31 Ocak 2014

cik cik cik

Kuş cıvıltıları ve güneş parıltılarıyla dolu bir Cuma sabahı yaşayan Selo kişisinden herkese günaydınlar

"Cik cik cik". Ofis şu an biri yeşil biri mavi iki muhabbet kuşunun şakıyışlarıyla yankılanıyor. Seri kuş üretmek gibi ekzantirik hobileri olan iş arkadaşlarım var benim. Bunları da çiftleştireceklermiş. Yavruların turkuaz olması bekleniyor. Adlara bakın, Kerem ile Aslı. Kuşlar bile çift anasını satıyim.

Kafesi görünce aklıma Pinto geldi, içim burkuldu lan. Beni uzun zamandır takip edenler Pinto'mu ve onunla yaşadığım maceralarımı bilir. Bi ara yorumlarda benden çok onu soruyordular, kıskanmıyor değildim hani! Pinto'ya ne mi oldu? Yollarımız ayrıldı. Şöyle ki ben sabahın köründe çıkıyorum evden, akşam karanlığında geliyorum. Kafesini açık bıraksan topu topu 40 metrekare evimde her yere sıçıyordu yaramaz, kafeste bıraksan da sinirleniyor, kafesin içindeki yem kabuklarını, tüyleri ve itinayla kafesin her köşesine sıçtığı boklarını etrafa dağıtıyordu çırpınma yöntemiyle. Eve gidince açıyordum kafesin kapağını, sonra gece yarıları oluyordu ben Pinto'yu kovalıyordum kafesine sokayım diye. Kuştan anlayan eş-dostun tespitine göre derdi çiftleşmekmiş. He cağnım benim, ben çiftleştim de Pinto kusur kaldı. Terbiyesiz kuş!

Pinto'nun boğa burcu olduğunu düşünüyorum, azgın bir erkek olmasından ve anlaşamamızdan ötürü. Ben inat, o inat. Bizim ilişkide herkes bildiğini okudu. Rest üstüne rest. O yaramazlık yaptı ben salmadım günlerce, cezası bittiği an yine yaramazlık yaptı. Günler böyle geçti sayın folovır. Bir gün bi geldim salonun ortasında petşop petşop dolaşıp kafesine uygun rengini aradığım kafes ayağı, kafes her şey yerde. Suluğundaki su, yemler, kafesin içinde kıl, tüy ne varsa hepsi canlı yayında bayılmak gibi bir şey geçiren Bülent Ersoy edasıyla bir yerlere savrulmuş. Benim salak Pinto'da yediği haltın farkında olacak ki korkmuş perdenin arkasına girmiş. Pinto diyorum ses yok, Pinto diyorum ses yok. Piç kurusu nerdesin dedim "cikk" dedi perdenin arkasından. Hayır çatı katındaki evime kedi girme ihtimali KPSS'ye girenlerin atanma ihtimali kadar düşük olsa da, kedi falan kaptı sandım. Neyse ki yaşıyordu. O gece her tarafı kırılan kafesi onu içine yerleştirecek kadar adam ettim. Saat 23'ü geçiyordu ama etraf bok pislik içindeyken de gidip uyuyacak değildim. Karadeniz apartımanı tarihimde ilk kez o gece geç vakitte pislikleri süpürmek için iki dakikalığına elektrikli süpürgeyi açtım. Kendilerini gürültü ailesi olarak tanımladığım alt katımdaki gerizekalı karı kapıma geldi, nalett bilenmiş bi gör! Zate sinirim tepeme gelmiş üzerine bonus oldu bi de onla dalaştım. Neymiş çocuk uyuyormuş. Evet olması gereken bu, çocuk dediğin o saatte uyur da ben 2 senedir komşunum, senin çocuk da benim süpürgeyi açtığım akşamı mı seçti uyumak için? Neyse ki bu evden taşınmadan senin çocuğun uyuduğunu gördüm. Yalansa evde kalayım! Yok uyumuyordu arkadaş, android midir nedir. Gece 3,4 kazara sağından soluna dönerken falan uyanırsan bir daha mümkün değil uyuman  o çocuğun sesinden. Kınamak istemiyorum ama evime yatıya gelenler şu durumu zerre abartmadığıma şahitler inanın. Elimi uzattım, bu bir ilk tebrikler dedim. Kaldı öyle mal mal. Sonra da insaniyetten nasibin alamadığını, açıklama yapsam da anlamayacağını bildiğim için o çocuk süpürgenin sesinden değil ama ben şimdi avaz avaz bağırmaya başlarsam korkarım ki uyanır dedim suratına kapattım kapıyı. Burada konudan konuya yatay geçiş yapmış olacağım ama onların karı-koca kavgası yüzünden evlilikten, içine dinozor kaçtığını düşündüğüm çocuklarının anırmaları yüzünden de çocuk yapma isteğimden soğuduğum doğrudur. Kalkmış 2 yıllık komşuluk hayatımda ilk kez, o da mecburiyetten açtığım süpürgeye laf ediyor sıfatına sıçtığımın karısı.

