29 Nisan 2014

Masum İnciler Pink Spring Party

Evlat olsa sevilmez bir Salı gününden herkese selamlar folovırlarım (Bilgisayarımın istikrarlı bir şekilde üst üste 3 gün cortlamasından dolayı draftta kaldı, bugün telefondan yayınlayabildim)

Neyse ki Selonuz sizin için iç açıcı görsellerle dolu bir post hazırladı da sizi birkaç dakikalığına da olsa bunalımdan kurtaracak :)

Beni Instagram'dan takip edenler bilir. Selonuz 11 Nisan'da Kitap Evi Otel'de Bursa'nın en iyi ve en kaliteli moda & makyaj bloggerlarının davet edildiği Pink Spring Parti'deydi. Daha önceki etkinliklerde de organizasyonda yardımlarını esirgemeyen Masum İnciler blogunun zarif sahibi Burcu bu kez tek başına harika bir organizasyonu üstlendi. Bu postu yazıyorsam onun sayesinde. Kendisine konukları mutlu etmek adına en ince ayrıntının dahi düşünüldüğü bu harika buluşmaya beni de davet ettiği için bir kez de siz folovırlarımın önünde teşekkür ediyorum, çok iyi iş çıkardın, tebrikler bebek! (Kokulu öpücük)

Burcu etkinlik için mekan tercihini Kitap Evi Otel'den yana kullanmış. Aramızda kalsın ama ben doğma büyüme bir Bursalı olarak methini çok duyduğum bu mekâna daha önce gelmediğim için kendimden utandım. Kitap Evi Otel Bursa'nın merkezinde, Tophane sırtlarında, harika bir manzaraya sahip, merkezde olmasına rağmen gürültüden uzak, huzur dolu, romantizm dolu, otantik bir mekân. Otel yetkilileri bize etkinlik için otelin kış bahçesini ayarlamışlar. 
Ben yine her zamanki gibi geç kalarak etkinliğe en son katılan oldum. Otel'e gittiğimde resepsiyonist tarafından doğrudan kış bahçesine yönlendirildim. Herkes masadaki yerini almış, sohbete başlamıştı bile. Harika bir sunumla ve birbirinden lezzetli ikramlarla dolu masa olabildiğince güzelliğiyle bizi bekliyordu.
Benim de katılımımla parti 13:00 gibi başladı. Derin PR'dan Burcu Hanım bize Arnica Merlin Süpürge ve Konjac Sünger sunumlarını yaptı. Konjac Sünger'in içeriğini ve nasıl kullanacağımız hakkında bilgilendirdi. 
Burcu Hanım'ın aramızdan ayrılmasından sonra başladık muhabbete. Bir yandan bizi büyüleyen parti detayları, yeni çıkan kozmetik ürünler, trendler, bakım, blog dünyası hakkında konuşup yeni arkadaşlarımızla kaynaşırken bir yandan da masadaki beni ye diye gözümüzün içine bakan lezzetli ikramları mideye indirdik. Kitap Evi Otel'in insana huzur veren atmosferini kokladık bol bol. Oteli gezip herbiri ayrı bir konseptte hazırlanan odaların müsait durumda olanlarını gezip fotoğrafladık. Şen kahkahalarımız bahçeyi doldurdu.Ve tabiiki, bol bol fotoğraf çekindik.
Masadaki oturma düzenimiz Renkli Yansımalar'ın tasarımını yaptığı amerikan servisler ve bu güzel yaka kartlarıyla belirlenmiş. Evet hep söylerim küçük detaylar önemlidir ve hatırlanır kılar diyeYaka kartının güzelliğine bakar mısın sayın folovır. Renkler ve dizayn şahane olmuş, kitap ayracımı  ve konuşma balonlarından kapabildiğimi kaptım, masadan amerikan servisi bile aldım :) Berrak Hanım'ın itinalı davrandığı çok belli. Ellerine, zevkine yüreğine sağlık, kendisine tekrar tekrar teşekkürler. Yani hayırlı bir kısmet çıksa da sipariş verecek bir şeyler bulsam diyorum :) Siz de özel günlerinizi renklendirmek için Renkli Yansımalar sayfasını mutlaka ziyaret edin. Benden söylemesi ;)
Burcu aramıza yeni katılan 3 arkadaşımızı da masanın orta kısımlarına yerleştirerek kaynaşma olayını çaktırmadan hızlandırmış. Bu kızlar kilo yapmayan tatlı çıktı sayın folovırlarım. Hepsi sevilesi, öpülesi. Hem imla kurallarını da biliyor ve uyuyorlar :P
Masada bizleri bekleyen bonibon dolu kavanozu ve yemeye kıyamadığımız bu güzel kurabiyeleri bizim için By Emir Mutluluk Dükkanı hazırlamış. Hatta taze taze yiyelim diye son gün yapıp kargoya vermiş. Tarak figürlü kurabiyenin güzelliği kalp ben. Bir kocaman teşekkür de By Emir Mutluluk Dükkanı'na. Bonibonları yedim ama kurabiyemi olası bir tatlı krizi için saklayacağım :)
Selonuzun Arnica Merlin süpürge sevinci :) Hem de yeşil :)
Siz burada her ne kadar çığlığımı duyamasanız da bu hediyeyi görünce bir sevinç çığlığı bastığım doğrudur. Sabunlarımın güzelliği :) Sabunopia'nın tasarımcısı Sevgili Pınar Hanım'ın etkinliğimiz için gönderdiği bu sabunların rengine de, kokusuna da, modeline de bayıldım bayıldım. Artık kokulu sabunlar partilerde, mevlütlerde, kına gecelerinde, nikahlarda ve bir çok etkinlikte sıkça gördüğümüz güzel hediyelerden. Ama böyle güzelini daha önce göreniniz var mı? Sanmıyorum :) Bu güzelliklerin devamını Sabunopia sayfasından bulabilirsiniz ;)
Ve iç açıcı fotoğraflarımıza geçmeden önce; etkinliğimize güzel kış bahçesi, kusursuz servisi, lezzetli ikramları ve personelinin samimi tavırlarıyla ev sahibi olan Kitap Evi Otel'e sonsuz teşekkürler.

