27 Şubat 2014

bi küçük Selma meselesi...

Şarkısı

Dün Nalbantoğlu'ndan aldığım çiçekli kalem eteği bugün hemen giydim. Yeni ya, heves işte. Orada denerken de ilk giydiğim etek fermuarından sorun çıkarmıştı. Gizli fermuarları hiç sevmem. Ne kadar kıyafetim varsa gizli fermuarı olan, istisnasız hepsini alır götürürüm terziye; derim ki "normal fermuar istiyorum, gözükeninden olsun." "Ama abla" der terzi Orhan abi, uzadığı için kirpiklerine sürtünen kaşlarının altından bakarken; "sağlam ki bunlar." "Olsun" derim, "yine de değiştir, yarı yolda bırakıyor şerefsizler, olmadık yerde cırt diye bir ses çıkarıyor, sonra bi serinlik giriyor ordan içeri. Ene bi bakıyorum fermuar bozulmuş." Ben gizli fermuar sevmem. Ben, gizli olan hiçbir şeyi sevmem ki zaten. Bir tek yaradanla baş başa kalışlarımı ve yaptığım iyiliklerimi gizli severim. Arada bi insan oluşumun verdiği gösteriş meraklısı yönümün ağır bastığı ve kendime verdiğim sözleri yediğim de olur tabii.

Öğlenleyin yemeğe giderken Seda dedi ki, "aa Selma fermuarın bozulmuş." "Popoma mı bakıyon kız sen?" dedim, "neyse ki bunu sorun etmiyorum, düşman ayağa bakıyordu demi? "Yemeği tişörtümü, hırkamı fermuarı örtecek şekilde çekiştirerek yedim. İnsanın başına böyle bir şey gelince herkes onu biliyor ve ona bakıyor sanır ya, hepimiz paranoyağın tekiyiz. Kimse bilmiyor halbuki Seda ve Betül dışında. Varsa popoma bakan bay iş arkadaşlarım belki farkeder. Onların da eminim dikkat edeceği yer fermuar değil, popomun kendisi olur. Yemekten çıktık, kırmızı koltuklarda gündelik kritiklerimizi yapıp bir kaç orta şekerli kahve tadında kahkaha attık. Yeni bir müşterimizle birlikte ziyarete gelmiş olan ve artık dönüyor olan Fransa temsilcimiz Fransua'ya el sallayıp "Have a nice trip" dileklerimizi iletmeyi ihmal etmedik. Baktık paydosu piç etmişiz, yerlerimize dağıldık. Masama geldim, internet kapanmadan biraz bakındım Facebook'ta falan ne var ne yok, E-Çift'e girdim, hayatımı değiştireceğine inandığım adamı bulma ümidiyle açtığım profil orada öylece duruyordu, ne bir yeni mesaj, ne bir bildirim. Hahh! dedim kendi kendime, ee gelen yüzlerce mesajı bu olmaz, bu da olmaz, bu hiç olmaz, ııhh beğenmedim deyip silersem hiç düşünmeden, olacağı bu. Gülizar ablaya gittim. Anne gibidir o. Boğazların ağrır, sümüklerin akar hemen ıhlamur kaynatır, akşamdan kalmasındır nane-limon. Sabaha karşı regl olursun, öğleni edemezsin sancıdan hiçbir şey bulamazsa boş deterjan kutusuna sıcak su yapar, mikrofiber beze sarar getirir karnına koyasın diye. Dertlenirsin, yüzün düşer "boşver be gülüm, dertsiz bir Allah" der. Yalnız olmadığını hissettirir sana bir şekilde. Aynı anda hem elmacık kemiklerini vurgularcasına gülebiliyorken hem de alnına, kaşlarının arasına derin bir çukur yerleştirebilen biridir o; Gülizar abla. İyiki var böyle insanlar, iyi ki hayatımızdalar.