O gece Pinto o kafesi devirerek jübilesini yaptı. İlerleyen günlerde aynı apartımanın giriş katına taşınınca komşuların sesten rahatsız olacağını da düşünerek, Pinto'yu bana "yalnızlığıma arkadaş" olsun düşüncesiyle hediye eden arkadaşıma geri verdim. Susamlı krakerleri, eko paket muhabbet kuşu yemini, vitaminini, kafesini, tülünü, aynalı salıncağını vesair. Ben buna bakamıyorum, kendi cinsel yaşantımda tık yokken, Pinto'nunkini düşünecek durumda da değilim. Sen al bunu, ona daha iyi bakacak birine ver, yazık oluyor hayvana dedim. Aldı, götürdü. Böyle dediğime bakmayın, Erol Taş değilim ben. Günlerce ağladım. Birkaç zaman sonra temizlik yaparken rafın üzerinde kakasını gördüm, camı silerken mermerin üzerine düşen tüyünü, oturdum ağladım. Pinto'yu çok seviyordum, ama ona gereken ilgiyi gösteremiyordum, yollarımızı ayırdık. Şimdi haberlerini alıyorum, hayatını yoluna sokmuş. 3 tane yavrusu ve mutlu bir ilişkisi varmış. Bkz. Selo hâlâ yalnız.

Herkese en az benimki kadar keyifli bir Cuma dilerim. Çüüüüzzzzzzzz!! ;)
Özleniyorsun evlat.


Follow Me on

Facebook | Twitter | Instagram | Pinterest | Bloglovin'

30 Ocak 2014

Blogger'a girdiğimde Ben;


Heeyyyyyy


ve beni kıskananlar;


Bu postu okuduktan sonra yüz ifadesi hala gülme şeklinde olan herkese keyifli bir gün dilerim,
diğerleri tırnaklarını yemeye devam etsin hahahah ;)

Follow Me on

Facebook | Twitter | Instagram | Pinterest | Bloglovin'

29 Ocak 2014

Bursa Blogger Buluşması Vol.2 | Sponsorlarımız I

Herkesin horul horul uyuduğu şu saatlerde içine post yazma ilhamı gelen Selo kişisinden herkese iyi geceler blogcum.

Geçtiğimiz haftalarda gerçekleştirdiğimiz Bursa Blogger Buluşmasının ne kadar eğlenceli geçtiğinden şu yazımda az çok bahsetmiştim. O günün fotoğraflarda görülmeyen kısmıysa değerli sponsorlarımızdan gelen hediyelerdi. İlk buluşmada tecrübesiz yakalanmıştık, ellerimiz kollarımız torba torba hediyeyle zar zor dönmüştük evlerimize, ama bunda neyle karşılaşacağımızı az çok biliyorduk. Hepimiz yanımızda büyük büyük torbalar götürdük. Ben bi ara torba yerine çingiş pembe valizimi mi götürsem diye düşünmedim değil :) Götürseymişim de olurmuş yani. Ama karar verdim bir sonraki buluşmaya Bursa Kamyoncular Odası'ndan bir kamyon tutup gideceğim, başka türlü olmayacak. Lafı çok uzatmadan paylaşmakta sabırsızlandığım sponsorlarımıza geçmek istiyorum.

Fresh'n Soft

ürünlerini günlük hayatta sürekli kullanıyorum. Fresh'n Soft makyaj temizleme pedimin ve asetonumun bittiği anda imdadıma bu harika ürünlerle hızır gibi yetişti. Makyaj temizleme mendilleri ve makyaj düzeltme çubukları banyo rafımda yerlerini aldılar. Ter emici bantları hosteslik yapan bir arkadaşımdan duymuştum, ancak daha önce hiç denememiştim. Geçtiğimiz günlerde polyester bir triko giydiğim gün denedim, ürünle ilgili yazım ilerleyen günlerde blogda olacak.

