakasız 3 kişiye benzetilebiliyorum. Harikayım!
  26. Kronik migrenim var. Eski bir ülser hastasıyım. 6 kez orta kulak iltihabı geçirdim, en sonunda sol kulak zarım comolokko oldu. Neyse ki kökü bendeydi, yeniden çıkardı, çıktı da.
  27. İlkokul 4. sınıfta yaz tatilinde öyle bir bitlendim ki annem belime kadar olan cağnım saçlarımı gözümün yaşına bakmadan alagarson model kestirdi. Tabii o kesimle Anne Hathaway'e değil 90'lı yılların sonunda Star Tv'de yayınlanan küçük beslemeye benzedim. O gün bugündür saçlarım öyle gür değil, olamadı. E küstü tabi kafa, kim olsa küser!
  28. Sağ el bileğim sola göre daha ince. Sebebi; seneler önce kendimi Supergirl sanıp 20 küsür merdivenden aşağı uçup itinayla kırdığım sağ bileğimi düzeltmeden alçıya alan doktorun aynı bileğimi 30 gün alçıda kaldıktan sonra tekrar kırmak suretiyle tekrar alçıya alması. O herif Hipokrat yemini ederken kafası güzeldi sanırım.
  29. Koca kafalıyım, ama zekiyim de. İlişki yürütemediğim için lan bende bir sorun mu var ki? deyip kendimle yüzleşmek adına gittiğim Psikoterapistin tespiti: Fazla zekisin ve safa yatamıyorsun. E Yüce Rabbim başkalarına vermesi gereken tüm donanımı fazlasıyla bana vermiş ama bunları bolca verdiği için çirkin şansını koyvermiş. Hayırlısı be gülüm!
  30. Hayatım boyunca diş problemi yaşamadım, Allah yaşatmasın, kabir azabı diyorlar! Sadece 2 kez diş çektirdim. O da birincisi ben 9 yaşımdayken üstten gelen köpek dişlerim rahat yerleşsin diye alttaki dişleri çektirişimdi, ikincisi de ne maksatla çıktığı belli olmayan 20'lik dişimi çektirişimdi yaş 28'ken.
  31. Ayaklarım 40 numara ve taraklı. Çocuk mezarı tabiri cuk oturuyor.
  32. Popom güzelmiş, öyle diyolar. Aynaya bakınca bana da öyle geliyor aslında!
  33. Gözlerim 0.75'e 0.50 Hipermetrop Astigmat. Gözlerime çok güveniyordum ama onlar da tıpkı çok güvendiğim eski sevgili gibi yarı yolda bıraktı beni. 
Bu postu neden yazdığımla ilgili bir fikrim yok. Beğenmediysen okumasaydın alla alla :D

Follow Me on

Facebook | Twitter | Instagram | Pinterest | Bloglovin'

19 Şubat 2014

Gazlı Bebek, Anlatılmaz Yaşanır!