Pazartesi günü Muro'yla yazışmıştık. Bu akşam için sinema ısmarlayam sana dedi, sağolsun hep bir şeyler ısmarlar bana. Unutmaz, arayı soğutmaz. Hep hisseder sanki yalnızlıktan depresyona girmek üzere olduğum anları. Gel der bi kahve içek. Bowling oynayak. O an derim ki hep Selo, yalnız değilsin kızım. Muro'yla liseden beri bir şekilde kopmadık. Evlendiğim dönemler hariç. O dönemde ben dünyadan kopmuştum ki zaten onla nasıl kopmayalım. Arada bi görüşür, anlamsız sohbetler eder, yüklemsiz, öznesiz cümleler kurarız. Paramız varsa tekila shot içeriz, yoksa bi arjantin birayı 3 saatlik muhabbete pay ederiz. Ben ona hep yeni tanıştığım kişilerden bahsederim. Başta hevesle anlatırım, sonra bu da gol değil be Muro derim. O beni teselli eder. Onun gözünden tüm dünya erkeklerini anlamaya çalışırım. Ve kendimi onlara ifade etmeye. Erkeklere söverim, ama sevmeyenlerine, Selo'yu ve Selo gibi diğer tüm sevilmeye aç kadınları götten, amdan, memeden ibaret gören erkeklere söverim. Dinler Muro, kafasını "salla be kızım" der gibi yana çevirir, bazen o da söver. Evde kaldım der, geçici süreli depresyonlara girerim, onun yanında alırım soluğu. 75'e düş ben alıcam lan seni der. Ve arada bi yoklar kaç kilosun lan şimdi diye? Bu cümleyi hep "tek taşsız olmaz oğlum, ilkinde tek taşsız gittim, bu sefer seremonik bi teklif isterim" deyip gülüp geçiştiririm. Evlensek ya biz der hep, senle güzel vakit geçiriyoruz. Hazır değilim derim, çeyizim yok daha. Çocuk hep konuyu benim kıçımı yırtıp tanıştıklarımın tamamına yakınının kendini hazır hissetmediği evlilik konusuna getirir de ben ciddiye almam ya. Bowlinge çağırır beni, birkaç kez kuyruk sokumumu yerinden oynatmış olmama rağmen. Tiyatroya çağırır. Botanik'e popomuzu bisikletin koltuğu acıtana kadar bisiklet sürmeye çağırır. Yıllık izninde GAP turuna gider, çağırır. Caramelli mocha içmeye çağırır, ya da pizza yemeye. Ya da çekirdek çitlemeye çağırır. Hep çağırır beni Muro. Benimse migrenim tutar, gidemem. İşim çıkar, gidemem. Gidesim gelmez, gidemem. Giyecek bir şey bulamam, gidemem. Ama o hiç kızmaz, küsmez. Bıkmaz. sen de ne hayırsız bi arkadaşsın demez, bıkmadan usanmadan çağırır. Kitap alır bana. Bir gün kitabın için imza günü düzenlediğinde bu kalemle imzalarsın diye tüyden kalem yapar kendi elleriyle, mürekkebini de getirir. Hediye almayı pek sevmem der ama hep alır. Muro işte.

Bugün, Bi küçük Eylül Meselesi'ne gittik biz. Öncesinde de aç karınlarımızı doyurduk. Oturduk yemeklerin gelmesini beklerken ben her zamanki şımarıklığımla ayrandan höpürdeterek birkaç fırt çektim. Sonra gel lan dedim foto çekinelim. Kendi kendime fotomuzu çekmeye o iki koca kafayı aynı kareye sokmaya uğraştım, başardım da. Ama şarjım azdı, paylaşamadım. Ben alışılagelmiş zırvalamalarımı anlatıyordum ki, "Evlenelim kızım biz" dedi,  Ali Nazik genizime kaçtı, o an öyle bi eğilmişim ki masanın kaburgama girdiğini hissettim. Ve ekledi "çok iyi anlaşıyoz, çok iyi vakit geçiriyoz". Bugün, İstanbul'a çağırdı beni. İş yeri bi şube açacakmış İstanbul'a. Gel dedi benle. Her şeyi birlikte yaparız. Ben bu çocuğu hiç ciddiye almadım, onu hiç anlamaya çalışmadım, bana söylediklerinin altında hiç anlamlar aramadım, bana gülüşlerine, bakışlarına, söylediklerine, buluşma yerinde beni -ben hep geç gittiğim için- beklerken kollarını açıp yıllardır görüşmemişiz gibi sarılmalarına hiç anlamlar yüklemedim. Muro benim en iyi erkek arkadaşım. Her türlü muhabbeti yapabildiğim, hayatımın her döneminde olmasını istediğim, mutlaka olmasını istediğim. Ama sanırım, biz arkadaş değiliz, yani benim için öyle de, onun için değil. Yanılıyor olabilirim ama sanırım Muro'nun bana karşı hisleri var. Böyle bir konuya hiç girmedik biz, böyle bir şeyi hiç konuşmadık. Birbirimize hep takıldık, ben hep evde kaldım, o hep beni aldı. Hep sade bi nikahla evlendik falan. Ama ben bunların gerçek olabilme ihtimalini hiç düşünmedim.

