01 Ağustos 2014

Yıkılmadım, Ayaktayım.

30'una geriye sayım yapan Selo kişisinden Haloo folovırlarım!

Bugün, Blogger ekranını açıp bu postu yazmaya niyetlendiğimde hissettiğim şey aylarca KPSS'ye çalışıp sınavda bildiği her şeyi unutan yurdum insanının hissettiğiydi. Sahi siz n'aptınız ben yokken? Özlediniz mi beni? :)

En son ne zaman adam gibi post yazdım bilmiyorum. Defalarca laptopumu kucağıma alıp niyetine girdiysem de her seferinde bir aksilik çıktı ve bir harf bile yazamadan kapattım o ekranı. Benim yazmam gerek, benim mutlaka yazmam gerek diye ağladığım anlar bile oldu. Ama o iki satırı yazacak fırsatım bir türlü olmadı. Blogu açtığım ilk zamanlarda vaktim çoktu, yazacak bir şey bulamıyordum, şimdiyse tam tersi, hay aksi!! Ama bilin ki buraları boşladıysam da haklı sebeplerim var; hastalık gibi. Babamın rahatsızlığı tüm hayatımın yörüngesini değiştirdi ve iş-ev-baba evi üçgeninde yaşar oldum. Kendimi bok gibi hissettiğimi söylememe gerek var mı? Ölüm denen şey günlerce burnumuzun dibinde dalga geçti bizimle ve neyse ki babam yoğun bakımdan çıkabildi, içeri girip çıkamayan onca hastanın aksine.
Nöroloji ne biçim bir bölümse gelen yoğun bakıma oradan morga. Bu rutini değiştiren birkaç kişiden biriydi babam, çok şükür. 3 yıl önce İzmir'e evlenen ve her fırsatta bana ne zaman geleceksin Selo? diye sitem eden Bahar kız kardeşime gittiğim gece rahatsızlanmış babam. Ben Eski Foça'ya indim, haberi geldi. Tam okulların kapandığı gündü, dönmek için hemen otobüs bulamadım, dönemedim. İzmir-Bursa arası kaç km bilmiyorum ama o yollar uzadı uzadı da bitmek bilmedi. Allahtan Bahar kötü haberden sonra ben seni yalnız başına göndermem deyip benle Bursa'ya geldi de yollarda yığılıp kalmadım. Biz hastaneye girdik babamı yoğun bakıma aldılar, göremedim falan. Babam yoğun bakımdan çıkana dek kabus gibi günler geçirdim. Dünya gözüyle göremeden ölürse kendimi affetmem diye günlerce kendime sövdüm. Halbuki nereden bilebilirdim ki böyle bir şeyin olacağını? Bilsem gider miydim!

Babamın rahatsızlığı beyin kanamasıyla patlak verdi. Ardından beyinciğinde çok büyük bir tıkanıklık çıktı. Kanamayı kontrol altına almadan tıkanıklığa müdahale edemediler, çünkü kullanacakları kan sulandırıcı ilaç kanamayı arttıracaktı. Yoğun bakımda günler onu iki, üç dakika internet üzerinden görebilmekle geçti. O oracıkta öylece yatıyor, bilinci kapalı, belki bizim onu beklediğimizi ve onun için dua ettiğimizi hissediyor ama tepki yok. Yoğun bakımdan normal odaya çıkmasına sevinmeye fırsat kalmadı yan yataktaki amcanın ziyaretin kısasının makbul olduğunu bilmeyen ve bitmeyen ziyaretçi trafiği yüzünden enfeksiyon kaptı babam. Hastanedeki günler tek kişilik özel odada temas izolasyonu kontrolüyle devam etti. Günlerce gittik, kapıdan el sallayıp çıktık. Bir yaklaşıp göremedik bile. Doktorun en başından beri "her şeye hazırlıklı olun, her an her şey olabilir" cümlesi her birimizin kulağında çınladı durdu ve biz çaresiz, dua etmekten başka hiçbir şey yapamayarak geçirdik o günleri. Taburcu oldu eve çıktı, en azından yanında olabileceğiz diye sevindik, hastaneye gitmek gelmek de bir dert çünkü, hele ki çalışıyorsan. Doktorun talimatına göre dört farklı bölümden randevu aldık ve geçtiğimiz hafta başı tüm bölümlere kontrole götürdük babamı. Beyincikteki tıkanma ve felcin üstüne bir de kalbinde ciddi bir rahatsızlık çıktı, ciğerleri de bitmiş. Geçen Perşembe yine hastaneye yatırıldı, kan verildi, hava verildi, ilaçlar, kontroller falan. Dün taburcu oldu, on gün sonra tekrar kontrolü var. Doktorların durumuyla ilgili söyledikleriyse; "biz elimizden geleni yapıyoruz, gerisi Allaha kalmış."