Bebeğiniz gazlıysa, kime ne kadar anlatsanız da sizi en iyi, bebeği gazlı olan bir anne anlar. Paylaşılan çareler, anneanne/babaanne önerileri, doktor kontrolleri… Annelerin geçirdikleri o günlerin tarifi yoktur.
Tıpkı anne olduğunuzda, bebeğinizi kucağınızı aldığınız zamanki duygularınızı tarif edemediğiniz gibi…
Uykusuz geceler, insanın kendine ‘acaba sorun ben de mi’ diye sorduğu zamanlar elbette geride kalacak ve o tatlı varlık bir gün en tatlı gülüşüyle size bakacaktır. Peki ama ne zaman?
Dilerseniz biraz neden bebekler gazlı olur bir bakalım, anlamaya çalışalım.
Bebeklerin 55%‘i yaşamlarının ilk aylarında sindirim problemi yaşayabilir çünkü dünyaya geldiklerinde sindirim sistemleri henüz tam olarak gelişmemiştir.
Bebekler için en uygun besin anne sütüdür ve hayata en iyi başlangıcın yapılmasını sağlar.
Bebeğin anne sütü ile beslenmesi için hazırlık yapılması aşamasında ve emzirme esnasında sağlıklı ve dengeli bir diyet uygulamanız önemlidir.
Sütünüzün az olduğunu hissettiğinizde bebeğinizin beslenmesi konusunda her zaman doktorunuza ya da sağlık profesyoneline/uzmanına danışmanız doğru olacaktır.
Doktorunuzun da görüşüyle, gazlı bir bebek için en doğru seçim,
bebeğinizin sindirimi kolay besinlerle beslenmesidir.
Bebelac Nutrikonfor devam sütü, fermentasyon teknolojisi ile üretilmiştir. Fermantasyon, yoğurt ve benzeri ürünlerin üretiminde kullanılır. Fermente ürünler sindirime yardımcıdır.
Bebelac Nutrikonfor 2, 6. aydan itibaren kullanılabilen devam sütüdür. 6. aydan itibaren her gün en az 500 ml anne sütü veya yetersiz ise doktorunuza danışarak devam sütü vermeniz önerilir.
Bebelac Nutrikonfor 2’yi bebeğiniz 1 yaşına gelene kadar kullanabilirsiniz.
Detaylı bilgi için tıklayınız.
Bir boomads advertorial içeriğidir.

Hayat çok boktan

Özellikle de 30'undan gün alıyorsan, 
evde kalmışsan ve en yakın arkadaşın 1,5 ay sonra evleniyorsa. :(


Follow Me on

Facebook | Twitter | Instagram | Pinterest | Bloglovin'

17 Şubat 2014

Keçe Kral Tacı Doğum Günü Magneti

Taslaklarda bekleyen postlardan biriyle daha karşınızda olan Selo kişisinden herkese iyi haftalar!

Kasım'ın 28'inde 1.yaşına giren halasının boklu bıdığı Eymen'in doğum günü için kendi çapımızda bir takım hazırlıklar yaptık. Bunlardan ilki doğum gününe katılan davetlilere dağıtılacak doğum günü magnetleriydi. İnternetten yaptığımız araştırmada çok fazla seçenek gördük, kafamız çok karıştı ama sonuç olarak üzerinde bir takım değişiklikler yapma fikriyle kral tacı magnette karar kıldık.
Erkek çocuğuna mavi, kız çocuğuna pembe genellemesini yoksayarak zemini bayrak kırmızı seçtik ve orjinalinden farklı olarak tac kısmını biraz büyük çalışıp ismi tacın üstüne değil altına ekledik. Böylece internette bulduğumuz modelden daha büyük ve daha bize özel bir magnet oldu.

Doğum günü hazırlıklarında en büyük yardımcım İzmir'den gelen manevi kız kardeşim Bahardı. Canım benim benden çok koşturdu, keçe yetmedi gitti aldı, yapıştırıcı bitti gitti aldı, ben nazar boncuğu beğenemedim benim istediğim gibi bir şey bulmak için çarşının altını üstüne getirdi falan. E biz bu işin profesyoneli değildik, denemeden bilemezdik, yaşayarak görecektik :)

Keçeleri  ve yapıştırıcıyı Cumhuriyet Caddesi'nde her türlü incik-boncuk malzemeyi kolayca bulabileceğiniz Has İnci'den aldık. Taç kısmına kalıp çıkarıp kesmek kolaydı ama isim kısmı göründüğü gibi kolay değildi hele ki 25 tane yapılacağı düşünülürse hiç kolay değildi. İsim kısmını Cumhuriyet Caddesi'nde bir matbaacıya kestirdik. Eve geldik sıvadık kolları. Önce tacımızın kalıbını çıkardık, hepsini çizdik, kestik. Aynı şekilde 1'lerimizi çizip kestik, hepsini silikonla yapıştırdık. Son olarak rulo şeklinde aldığımız magnetten taca uygun büyüklükte parçalar kesip arka taraflarına yapıştırdık. En eğlenceli kısmı onları iyice yapışsınlar diye halının altına koyup üzerinde akrobatik hareketler yapma kısmıydı. O halimizi birileri görseydi halının altına koyulanlardan habersiz olduğu için manyak mı bunlar derdi eminim :)

