03 Mart 2014

Fark etmeden...



Şarkısı

Adını koyamadığım bir duygu yumağı içindeyim. Başı neresi, sonu neresi bilemediğim. Tabiri caizse yuvarlanıp gidiyorum ama memnunum da halimden. Tek bildiğim imkansız olmadığı hiçbir şeyin. Daha önce kendince Muro'yla beni yakıştırıp, hadi hadi vardır bir şeyler mutlaka sizin aranızda, bu çocuk sana yazıyor olmasın? diyenlere, yok cağnım imkanı yok biz gerçekten ve sadece arkadaşız deyişlerim bok yedi bildiğiniz. Ve ben eğer Muro'yla bir ilişkiye başlarsam yer yüzünde bir erkek ve bir kızın "sadece arkadaşız" sözüne asla inanmayacağım ve hep güleceğim. O an için bu doğru olabilir ama bir dakika sonrası için hiç kimse bu arkadaşlığın bir aşka, bir ilişkiye dönüşmeyeceğinin garantisini veremez. Verilecek olsaydı ben verirdim. Çünkü gerçekten öyle bir his, öyle bir düşünce içinde değildim, yakınından bile geçmemiştim. Dahası Muro benim sevgilim olursa ve ben bu zaman zarfında başka bir erkek arkadaşımla görüşecek, buluşacak olsam ve diyelim ki o bunu sorun etse "bebeyim düşündüğün gibi değil -işte Ahmet, Mehmet neyse- sadece arkadaşız, inan bana diyemeyeceğim. Bunu bir iç rahatlatma cümlesi olarak kullanamayacağım. Neden? E Adam kalkıp demez mi biz de öyle değil miydik diye? Ne diyebilirim? Hiçbir şey. Yani onunla arkadaşlığım ilişkiye dönüşebilir ama bu tüm arkadaşlıklarımın boyut değiştireceği anlamına gelmez. Neyse ki Muro bu konularda tanıdığım, bildiğim kadarıyla yeryüzündeki en anlayışlı, en rahat adamlardan biri.

Şunu tüm samimiyetimle söyleyebilirim ki, biz o gün o filme gidene kadar Muro benim için, birlikte vakit geçirilip her türlü sohbet edilebilecek, eğlenceli, komik, müzik kulağı iyi, kültürlü, hayatla kafasını çok yormayan yaramaz, haylaz, tuhaf bir çocuktu. Ne vakit sarıldı bana sinema çıkışı, "sen beni bırakmayacaksın di mi Selo?" dedi, ben, o an hayatımda ilk kez hissettiğim tuhaf bir şey hissettim. Sarhoşluk dersen sarhoşluk değil, ayıklık desen ayıklık değil. Ayaklarım sımsıkı yere basıyorken o an yerin ayaklarımın altında bir sandalın dalgalı denizlerde sallanışı gibi sallandığını hissettim. Hava soğuktu, esiyordu ama sanki frezya kokulu ılık bir rüzgar esiyordu ondan bana doğru. Şevkatti, minnetti, özlemdi, teslimiyetti, inançtı, sevgiydi, güvendi, belki de hepsinden bir tutamdı. Ama hissettiklerimin en belirgin olanı huzurdu. O an, kollarım yer çekimine yenilmiş aşağı doğru salınıkken, o bana tüm içtenliğiyle sarıldığında, hissettiğim buydu, "huzur". Benim hayatla ilgili anahtar kelimem budur. Bana göre her şey tolere edilebilir, tüm hislerin yeri doldurulabilir ama huzur olmayan hiçbir yerde hiçbir güzel şeyden söz edilemez.

Muro bana bu olayın ertesi günü itiraf etti her şeyi, whatsappta konuşurken. Ben ne düşündüğünü, ne hissettiğini öyle merak ediyordum ki. Ağzından çıkacak her kelime benim için ona karşı hissettiklerimi şekillendirebilmek için çok önemliydi. Muroyla biz bundan 1,5 ay önce falan buluşmuştuk. Bana, Selo sana bi hediye yaptım, akşama müsaitsen buluşalım vereyim dedi. Buluştuk. Yine o meşhur mekanımız Siesta'ya gittik. Hava güzeldi. Muro rahat sigara içsin diye dışarıda oturduk. O kahve içti, ben bitter limonlu Schweeps. Hatta şişesini bana cam boyası getirsene, ben şişe biriktiriyorum bunları boyayacağım renk renk diyerek aldım, çantaya attım. Biraz sohbet ettik. Sonra benim meraktan çatlamama ramak kala hediye poşetini verdi bana. Bi açtım paketi tüylü mürekkepli kalem ve bir şişe ithal mürekkep. "Bir gün kitap yazacaksın ya, imza gününde bu kalemle imzalarsın kitaplarını dedi". Bu, beni bir hayali gerçekleştirmeye, bir hedefe ulaşmaya tetikleyen, en anlamlı en özel hediyeydi bugüne kadar aldığım. Sarıldım ona, öptüm bi de yanağından. O akşam olmuş olan. Keşke Selma benim sevgilim olsa diye geçirmiş içinden, ama olmaz ki demiş sonra kendi kendine, arkadaşlığımız biter diye korkmuş. Bir de emin değilmiş duygularından, bu yoğun bir hoşlantı olabilir, ben sevgi sanıyor olabilirim demiş. Duygularından emin olmak istemiş küçük adam, e aferin ona. İşte o kalem gecesinden, sinema gecesine kadarki süreçte ölçmüş, tartmış. Ve demesine göre o gece bana sarılınca da emin olmuş bana karşı hissettiği şeyin düpedüz sevgi olduğundan.