Şu an bana "aklımda sen, kulağımda bu şarkı ile ben eve geldim" dediği, Badem'in Sen ağlama'sını dinliyorum. Ben hep, "eve gidince haber ver oğlum, çıtırsın, kaparlar seni" derim. Bu gece böyle haber verdi. O benim arkadaşım, en iyilerden. Dahası biz hep arkadaş olarak biz olduk. Böyle bir şeye hiç ihtimal vermedim, onunla bunu hiç konuşmadım. Konuşmaya cesaretimiz olmadı belki de. Belki de bu konulara girip birbirimizi incitmekten, yanlış anlaşılmaktan korktuk. Ama sinemada ben ağlarken gözyaşlarımı silişleri, meydanın ortasında ben ağlarken bana sarılışı cesurdu, o olamasa da. Ben karmakarışığım, ne düşüneceğimi bilmiyorum, sadece sonuç ne olursa olsun o benim en iyi arkadaşım ve mahvolmasını istemiyorum bunun, N'olur, lütfen.

Bu akşam birbirinden farklı onlarca ana gittim aynı anda, o yaşanmışlıklarda sıkıştım. Ne tümüyle tümünü hatırlayabildim, ne de kurtulabildim hepsinden. Neydi bu bilmiyorum. Tek bildiğim; Benim kafamı boşaltmak için yazmam gerek, yazmak; belki bir deftere, belki bir kitabı. Yalnızca, yalnızım. Çok. İyi geceler orospu dünya. Benim yalnızlığım, benim içimdeki boşluk, benim karmakarışıklığım kimin umurunda ki!

Follow Me on

Facebook | Twitter | Instagram | Pinterest | Bloglovin'

24 kişi "açılın ben doktorum" demiş :

  1. Sevdim ben bu Muroyu :)) acaba ne düşünüyo.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. evlen benle dedi, sen düşün artık :)

      Sil
  2. Birbirini her şartta, koşulda tanıyan ve destek olan insanların beraberlikleride güzel olur bence.. Sen bi düşün derim tabiki bence ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. çok haklısın, o benim her şeyimi biliyo, Kenanı, Birolu, denemelerimi, ailemi, her şeyi biliyo ve hepsine rağmen seviyo beni. Düşünücem, sürem başladı bile :)

      Sil
  3. Canım en ummadığın anlarda olan şeyler insanı ürkütür ama doğru karar verdiğinde daha doğrusu bir şans verdiğinde güzel şeyler olur. Daha iyi olmaz mı senin tüm dertlerini sıkıntılarını bilen anlayan, Sana tüm mazini unutturacak her zaman yanında olacak biri. Bende böyle bir durumla karşı karşıya kalmıştım ve iyi ki de evet demişim :)
    Ben sadece sen çoook mutlu ol istiyorum çünkü sen Supercellma'sın. Ortamda varlığından bile mutlu olduğumuz gülen yüzün o şirin tebessümünle içimizi ısıtan hatunsun ve her şeyin en iyisine layıksın :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Beticim, çok çok teşekkür ediyorum güzel düşüncelerin için, dediklerine katılıyorum, en ummadığın anlarda olan şeyler ürkütücü ama güzel hissettiriyor, her şeyin herkes için en iyi olmasını diliyorum, bi şans vericem kendime :)