Bu arada size bir tavsiye keçeden bir şey yapacaksanız yere mutlaka eski bir bez, çarşaf gibi bir şey serin derim, biz serdiğimiz halde bu keçe ne menem bir şeyse her yerimize yapıştı :)
Bir gece halının altında bekletilen magnetlerimizi kar beyaz tülle paketledik. Bu ilk keçe deneyimimizdi. Bu işi profesyonel olarak yapan arkadaşlarınkiler gibi olmaz muhakkak ama acemilik de olsa fena sayılmaz gibi. Ne dersiniz? Eymenin doğum günü magnetlerini beğendiniz mi?

Keçe'den doğum günü hatıra defteri süslemesi için takipte kalın ;)

Follow Me on

Facebook | Twitter | Instagram | Pinterest | Bloglovin'

Çok Sevilecek Erkek Kişisine Notlar Vol6

Bir kadın;

diyen bi adamdan başka ne ister ki?
Bana bu cümle yeter şahsen.

Follow Me on

Facebook | Twitter | Instagram | Pinterest | Bloglovin'

13 Şubat 2014

LE DIV4S Aile İçi Şiddete Son! 10. Yıl Konseri

 
4 İtalyan sopranodan oluşan LE DIV4S Türkiye’de sahneye ilk kez Aile İçi Şiddete Son Kampanyası’nın 10. Yıl Konseri’nde çıkıyor

Aryalar bu kez şiddet mağdurları için söylenecek


Le Div4s Türkiye’deki ilk konserini Hürriyet’in Aile İçi Şiddete Son! Kampanyası’nın 10.Yıl etkinlikleri kapsamında İstanbul’da gerçekleştiriyor. Penti ana sponsorluğunda, Borusan, Most Production, Penti ve Zorlu Center Performans Sanatları Merkezi’nin proje ortaklığında gerçekleşecek konserin tüm geliri şiddet mağdurlarına destek veren Acil Yardım Hattı’na aktarılacak.

LE DIV4S, yeni bir şarkı söyleme konsepti sunma hayaliyle yola çıkmış dört İtalyan sopranodan oluşan, dünyaca ünlü bir grup. Tarihin en büyük opera bestecilerinin ünlü operalarını yenilikçi bir yorumla seslendiriyor, dünyanın her yerinde büyük kalabalıklara söylüyorlar.

Mozart, Bellini, Verdi ve Puccini’nin en ünlü ve etkileyici parçaları, tabii ki her zaman orijinallerine sadık kalarak, bu dört ses için yeniden düzenleniyor. Repertuarın geri kalanı, orkestra sesli sofistike pop ezgileriyle sunulan ünlü İtalyan ve uluslararası şarkılardan oluşuyor.

Klasik müzik eğitimi alan Denise, Isabella, Vittoria ve Sofia, ilk defa Andrea Bocelli eşliğinde 2008 yılında Roma’da sahneye çıktılar. O tarihten bu yana Bocelli’yle yaptıkları işbirliğinin yanı sıra, dünyanın pek çok yerinde önemli kültürel kuruluşlar, uluslararası canlı etkinlikler ve TV şovlarında sahne aldılar. Gördükleri sanat eğitimi ve projelerinin orijinalliğiyle her zaman beğeni topladılar.

Le Div4s Türkiye’deki ilk konserini 8 Mart Dünya Kadınlar Günü haftasında İstanbul’da gerçekleştiriyor. Konser, Hürriyet’in Aile İçi Şiddete Son! Kampanyası’nın 10. Yılı vesilesiyle, kampanya kapsamında 7 gün 24 saat hizmet veren Acil Yardım Hattı yararına düzenlenecek. Penti ana sponsorluğunda Borusan, Most Production ve Zorlu Center Performans Sanatları Merkezi’nin proje ortaklığında gerçekleşecek konserin tüm geliri şiddet mağdurlarına destek veren Acil Yardım Hattı için Aralık Derneği’ne bağışlanacak. 