Muro'yla konuşmalarımızı capsleyip paylaşsam aşk hikayesi olur. O kadar tatlı,o kadar içten ki. Bana Mehmet Günsür'den olamaz mı? olabilir şarkısının Youtube linkini atarak "günaydın" diyor, Demet Evgar'dan Farketmeden şarkısının linkiyle de" iyi geceler". Her gün birkaç tane şarkı gönderiyor. Hepsi duygu yüklü, hepsi dinleyince oha lan ben de bu şarkıyı seviyorum, ya da ben bunu bugüne kadar nasıl dinlememişim dedirten cinsten. Bazen şiirler, kitaplardan alıntılar gönderiyor, hep bizi anlatan.

Seviyorum ben seni kızım dedi, düşün dedi, zamanın var. Tanıyalım birbirimizi daha çok, ben de sana kalkıp yarın evlenelim demiyorum dedi. O gece uyku uyuyamadığım, sabahı ettiğim doğrudur. Kafamda belli belirsiz düşünceler, hayaller, Muro'yla yaşanmışlıklar, gelecek beklentileri hepsi bi anda netleşti, sınıfta kaynaşan ama öğretmen gelince yerlerine oturan ilkokul öğrencileri gibi. Dedim ki Selo kızım sen gerçekten  kimin ne dediğini umursamayan,  "aaa bak bak, kaç yıllık arkadaşlar şimdi sevgili oldular, demek ki hep varmış içten içe bir şeyler, al işte erkekten arkadaş olmaz, ateşle barut yanyana durmaz" söylemlerine kulak asmayan, asmayacak birisin. Ve devam ettim kendimle konuşmaya; sen bu adama güveniyor musun? Evet. Mutlu musun onunla? Evet. Peki Selo hâlâ ne bokuma kasıyosun kızım?! Beynimi bir süreliğine servis dışı bırakıp kalbimle hareket etmeye karar verdim. Ben özünde duygu insanı biriyim, ilişkilerinde yani. Ama ilişkilerimde hep bir şey oluyordu ve ben kendimi duygularımla mantığım arasında köşe kapmaca oynarken buluyordum. Bilmem geçmişte yaşadığım acı tecrübelerden mi, yaşın getirdiği olgunluktan mı yoksa bir aslan kişisi olarak her şeyi kontrol etme özelliğimin kaderimi, hayatımı da kontrol edebileceğim gazını bana vermesinden mi? Sonucunda ben hep 44'le başarısız oluyordum, yine bir başıma kalıyordum. Bu sefer sikerim mantığı lan, istiyorum, deneyeceğim, Muro'ya şans vereceğim dedim. Bugüne kadar bana seni hayatımda istiyorum deyip, bu sözün altını dolduramayan onlarca adam olamamışına şans vermedim mi? Deneyeceğim çünkü Muro buna değer.

Ona hiç beklemediği bi anda; "Muro ben karar verdim. Varım, deneyelim" dedim. O an heyecandan telefonu elinden düşürmüş. Bana bi 5-10 dakika sonra dönebildi. Ne olacağımız, bu işin nereye varacağı, nasıl olacağı konusunda inanın hiçbir şey düşünmedim. Hayatımda belki de ilk kez doğmamış çocuğa don biçmek, -güzel şeyleri tadını çıkarırcasına yaşamak varken hep piç etmek- yerine bu kez iç sesimi dinledim.

Dün akşam önce kendime sonra ona yaptığım bir itiraf var: "özledim bayım". "Son 24 saat madam" dedi. Ben onu tanıdığım 15 yıl boyunca, iç daralmaları, kendimi yalnız hissedişlerim ya da bir erkek kişisinden darbe yiyişlerim dışında onu hiç özlememiştim. Yani evet arada hadi görüşelim lan, özledim, diyordum. Lakin o özlemek bir antidepresana, bir terapiye ihtiyaç duymak gibiydi. Bir kadının bir erkeği özleyişi gibi değil. Bu akşam, siz bu yazıyı okurken buluşmuş olacağız. Muro'nun hayatıma boy friend adayı olarak girişi gibi süpriz bir diğer gelişme de onun İstanbul'dan aldığı iş teklifi ve bunu değerlendirmek istemesi. Bakalım biz Çarşamba'dan bu yana neler olmuş, neler olacak? Ben çok heyecanlıyım. Umarım, bu kez hakkıyla benim olur mutluluk. Gözü olanların, nazar edecek olanların hemen siktirip gitmesini emrediyorum buralardan. Makyajımı tazeledim, çıktım!

Follow Me on

Facebook | Twitter | Instagram | Pinterest | Bloglovin'

1 kişi "açılın ben doktorum" demiş :

  1. herşey çok güzel olucak ben inanıyorum siz mutluluğu hakediyorsunuz yolunuz açık olsun kıskardeşim

    YanıtlaSil

Hoopp birader baksana bi'!

Bu blogdaki tüm yazılar ve bazı görseller (alıntı olanların URLsi belirtilerek) supercellma tarafından eklenmiştir ve 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. maddesi gereğince kopyalamak, ticari amaçla kullanmak, yazar ismi belirtilmeden alıntı yapmak ve link vermeden kullanmak dahi suçtur. Aksini iddia eden varsa yolarım. Her türlü pisliği de yaparım. Hee akıllı olun canımı yiyin. Emek hırsızlığına karşı destek ve Emeğe Saygı lan. Dirsek çürütüyoz burda...!!

 

supercellma Template by Ipietoon Blogger Template | Gadget Review

back to top