Ben babasına çok düşkün biri değilim, takip edenler bilir. Babam bir şizofreni hastası ve hayatımın 27 yıllık kısmının mahvolmasının baş mimarı. Çoğu zaman ona sinirlenince ölse ağlamam bile sanırım deyişlerimi anımsadım ve bok yemişsin sen dedim kendi kendime. Öyle olmuyormuş blog, köpek gibi de üzülüyormuşsun, üzüntün içine çöküyormuş, bildiğin tüm duaları tekrar tekrar ediyormuşsun bir an önce iyi olsun diye. Bu hastalık sayesinde 30 yıldır yüzleşmediğim hislerimle yüzleştim, babama karşı olan. Daha birkaç ay önce Soma'da ölen hiç tanımadığım insanlar için bile günlerce ağlarken kendi babamın onu ölümle burun buruna getiren hastalığına üzülmemem mümkün mü? Değilmiş, öğrendik. Siz benim yediğim boku yemeyin, sinirliyken aileniz, sevdiğiniz insanlar için ölürse üzülmem, ağlamam gibi şeyler söylemeyin. Sonra bir de bu yüzden yiyiyorsunuz kendi kendinizi.

Benim günlerim yaşama sevincimi kaybetmeye yüz tutmuş şekilde böyle geçti. Neyse ki bayramın 2. günü akşamı ani bir kararla kısa bir Çınarcık kaçamağı yaptım da iki insan gördüm, dünyaya döndüm. Stresten 10 gün önce gelen reglimi, 8-6, 7-6'larda gezen tansiyonumu, uykusuzluktan tutan migrenimi, yorgunluktan ödem yapan vücudumu hiç söylemiyorum bile. Yazılacak bir dünya deneyim yazım, düzenlenip yayınlanmayı bekleyen videolarım, heyecanlarım, maceralarım, şakalarım, komikliklerim var ama hak verirsiniz ki tadım yok. Biliyorum siz beni neşeli, her şeye siktiri çekmiş, dünyayı boş vermiş halimle sevdiniz ama hayat bazen tam olarak öyle değilmiş lan. Bu 1,5 aylık süreçte fark ettim ki ben büyümüşüm, ben sorumluluk almayı öğrenmişim, ben insanların fikirlerine, bilgilerine saygı duyduğu, danıştığı biri olmuşum, ne de güzel olmuşum. Bu hastalık yüzünden ağız tadıyla bir 30 yaş sendromuna girememiş olabilirim ama her fırsatta bu konuda acitasyon yapıp kısa süreli depresyonlarıma gireceğim, hatırlatın. Günlerce girip bakmadım bile ama birileri hep girmiş, bakmış, okumuş, boş bırakmamış buraları ben yokken. Evlilikler gerçekten "iyi günde, kötü günde" şartına uyuyor mu bilmem ama blog dünyası uyuyormuş, vefalıymış. En kısa sürede hayatı daha normalde dönmüş bir Selo kişisi olarak karşınızda olmak ümidiyle,

Ben gidiyorum, 2 gün sonra doğup dönücem :) 

Follow Me on

6 kişi "açılın ben doktorum" demiş :

  1. allahtan şifa diliyorum babanız için :( Her ne olursa olsun baba babadır. Candır .

    YanıtlaSil
  2. Çok geçmiş olsun. ..
    Kendini fazla heder etmesen çok iyi olur. Vicdan azabı olusturacak bir günahın yok.
    Yaşam hepimiz için çok kısa ne yazık ki.

    YanıtlaSil
  3. inşallah en yakın zamanda sağlığına kavuşur ve sen yine eskisi gibi burda güzel güzel şakırsın...
    Çok çok geçmiş olsun tekrar...

    YanıtlaSil
  4. bende babamla zor günler geçirdim selocum. sadece ben değil ailenin diğer üyeleri. hep zor oldu hayat.
    ama gün geldi kaybettik babamı öyle özlüyorum ki şimdi bir bilsen.
    inşallah baban çok iyi olur...bu zor günlerde geçer selo. senin mutlu anlarını da bekliyoruz cnm :)

    YanıtlaSil
  5. geçmiş olsun selo kendine iyi bak emi...

    YanıtlaSil
  6. Ne olursa olsun can parçan işte inşallah hayatın en hayırlı şekilde yoluna girer...

    YanıtlaSil

Hoopp birader baksana bi'!

Bu blogdaki tüm yazılar ve bazı görseller (alıntı olanların URLsi belirtilerek) supercellma tarafından eklenmiştir ve 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. maddesi gereğince kopyalamak, ticari amaçla kullanmak, yazar ismi belirtilmeden alıntı yapmak ve link vermeden kullanmak dahi suçtur. Aksini iddia eden varsa yolarım. Her türlü pisliği de yaparım. Hee akıllı olun canımı yiyin. Emek hırsızlığına karşı destek ve Emeğe Saygı lan. Dirsek çürütüyoz burda...!!

 

supercellma Template by Ipietoon Blogger Template | Gadget Review

back to top