7 Mart 2014 tarihinde saat 20:30’da, İstanbul Zorlu PSM’de gerçekleşecek konserin biletleri Biletix’ten alınabilir. 

Le Div4s hakkında

DIV4S bugüne kadar dünyaca ünlü yıldızlarla yan yana Palma de Mallorca (Ono Stadyumu), Atina (Odeion of Erode Atticus ve Salle de Megaron), Londra (02 Arena), Dublin (The 02), Manchester (Men Arena), Singapur (Gran Prix F1), Belgrad (Sava Center Hall) gibi önemli sahnelerde, festivallerde, Varşova’dan Singapur’a pek çok şehirde konser verdi. Andrea Bocelli’yle birlikte, Dublin, Belfast, Liverpool, Birmingham şehirlerini kapsayan başarılı bir turne ve Brezilya, Sao Paolo’da 20.000 kişilik dinleyici kitlesi önünde açık hava konseri gerçekleştirdi. Opera adlı ilk albümleri, Div4s’in iki yıl boyunca dünya çapında icra ettiği canlı performanslarda bir gezinti niteliğinde.

Acil Yardım Hattı hakkında

Hürriyet Aile İçi Şiddete Son! Kampanyası kapsamında 2007’de açılan Acil Yardım Hattı, 
0212 /0549 656 96 96 şiddet mağdurlarına 7 gün 24 saat hizmet veriyor. Telefonlarına sadece uzman psikologların ve avukatların baktığı Hat, bugüne kadar 38 bin çağrı aldı. Yaklaşık 18 bin şiddet mağduruna destek olan Hat, Türkiye’nin her şehrinden ve 14 farklı ülkeden arandı. 2000’e yakın acil ve hayati tehlike içindeki şiddet mağdurunu emniyet güçleriyle işbirliği yaparak güvenli ortamlara ulaştıran Acil Yardım Hattı’nı arayaların yüzde 92,8’i kadın, yüzde 4,3’ü erkek ve yüzde 2,9’u çocuk.
Her iki mağdurdan biri fiziksel şiddetten şikâyet ederek arıyor. Bunların yarısına yakın kısmı ise fiziksel şiddetin yanı sıra bir ya da birkaç şiddet türüne maruz kalıyorlar. 3 mağdurdan 1’i sözel, duygusal şiddete maruz kaldığını ifade ediyor. Sadece sosyal, ekonomik yada cinsel şiddetten söz edenlerin oranı yüzde 26.

Follow Me on

Facebook | Twitter | Instagram | Pinterest | Bloglovin'

12 Şubat 2014

14 Şubat planım

Ben her fırsatta sevgilim yok diye yırtınıyorum, millet bana kalkmış 14 Şubat planımı soruyor.
Alın size 14 Şubat planı:

Başka sorusu olan?
Konu kapanmıştır. 
Şu aşk böcüğü modunda postlar yazıp beni birkaç gün blogger dashboard'a girmemek zorunda bırakmayın, akıllı olun!
İyi ki bi sevgiliniz var, 
hepinizi deli gibi kıskanıyorum.
Hıhhhh!!!!

Follow Me on

Facebook | Twitter | Instagram | Pinterest | Bloglovin'

10 Şubat 2014

Faber-Castell ‘Renkli Yönetmenler’ Facebook Uygulaması ile her hafta 10 aktivite bileti kazanma fırsatı!

Çocukların eğlenirken yaratıcılıklarını geliştirmesine yardımcı olan Faber-Castell yeni Facebook uygulaması ile çocukların sömestr tatillerine renk katıyor!
25 Ocak Cumartesi günü çocuklar Tepe Nautilus CineMaximum fuaye alanında seans öncesi Faber-Castell'in onlar için hazırladığı süpriz ile karşılaştılar. Faber-Castell "Hayal Gücünün Ürünleri" ile yaratıcılıklarını konuşturdular, birbirinden güzel objeler yaptılar.