Etkinliklerin kaçınılmaz modu: Çek, çekil, paylaş :) 
Masada yanınızda kim oturuyorsa fotoğraf kardeşiniz odur ya hani, o gün için benim fotoğraf kardeşim de Aycan'dı. Beni bi kere de şurda, şöyle çeksene yeaa ricalarımı kırmayan, bıkmadan usanmadan fotoğraflarımı çeken Aycancığıma da teşekkürler.
  
Başkalarının fotosuna sızmak konulu çalışmam :)
Kitap Evi Otel bu kadar güzeli daha önce bi arada görmüş müdür kine :)  
Modaliza - Özlem'imle etkinliğin en en en sevdiğim fotosu/selfiesi :)
Yüreğinin güzelliği yüzüne yansımış canım arkadaşım o benim Selo kalp Özlem
Blogger dünyasının da katıldığı selfie çılgınlığı :) 
Önceki etkinliklerimizin organizatörleri bu iki güzel bağyanı unutmak olmazdı :)

Ve bu mikemmel günün mimarı Masum İnciler - Burcucuğumuz. On yüz bin kere teşekkürler yine.

Bu postu hazırlarken fotoğraf seçmekte o kadar zorlandım ki. Çünkü hepsi cıvıl cıvıl, eğlenceli ve hepsi birbirinden güzel. Ama kotayı patlatmamak adına içlerinden en beğendiklerimi seçtim. Biz o gün çok eğlendik, ya siz, siz de postumu okurken eğlendiniz mi bakalım folovırlarım?

Posted via Blogaway

Follow Me on

17 Nisan 2014

Sen beni unutabildin mi sevgili?


Şarkısı

Yine bir bahar, yine artık kutlanamayan yıl dönümleri. Yine -bir sonbahar sabahı içinde bir yerlerde görünmez yaralar açılmak suretiyle terkedilen- ama her baharda yalnızlığın dibine vurup seni hatırlamak zorunda kalan ben.

Ben, söz vermiştim kendime. Bu defterin "özlenen sevgiliye mektuplar" sayfası kapanmıştı, yazmayacaktım. Unutacaktım, beceremesem bile unutmuş gibi yaşayacaktım. Seni unutmak uğrunda her şey mübahtı, yapacaktım. Anmayacaktım adını, anılarımızı düşünmeyecektim, anlamlandırmayacaktım adını oluşturan harfleri, dolmayacaktı gözlerim adın her anıldığında. Yaşandı, bitti diyecek, gülüp geçecektim.