      Sil
    2. Bunu çoktan hak etmiştin canım , hakkında hayırlısı olsun canı gönülden destekliyorum kararını :)

      Sil
  4. iyiiiiiiiiiiiiiiiiiiii ne güzel işte :-)) en güzeli ve en doğrusu da bu şekilde.bu devirde bizi kim olduğumuz gibi kabul edip böyle sevip ve böyle üzerimize titriyor ki.eksilerini bilmem ama artıları çok makul ve daha fazla.bence duaların kabul oluyor.az mı üzüldün şimdi de gül :-)
    ay vallahi yeminle çok sevindim.mutlu haberlerini bekliyorummmmm:-))
    kocaman sevgileeeer saaaana:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şükrancığım, bu yazıma yorum yapmasını beklediklerimden biri de sendin :) tahmin ettiğim gibi destek geldi senden de. İç sesim de her birinizin dediği gibi şans ver Selo diyor, hem kimlere vermedin ki? Gelişmelerle sık sık buralarda olacağım gibi, bu hikaye heyecanlı bir hikayeye benziyor :) öperim balımı :*

      Sil
  5. Çok iyi yaaa... aslında mutluluk hep burnumuzun dibindedir de biz daha iyisini aradığımızdan bulamayız... çeşitli sebeplerden kaçarız korkarız hep... bazen risk almak değil midir mutluluk, iyi bir evlilikde dost da olmak gerekmez mi :) Ben bu muro nun dürüstlüğünü sevdim :) sende seversin belki... Çok da mutlu olursunuz :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. evet görünen o ki mutluluk burnumun dibindeymiş de ben konduramamışım hiç :) ben aslan kadınıyım, risk almak benim işim, hele ki ucunda bana kuru kuru günaydın yazmak yerine Mehmet Günsür'den olamaz mı? olabilir... şarkısıyla günaydın diyen bi adam varsa :) ben Muro'nun çok şeyini seviyorum, sadece sigara içiyo, onu bırakırım dedi, bi de saçlarını kısa kestirse on numara beş yıldız :) her şey olur ya, ben istiyorum!

      Sil
  6. Biz hep en iyi adamları saçma insan müsvetteleri yüzünden kaybetmedik mi, kaybetmiyor muyuz ki? O iyi adamlar her şeye rağmen yanımızda olmaya devam ediyor. İsteseler de kopamıyorlar; bizim de kopamadığımız gibi. En iyi arkadaşlar hep en güzel hediye, dünyanın sürprizi. Mutlu ol güzelim tek dileğim hatta mutlu olun be tüm adilere inat (; Kocaman öperimm

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ah Aslım, ne güzel dedin ya! hata yapa yapa yapmamayı öğreniyoruz ama geçmiş oluyor en güzel zamanlar ve gitmiş oluyor bizi belki de en çok sevecek adamlar... umarım ben geç kalmamış olanlardanımdır ve burada bu güzel hikayeyi sizlerle paylaşmaya devam ederim, sen de hep mutlu ol, enerjini, Pia'yı, gülümsemeni ve eksik etmediğin yorumlarını seviyorum bebeğim!! kalp kalp

      Sil
  7. Benzer bir hikayeyle başladı benim de serüvenim, şimdi evliyiz...İyi arkadaş olmayanların evliliği yürütme şansı yok benim gözümde...iyi düşün derim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. wuhuhu! maşallah size! ya ben yıllardır hep bunu söylerim, hep iyi arkadaş olabildiğim birini istiyorum, işte şu klasik ben çorba yaparken o salatayı yapsın, her şeyi birlikte yapabilelim, birlikte keyifli ve kaliteli zaman geçirebilelim, o da benim gibi manyak olsun vesair vesair, sanırım bu kez gol olacak :)

      Sil
  8. ten uyumuda varsa niye olmasın:P

    YanıtlaSil
  9. insanın en saf en masum en doğal yıllarıdır çocukluk gençlik yılları...
    gençlik yıllarından beri arkadaş olduğun bir insan değer verilmesi gereken biridir. bir de bir insanın yanında bütün doğallığınla kendin olabiliyorsan bence o insan iyi bir kanka da olabilir sevgili de olabilir..eş te olabilir. artık duygularına bağlı..kankadan arkadaştan sevgili olmaz gibi saçma sözler kafamızda duygularımızın doğal akışına engeller olarak gösteriyor kendini..... üff amma uzun cümle olmuş.. :) inş bi küfür savurmazsın.. :)
    artı şükranın yazdıklarına katılıyorum... müjdeli haberlerini bekliyoruz...