Çocuklar filmlerini izlemeye salona girdiklerinde, Faber-Castell ekibi çocukların eğlenceli keçeli kalemler ve değiştirilebilir tablet suluboya ile tasarladıkları nesneleri renkli film afişlerine dönüştürdü. Seans çıkışı kendi tasarımlarını film afişlerinde gören çocukların şaşkınlıkları ve sevinçleri görülmeye değer!
Şimdi bu sürprizi Faber-Castell yeni Facebook uygulamasına taşıdı. Çocuklar Faber-Castell eğlenceli keçeli kalemler ve değiştirilebilir tablet suluboya ile tasarladıkları nesneleri uygulamada yer alan film afişi şablonlarına yerleştirerek kendi filmlerinin yönetmeni ve afiş tasarımcısı oluyorlar.

Hazırlanan film afişleri içerisinden en çok beğenilen, oy alan tasarımların sahibi olan küçük yönetmenler müze veya sinema bileti kazanma fırsatı yakalıyorlar.
Eğlenceyi yakalamak isteyen çocuklar https://www.facebook.com/FaberCastellTurkiye/app_291525467663299 sayfasından uygulamaya ulaşabiliyor.

Faber-Castell sosyal hesaplardan takip edebilirsiniz:
www.facebook.com/FaberCastellTurkiye
@Faber_CastellTR

Bir boomads advertorial içeriğidir.

06 Şubat 2014

Anne Sütü Mucizedir

Sevgili anneler, anne sütü mucizedir, bebeğiniz ilk doğduğu andan itibaren büyüme ve gelişme için gerekli olan tüm sıvı, enerji ve besin ögelerini içerir. Eşsiz içeriği ile bağışıklık sistemi gelişimini destekler, antibiyotik kullanımı gerektiren hastalıkları azaltır.

Bebeğinizin bağışıklığını guclendirmek için onu 2 yaşına kadar anne sütü ile besleyin. Anne sütü alımı azaldığındaysa bebeğinizin bağışıklığını Aptamil ile desteklemeye devam edebilirsiniz.
Detaylı bilgi için tıklayınız.
Bir boomads advertorial içeriğidir.

veeee Selo'ya kısmet çıkar :D


ahahaahah kısmet çıktı asafkdlfkjladsşgja   
halaaa gülüyorum amk   
evde kalmış kızlar; Facebook'da durum güncellemesi yapın, kısmetiniz çıksın 

Follow Me on

Facebook | Twitter | Instagram | Pinterest | Bloglovin'

04 Şubat 2014

Hayat Lokmanı Paylaşınca Güzel

Kadıköy’de adını bilmediğim bir fırın.. 

‘Askıda kahve’ hikayesini bilmeyen yoktur. Ama bilmeyenler için yine paylaşmak istiyorum.

İtalya’da Venedikte kenar mahallelerinden birinde, bir cafe-barda, espressolarımızı içiyorduk. İçeri giren müşterilerden biri barmene “due caffee, uno sospeso” (iki kahve, biri askıda) dedi. İki kahve parası verdi. Bir kahve içip gitti. Barmende duvarda asılı duran çiviye bir küçük kâğıt astı. Biraz sonra içeri iki kişi girdi. Onlarda “trio caffee, onu sospeso” (üç kahve, biri askıda) dediler. Üç kahve parası verdiler ve iki kahve içip gittiler. Barmen “askı” ya yine bir küçük kâğıt astı. Bunun gün boyu böyle sürdüğü anlaşılıyordu. Bir süre sonra kahveye üstü başı biraz eski-püskü, belli ki yoksul bir kişi girdi ve barmene ”onu caffee sospeso” (askıdan bir kahve) dedi. Barmen hemen bir kahve hazırladı ve yeni müşterinin önüne koydu. Yoksul kişi kahvesini içtikten sonra para ödemeden çıktı gitti. Barmen ise duvara astığı kâğıtlardan birini kopardı, parçalayıp çöpe attı. Bu gözlemimizin sonunda gözlerimizi yaşartan, fakat kesinlikle örnek almamız gereken bir “İtalya toplum terbiyesi” öğrendik. Yardım etmek için insanların gereksinimlerini belirlerken, yalnızca yaşamsal gereksinimlerle sınırlı kalmak zorunda değiliz. Bir Venedik’li için yaşamsal olmasa da kahve, günlük yaşamda önemli bir yer tutmaktadır. Kahve içebilecek kadar parası olmayan kişilere yardım edebilecek düzeydeki kişiler, kendileri bir kahve parası daha ödüyorlar. Yardım ettiği kişiyi görmedikleri için bu kişilerde daha mutlu oluyorlar. Kimden geldiğini bilmedikleri bu ikramı kabul eden kişiler ise huzurlu oluyor. Yardım eden ile alan arasında, bu cafe-bardaki garson gibi, köprü görevi yapan kişilerin ise güler yüzlü ve sevgi dolu olmaları gerekiyor. İçeri giren yoksul bir kişinin “bana askıda kahve var mı” diye sormasına gerek bırakmamak için “askıda kahve” olduğunu belirten kâğıt parçalarını kolaylıkla görünen gir yere asmak ise bu olgunun çok zarif bir bölümünü oluşturmaktadır.