Oriflame

kataloglarını her ay takip ettiğim, özellikle Milk&Honey serisine, Veryme serisindeki renkli maskaralarına, Karamelli Tender Care Balmına bayıldığım hepimizin bildiği bir marka. Bize kırmızı kalpli şirin bir torbada birbirinden güzel hediyeler göndermiş. Şeftali pembesi tonu allıkta en sevdiğim renktir. Günlük makyajında eyelinerdan vazgeçemeyen biri olarak Oriflame sayesinde çok övülen Jel eyeliner'i deneme şansı bulacağım. Takma kirpikleri Nisan'da evlenecek en yakın arkadaşımın düğününe saklıyorum :)
Kırmızı ruja ilk görüşte vuruldum. Makyaj çantasından hiç çıkarılmayacak bir parça. Bu güzel hediyeler için Oriflame'e çok teşekkürler.
Ayrıca Oriflame sadece bizi değil dünyayı da güzelleştiriyor. Bize daha yeşil bir dünyaya katkıda bulunmamız için fidan tohumları göndermiş. Artık benim de bir dikili ağacım olacak :)
Oriflame'i çevre bilincinden ötürü ve sosyal sorumluluk projesi için tebrik ediyorum.

Wigglesteps

görünce paketine, açtığımda içindekilere bayıldığım hediye paketleri göndermiş bize. Çorap manyağı biri olarak bu tasarım harikası hediyeye biraz daha fazla sevindim diyebilirim. Bahar ve yaz mevsiminde kapri pantolonların, şortların ve eteklerin altına çorap+converse giymeyi sevdiğim için bu çorapları bu yaz bol bol kombinleyeceğim. Siteye gidip kendimi kaybedeceğim bir alışveriş yapmam an meselesi, çekilişlerimde takipçilerime de bu çoraplardan hediye etmek gibi bir düşünce ışıdı kafamda :)
Hemen hepsini denedim bile, kaçar mı ;) Ben bayıldım bayıldım bunlara ya :) 
İnsanın ayağımdan çıkarası gelmiyor.

Facedermo

bize bonkör bir hediye paketi göndermiş. Vichy Termal su ve Priorin şampuanın methini çok duymuştum. İlk fırsatta deneyeceklerim arasında. Ürünlerle ilgili detaylı inceleme yazılarım ilerleyen dönemlerde blogda olacak. Facedermo'ya birbirinden güzel hediyeleri için çok teşekkürler.

HC Hair Care

'e saç bakımımızı yapacak bu harika seti gönderdiği için teşekkürler. Ürünlerin hepsi bitkisel ve ilk kullanımdan itibaren farkı ciddi derecede hissediliyor. Şampuan saçlarımı bebek saçı gibi yaptı, saçlarım yumuşacık ve pırıl pırıl oldu. HC Hair Care serisiyle 2014'te sağlıklı ve bakımlı saçlara sahip olacağımız gayet belli. Ürün incelemeleriyle ilgili detaylı yazım önümüzdeki günlerde blogda olacak.

Raen

'e el yapımı Ihlamur sabun için teşekkürler. Ihlamur özlü sabunun kokusu ve kremsi köpüğü harika. Suda %100 çözünen ve pH derecesi 7.5 olan bu sabunu hassas cilde sahip biri olarak yüz ve makyaj temizliğinde rahatça kullanabileceğim.

Nashi Argan 

'a saç ve cilt bakımında piyasaya iddialı giriş yapan faydası saymakla bitmez Argan Yağları için teşekkürler. Argan yağı son yıllarda adını sıkça duyduğumuz bir şey. Nashi Argan'dan gelen argan yağları sayesinde saç bakımımı evimde güvenle ve rahatça yapabileceğim. Ürünü ilk fırsatta deneyeceğim ve yorumlarımı sizlerle paylaşacağım.

1 Kağıt 1 Hikaye

Bir Mutluluk Atölyesi / Neşe'nin bloguyla keşfettiğim bir markaydı ve ürünlerini çok beğenmiştim. Pasta görünümlü bu yüzüğün kağıttan yapıldığına inanabiliyor musunuz? Allah'tan kağıttan yapılmış yoksa yenir ki bu tatlı şey :)
Tasarımcının fikrine, emeğine, ellerine sağlık. Yerine bir tek taş gelene kadar Pasta yüzüğüm bol bol takılacak gibi görünüyor ;)

Lavera Organik

hepimize bitkisel makyaj ürünleri göndermiş. Benim payıma bu güzel yeşil simli far düştü. Ah bi de far sürmeyi becerebilsem! Teşekkürler Lavera Organik.

Molped

'e şık ambalajında yenilenen ürünleri için teşekkürler. Molped kesinlikle biz kadınların özel dönemlerinde hayatını kolaylaştıran en önemli şey. 

Bebak

İlk buluşmamızda bize güzel hediyeler gönderen Bebak ikinci etkinliğimizde de bizi hediyesiz bırakmamış. Badem özlü el kremi, acı badem özlü makyaj temizleyicisi memnuniyetle kullandıklarımın arasında zaten. Teşekkürler Bebak.