Hayatımın geri kalanını bir tarafı eksik yaşıyorum ben ve en kötüsü de ne biliyor musun? Tamamlayamıyorum. Hissettiğim şeyin adını koymak için çok uğraştım. Kuyruk acısı mı dedim, hazmedememek mi, aşk acısı mı, hayal kırıklığı mı? Kitaplar okudum, filmler izledim. Anlattım, ağladım. Anlattım, hıçkırıklarla ağladım. Her seferinde boğazıma kadar gelip orada bir yumruk olarak kaldın, çıkıp gidemedin içimden. Baktım olmuyor, vazgeçtim ben seni unutma mücadelesinden. Bazen seni soranlar oluyor. Ne yaptı, evlendi mi? diyorlar, "Bilmiyorum" diyorum. Halbuki biliyorum, evlenmedin henüz. Muhtemelen benim zevkime göre döşediğin evi sil-baştan döşüyorsun şu sıralar ve o hep "heyecanla bekliyorum en sevdiğim kısmı" olacak dediğin ev alışverişlerini yapıyorsun nemrut yüzlü nişanlınla. Sahi o napıyor? Mutlu musunuz? Annenin arkasında -hayatının içine koca bir çukur açtığı- bir enkaz bıraktığından haberi var mı? Benim mutsuzluğumun üzerine kurmaya çalıştığınız yuvanızı mı inşa etmeye çalışıyorsunuz? Bir zamanlar mutluydum ben, sonra bitti. Öldürdünüz beni ve gömdünüz. Oraya, o evin dibine. Ben, en temiz yanımla kurduğum kır düğünü hayalimle, prenses modeli gelinliğimle ve taze frezyalardan oluşan gelin çiçeğimle yatıyorum orada. Ama duvağım yok ve belimde bekaretimi temsil eden kırmızı kurdele de. Çünkü zaten benim yok olmamın sebebi bu, olmayan bekaretim, daha önceki evliliğim.

Ona da "sana bu model çok yakışır" deyip bana beğendiğin gelinliği mi sipariş ettiniz? O da mutlu oluyor mu bir kibrit çöpü bile alsan benim mutlu olduğum kadar? Ve o ev, duvar kağıtlarını, yer döşemelerini değiştirmeye çalıştığın, -ki senin bokunu bilirim ben kesin değiştiriyorsundur- biz orada hayatı paylaşırken bize eşlik eden tavanlar, duvarlar ne olacak? Ya yerlerdeki ayak izlerim, her ayrılık zamanı geldiğinde "ama ben seni çok özlüyorum, gitmek istemiyorum artık" cümlesiyle başlayan ve devamında gelip tavana çarpan hıçkırıklarım, mutluluğun bokunu çıkarırken evi dolduran kahkahalarım? Onları, anılarımızı silebilecek misin? Silebildin mi?

Sen beni unutabildin mi sevgili? Sen beni atabildin mi "en derindesin" dediğin o yerden? Artık hiç çınlamıyor kulaklarım, hiç dalmıyor gözlerim uzaklara ve hiç girmiyorsun kan ter içinde uyandığım rüyalarıma. Görünüşe bakılırsa sen beni çoktan unutmuşsun. Nasıl yaptın bana da söylesene? Söyle çünkü ben insan gibi yaşamayı, ağzım kulaklarıma kadar gülmeyi, özlemeyi, özlenmeyi, sarılmayı, kıskanılmayı ve hatta mutluluktan ağlamayı bile çok özledim.

Bir gün birinin gelip içimde kuruyup toza dönen seni silip süpüreceğini söyleyip durdum kendime. Buna kendimi inandırdığım zamanlar da oldu. Hayatıma zor da olsa dahil ettiklerimden acıma iyi gelenler de. Ama bu içimdeki nasıl orospu bir duyguysa, her başarısız denemede, biten her yeni hikayede ben hep seni düşünürken, bize ağlarken buldum kendimi. Ne biri geldi seni sildi içimden, ne de ben seni kurutabildim. Bir süre sonra kanserle yaşamayı öğrenmiş insanlar gibi oldum. Ben kestirip atamadığım bir parçayla yaşıyorum her gün biraz daha hissizleşerek, her gün biraz daha yitirerek yaşama sevincimi. Mutlu gibi görüyorlar ya hepsi yalan, hepsi benim oyunculuğum. Ve insanlar tıpkı saçları dökülmüş, ağzında maskesi olan kanser hastalarına baktığı gibi bakıyorlar bana, niye? Hep senin yüzünden! Bana neyin iyi geleceğini, beni neyin iyileştireceğini en iyi ben biliyorum ama çareyi sensiz geçen bunca yılda hâlâ bulamadım. Ben, sen gittiğinden beri beni sevecek birini hâlâ bulamadım. Hastayım sevgili. Ben, doktorların ömür biçemediği bir hastayım artık. Oysa keşke bilsem, sayılı günler çabuk geçer ya hani, tükenirim geriye sayarken günlerimi ve biter bu azap.