Askıda kahve uygulamasının bir değişiği Kadıköy’de bir fırında var. İhtiyaç sahibi insanlar için ‘askıda ekmek’ bu dünyada hâlâ iyi insanların olduğunun en güzel kanıtı bence. Kadıköy'de adını bilmediğim bu fırının hayata geçirdiği "sağ elin verdiğini sol elin görmediği iyilik hareketi"ni Bursa'da gittiğim fırınlarda da görmeyi ve hiç görmediğim birilerine askıda ekmek ısmarlamayı çok isterdim. Kime yardım ettiğini bilmeden bir iyiliğe katılmak ne kadar güzel olurdu. Hatta bu uygulama daha bir çok yerde uygulanabilir. Askıda kitap mesela! Kitap okumayı seven, ama alım gücü yetmeyen insanlar için kitaplar. Tabi 1 kitap ile 1 ekmek arasında maddi olarak fark var. Parasını verip alamıyorsak da mesela okuduğumuz ve evimizdeki kitaplıklarda tozlanmaya mahkum ettiğimiz kitapları götürüp ihtiyaç sahiplerine vermesi için kitapçılara bağışlayabiliriz. Kitapların rafınızdan daha fazla güzel duracağı bir yer varsa oda okumak isteyen ihtiyaç sahibi bir insanın elleridir ve aklıdır. 

Hayat -gerçekten- paylaşınca güzel.

Follow Me on

03 Şubat 2014

Bursa Blogger Buluşması Vol.2 | Sponsorlarımız II

Kendini bildi bileli sevilmeyen bir Pazartesi akşamından herkese pek bi selamlar blogcum!

Buluşma sponsorlarımıza kaldığımız yerden devam ediyorum. Hediye çok ve hepsi birbirinden güzel olunca yaz yaz bitmiyor tabii :)

Neva Kozmetik

Saç bakımı deyince akla gelen ilk markalardan. Boyalarını ve spreylerini yıllardır memnuniyetle kullanıyoruz. Kumral tonundaki saç boyasını saçlarını sürekli o renge boyatan ablam havada kaptı. Önümüzdeki günlerde butik kuaförlük yapıp boyayacağım hanfendinin saçlarını. Glossing serumla da güzel bir bakımını yaparım artık :)
Diğer ürünleri kimseye vermek gibi bir niyetim yok. Nutritive serum denenecekler arasında yerini aldı, acil bakım sıvı saç kremi her banyodan sonra kullanmaya başlandı bile. Neva Kozmetik'e bu şahane ürünler için çok çok teşekkürler!