    YanıtlaSil
  10. Evli bir kadın olarak şunu söyleyebilirim: Hayatını paylaştığın insanla arkadaş olabilmek, aynı şeylerden keyif alabilmek çok çok çok önemli.

    YanıtlaSil
  11. Vay Muro vay :))) Eşten çok dost olabilmek cidden önemli mevzu, mesele :)))

    YanıtlaSil
  12. Celmaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaa

    YanıtlaSil
  13. Yazdıklarını okurken şok şok şooooooook oldum sebebini nasıl anlatsam acaba?

    YanıtlaSil
  14. Açılıııııııın cidden benim yorumum var :
    Bak şimdi Superciğim...
    Biz eşimle nerdeyse 5 yıllık evliyiz (bir de bal topu gibi sarı mı sarı bir Boramız var biliyorsun).
    Eşimle liseden arkadaştık, kanka gibiydik, kardeş gibiydik. O sınıftan başka bir kızla çıkardı ben de severdim o kızı hatta :) Benim onla hiç ilgim yoktu kanka muhabbeti dışında düşünmezdim, hissetmezdim hiçbirşey. Lise bitti yıllarca görüşmedik, birbirimizden haber almadık. Ne telefon numaramızı ne de mail adreslerimizi bilirdik... Ama bir şekilde karşılaştık ve arkadaşça konuşmaya başladık. Tıpkı senin Muro ile olan muhabbetleriniz gibi erkek-kız arkadaşlarımızı, hayal kırıklıklarımızı, aşktan ve evlilikten ve hayattan beklediklerimizi anlatır dertleşirdik. Onu üzen, ayrıldığı bir kız arkadaşı vardı, beni de üzen eski bir aşkım...
    Velhasıl sizin gibi buluşurduk tek tük ucuz ama lezzetli yemekler, dost sohbetler sonrası onun bana karşı birşeyler hissettiğini hissettim ama konduramadım. Neyse o da konduramamış, zor itiraf etti. Arkadaşlığımızın bozulmasından korkmuş.
    Sizin gibi aynı kareye kafamızı sığdırmaya çalıştığımız bir günün akşamında itiraf etti, hem de öyle güzel bir şekilde etti ki...
    Ben de hoşlanmıştım ondan, o an kendime de ona da söyleyemedim ama sonra aşık olduk birbirimize ışık hızıyla....İyi ki de olduk, iyi ki de bu kadar iyi arkadaş olabilen iki insanın belki de çok çok güzel aşık olabileceğine inandık. Şans verdik! Sen de ver... Ona fırsat ver, cesaret ver. Ben hissederim... Eşimin hayatımdaki doğru erkek olduğunu hissetmiştim, o benim en büyük şansım. Çünkü biz birbirimizle kalp kırıklıklarımızı paylaşaak bilerek başladık. Siz de öylesiniz. Hadi bana söz ver, Muro'ya da şans ver canım :)
    Öpüyorum

    YanıtlaSil

Hoopp birader baksana bi'!

Bu blogdaki tüm yazılar ve bazı görseller (alıntı olanların URLsi belirtilerek) supercellma tarafından eklenmiştir ve 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. maddesi gereğince kopyalamak, ticari amaçla kullanmak, yazar ismi belirtilmeden alıntı yapmak ve link vermeden kullanmak dahi suçtur. Aksini iddia eden varsa yolarım. Her türlü pisliği de yaparım. Hee akıllı olun canımı yiyin. Emek hırsızlığına karşı destek ve Emeğe Saygı lan. Dirsek çürütüyoz burda...!!

 

supercellma Template by Ipietoon Blogger Template | Gadget Review

back to top