Ben, Selo kişisi. 3 yıl önce ölen gelinlikli hayallerimin yanına gömülmek istiyorum artık. Çünkü böyle eksik yaşanmıyor, dayanamıyorum...


Follow Me on

16 Nisan 2014

Lanet olsun dostum, kuralların canı cehenneme!

Bir ortamda muhabbet içinde "kural" kelimesi geçmeyegörelim "Lanet olsun dostum, kuralların canın cehenneme!" deriz hemen. Yok aslında biz böyle demeyiz, bu çok Amerikanvari oldu. "Kurallar çiğnenmek içindir bilader", evet evet bu bize daha uygun. Hepimiz bazen kurallara uymak konusunda maksimum özeni ve çabayı gösterirken bazen de "yemişim kuralını, uymuyorum lan" deyip aykırı davranmak konusunda kendimizle yarışıyor, kendimizi aşıyor olabiliriz. Evet sürekli kurallara uyulan hayat sıkıcı olabilir, arada sırada çılgınlık da yapmak gerekir ama bi şartla; bokunu çıkarmadan :)

Bugünün eğlencesi ihlal edilen kurallar :)
Selo kişisi sırf siz gülün diye yine yemedi içmedi görsel buldu eşek sıpalarım :)
*Görseller alıntıdır.

Follow Me on

15 Nisan 2014

Hiçbir şey göründüğü gibi değildir :)

Yalnızlığın dibine vurmuş bir delikanlının içler acısı durumu :)
Delikanlı eline fondöten sürmeyi akıl etmiş, oje sürmeyi becermiş, gel gör ki sevgili yapmak konusunda aynı beceriye belli ki sahip değil. Ne diyelim Allah kimseyi kendi kendine böyle fotoğraflar çekinmek zorunda kalacak kadar yalnız bırakmasın. İleri de ben de bunun bayan versiyonu olurum diye korkmuyor değilim hani hahaha :)



*Görseller alıntıdır.

Follow Me on

Bu markaları bulan adamlar intihar etti :)

İngilizceyi ilk öğrendiğim yıllarda arkadaşlarımın İngilizce altı "six", to be yardımcı fiilinin şimdiki zaman için kullanıldığı hali "am" kelimesiyle ilgili yaptığı iğrenç espirilere mağruz kaldım, bir çoğumuz da kalmışızdır eminim. Yabancı dil böyle bir şey işte. Sen ne umutlarla belki dünya pazarına patlama yapacak bir ürün, bir buluşla girmişsindir de seçtiğin marka ismi ülkenin birinde bitmek bilmeyen geyiklere, iç bayacak espirilere sebep olabilecek bir şeydir, satamazsın. Talihsizliğin böylesi.

Bu markaları bulan adamlar intihar etti dedirtecek cinsten örnekler :)
*Görseller alıntıdır.

Keyifli bir gün olsun :)

Follow Me on

Hoopp birader baksana bi'!

Bu blogdaki tüm yazılar ve bazı görseller (alıntı olanların URLsi belirtilerek) supercellma tarafından eklenmiştir ve 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. maddesi gereğince kopyalamak, ticari amaçla kullanmak, yazar ismi belirtilmeden alıntı yapmak ve link vermeden kullanmak dahi suçtur. Aksini iddia eden varsa yolarım. Her türlü pisliği de yaparım. Hee akıllı olun canımı yiyin. Emek hırsızlığına karşı destek ve Emeğe Saygı lan. Dirsek çürütüyoruz burda...!!

 

Supercellma Template by Ipietoon Blogger Template | Gadget Review

back to top