Dore Çorap

Bize yine birbirinden güzel çoraplar göndermiş. Çocuk külotlu çorap ve taytı yeğenlerim sevinç nidalarıyla havada kaptı. Dore çok geniş bir ürün yelpazesine sahip ve ürünleri kalitesine göre çok uygun fiyatlara satılıyor. Dore'ye çok teşekkürler, giydikçe anıyoruz :)

Mumyak

Güzel kokuları ve mumları çok seven biri olarak bana harika kokulu bir mum göndermiş.
Sigara kullanmayan ve evinde sigara içtirmeyen biri olarak misafir geldiğinde mutfakta izin veriyorum ve sigara dumanını alsın diye mum yakıyorum mutlaka. Mumyak'tan gelen bu güzel kokulu mum hem sigara dumanını yok ediyor, hem de etrafa çok güzel bir koku veriyor. Teşekkürler Mumyak :)

Eyüp Sabri Tuncer

'e Doğal zeytinyağlı sıvı sabun, kolonyalı mendil ve parfüm testerları için teşekkürler.
Kolonya deyince aklımıza gelen ilk isimdir çocukluğumuzdan bu yana. Zeytinyağlı sıvı sabun ellerde normal sıvı sabunlar gibi bir yapışkan his asla bırakmıyor, kolay durulanıyor ve içeriğindeki zeytinyağı sayesinde elleri yumuşacık yapıyor. Kullandığım sabunu bir kenara bıraktım, şimdi bu sabunu kullanıyorum ;)

Ixora

Koku konusunda alışkanlıklarından vazgeçemeyen biri olarak Ixora Pastel serisi White Musk' parfümün kokusuna bayıldım. Normalde çiçek kokuları kullanamıyorum, ağır geliyor ama bu koku gerçekten çok güzel. Ixora'ya parfüm ve diğer hediyeleri için teşekkürler.

WHITE MUSK (BEYAZ MİSK)
KOKU AİLESİ: ÇİÇEK, ODUNSU, MUSK (FLORAL WOODY MUSKY)
KOKU NOTALARI: MUSK, İRİS ÇİÇEĞİ, ZAMBAK, YASEMİN, GÜL, AMBER

Watsons

Alışveriş deyince kozmetik kategorisinde en sevdiğim!
Her ay 2-3 kez düzenli giderim, indirimleri, kampanyalarını takip ederim. Bir şeye ihtiyacım yoksa da mağazaya girince mutlaka alacak bir şeyler bulurum. Watsons'un renkli dünyasını, kendi marka ürünlerini ve kampanyalarını seviyorum.
Bize birbirinden güzel hediyelerle dolu şık ambalajında bir yılbaşı hediye kutusu göndermiş.
Lavantalı ıslak mendil, Rimmel London maskara ve Çilekli Milkshake kokulu el kremi zaten severek kullandıklarım arasında. Diğer ürünleri de sayesinde kullanma imkanı bulduk.
Teşekkürler Watsons seni çok seviyorum :)

Doğadan

Diyete başladım başlayalı sıvı kategorisinde su dışında yalnızca çay ve bitki çayı tüketebilen biri olarak Doğadan'la sıkı bir ilişkimiz var. Büyülü bohça tarçınlı elma favorilerimden. Early Grey kokulu çay siyah çay keyfinde klasikleşti zaten benim mutfakta. Doğadan'ın gönderdiği bu güzel paket sayesinde Chai ve beyaz çayı da deneyeceğim. Teşekkürler Doğadan!

Turuncu Kasa

'ya narçiçeği tonlarındaki bu güzel ruj için teşekkürler. Turuncu kasa indirimlerini sıkı takip ettiğim online bakım marketlerinden biri. Özellikle Bioderma ürünlerini kullanıyorsanız Turuncu Kasa'yı takip etmeniz tavsiyemdir, akıllara zarar indirimler oluyor ;)


Orkide Hareketi

de buluşmamıza güzel bir hediyeyle katkıda bulunanlardan. Orkide Hareketi'ni bilmeyenler varsa şöyle buyursun. Orkide Hareketi'ne göz rengime çok yakışacak bu ikili far için teşekkürler.

Doa Kozmetik

'e %100 doğal kozmetik ürünleri için teşekkürler. Lavanta hastası biri olarak Lavanta suyunu görünce ayrı bir sevindim, şişeyi yarıladım bile :(

Fulser Kozmetik

Fulser, Tresan ısırgan otu şampuanını lise yıllarında kullandığım için daha önceden bildiğim bir firma. Buluşmamıza misafir olarak katılan Esma Hanım'ın tanıtımını yaptığı M.Asam Magic Finish fondötenle tanışınca o güne kadarki fondötenler bir yana, Magic Finish bir yana dedim. Ne harika bir üründür o! Testerlarını kullandım, yüzümde bıraktığı kadife his harika! Ayrıca öyle doğal duruyor ki yüzümde fondöten yokmuş gibi. Tresan kayın ağacı özlü saç toniğini de kullanmaya başladım, deneyim yazılarım fırsat buldukça blogda olacak! Bu harika ürünler için Fulser'e ve buluşma günü bizi bilgilendiren Esma Hanım'a çok çok teşekkürler.

Saç Tebeşirleri

Geçtiğimiz yıl, lise yıllarından beri süre gelen mavi saç hayalim saçımda küçük bir tutamı mavi boyatmamla gerçek olmuştu. Ancak saçlarınız ince telliyse, renkli boyanın tutması için saçınıza zemin olarak uygulanan oreal işlemi saçınızı mahvedebilir, nitekim benimki öyle oldu. Hevesimi alacak kadar 5-6 ay kullandım ama koparak dökülen saçlarımı oreale ve renkli boyaya mağruz bırakacak bir şey uygulamayacağıma da kendi kendime söz verdim. Tam bu noktada Sevgili Özlem'in sayfasında sıkça gördüğüm saç tebeşirleriyle tanıştım. Saç tebeşirleri sayesinde saçınızı ona zarar vermeden istediğiniz renge boyayabilirsiniz, yıkayınca kolay çıkmasına rağmen yıkayana kadar kalıcılığını koruyor.
Saç tebeşirleri'ne bu görünce çığlık atarak sevinçle zıpladığım 12'li tebeşir seti için çok teşekkürler.

Alfar Kozmetik

'e Elite ve Catherine Arley markasının hepsini severek kullanacağımız ürünleri için teşekkürler.
Catherine Arley'in ojelerine, Elite'in simli eyeliner'ına bayıldım. Şu renklerin güzelliğine bakar mısınız :)

Durance

bizi bu buluşmada da unutmamış. Parfüm ve vücut losyonu testeri göndermiş. Geçen buluşmada gelen lavanta parfümü gibi bu seferki mine kokusu da muhteşem. Bir de bloggera özel indirim kartı göndermişler, ah keşke Bursa'da mağaza olsa da indirim kartını bahane ederek bi dünya alışveriş yapabilsek :) Teşekkürler Durance!

Kozmopoli

Tırnaklarıyla başı dertte olan Selo kişisi için en güzel hediye bu olsa gerek! Teşekkürler Kozmopoli'ye. Parmaklarımı hunharca kullandığım ve sürekli klavye başında bir işim olduğu için takma tırnak kullanmaya biraz soğuk bakıyordum. Ancak kozmopoliden gelen paket önyargımı kırıp takma tırnak kullanmama sebep olacak gibi. İlk fırsatta özel bir günde uygulanmak üzere sabırsızlıkla bekleniyor!


Hediyeler bitmek bilmiyor, yazılar da. Sponsorlarımızın son kısmı önümüzdeki günlerde blogda olacak. Takipte kalın!
Yaşasın blog yazmak, yaşasın hediyeler!! :)

Follow Me on

Facebook | Twitter | Instagram | Pinterest | Bloglovin'

Hoopp birader baksana bi'!

Bu blogdaki tüm yazılar ve bazı görseller (alıntı olanların URLsi belirtilerek) supercellma tarafından eklenmiştir ve 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. maddesi gereğince kopyalamak, ticari amaçla kullanmak, yazar ismi belirtilmeden alıntı yapmak ve link vermeden kullanmak dahi suçtur. Aksini iddia eden varsa yolarım. Her türlü pisliği de yaparım. Hee akıllı olun canımı yiyin. Emek hırsızlığına karşı destek ve Emeğe Saygı lan. Dirsek çürütüyoz burda...!!

 

supercellma Template by Ipietoon Blogger Template | Gadget Review

back to top