Otacı

'da bize her iki etkinliğimizde hediye gönderen firmalardan. Argan serisi el kremini bana gidip geldikçe sepetimden alıp alıp kullanan anneme kaptırmıştım. Bu etkinlikte gelen kremi çantamda taşıyorum, bunu kaptırmaya hiç niyetim yok! Otacı'ya el ve tırnaklarımı yumuşacık yapan bu harika krem için çok teşekkürler.

Noma

'a ismimin baş harfini içeren Nazar boncuklu bu şık altın kaplama gümüş bileklik için çok teşekkürler. Nazar boncuklu künyeme arkadaş geldi :)

Bunlar hediyelerin yalnızca bir kısmı. Devamı ilerleyen günlerde blogda olacak. Takipte kalın ;)

Follow Me on

24 Ocak 2014

ben aslında yoğum

Alışmadık götte don durmaz derler ya; öyle hakkaten. Bugün gözlük kullanmaya başladığımın 13.günü ve ben 2.ye evde unutuyorum. Gözlüklerle yaşamaya alışmak ne kadar sürüyor? bilen şöyle beri gelsin. Bugün Cuma, malum ihracat günü. Benim en çok kullanacağım şey gözlerim ve parmaklarımken gözlükleri evde unut, olacak iş mi? Kendimim diye demiyorum ama son zamanlarda götünü toplayamayan biri oldum çıktım sayın folovır. Yoruluyorum be. Sabah 06:15'lerde kalk. Daha karga çok afedersin bokunu yememiş. Her yer karanlık. Sokakta kedi görsen tırsıyorsun, kenardan kenardan gidiyorsun durağa kadar. Yolda birilerini görünce yalnız değilsin bak sen gibi birileri daha var deyip kendi kendine daha afyonun patlamamışken teselli veriyorsun falan. Sonra bütün gün sıkaypi, imeyiller, kezbanın keranesi gibi hiç susmayan masa telefonu, cep telefonu, gerizekalı iş arkadaşları, yalakalar, egosu boyundan büyük gümrük ve gümrük muhafaza memurları. Kapeseseyi nasıl kazandığını kendi bile çözememiş ama başımıza devlet memuru olmuş erken menopozlu tipler, karısı vermeyenler, heriften memnun olmayan ama boşayamayanlar, her fırsatta çalışma şartlarından şikayet edip, "aslında daha iyi yerler çağırıyor ama gitmiyorum" deyip karşısındakini kandıramadığını bile farketmeyen safkan saflar, vesair vesair. Bunca hengamede bir çalışma gününü bitir, akşam olsun, servise bin. Şöföre "tepe lambasını açar mığsın İhsan Abiiiiii ders çalışacağam da" deyip herkes kendinden geçmiş uyurken sen sakin kafayla bile anlaşılmayan, zipleştirilirken uzantısı bozulmuş dosya görünümlü AÖF derslerini okuyup anlamaya çalış. Sonra eve gel, başını alıp gitmiş kirli sepetini eritmekle, makinanın içinde "beni as" diye yalvaran çamaşırları asmakla, çamaşır kurutmalığında asılı kalanları toplamakla, katlamakla, yerleştirmekle uğraş. Yetmesin, peteklerin altında uçuşan toz gruplarıyla sövme ve onları yakalama şeklinde mücadele et. He bu arada evi bok götürüyor bu konuya hiç girmiyorum falan. Sonra aç karnını doyur, kafan "günlük kotanızı doldurdunuz, yarın tekrar deneyiniz" uyarısı verse de inat et ders çalışmaya devam et. Bir bakmışsın saat 23'ü geçmiş. E yarın iş var. Bu boktan döngü yine başlayacak, hadi kalk bir gayret duş yap, he bu arada makinadakiler bitmiştir, onları da silkele, koy kenara, yarın işe giderken asarsın. Saçlarını kurut, bilimum kremlerini, toniklerini sür. Ojelerini tazele. Yat, zonklayan kafandan uyuyabilirsen senden iyisi yok. Yarın yine hiç uyumadan işe gidiyormuş gibi hissedeceğin bir güne uyanacaksın, uyuduğun her dakika senin lehine. "Yatarken gözlüklerini çıkarmayı unutma, annen" diye bir mesaj al. Gülme komşuna gelir başına atasözünü tecrübe edişine bak. Bunca koşturmacanın ortasında gülümsemeye, pozitif olmaya, insanları anlamaya ve onlarla anlaşmaya çalış. Senden hiçbir şey beklemese de haftada bir gün onlara yemeğe gitmeni, birkaç saatini ayırmanı bekleyen kardeşlerin, ailen var. Seninle Arjantin bardakta bira içerken elma dilim patates yemeyi, bunların yanında anlamlı anlamsız her şeye gülmeyi ve deşarj olmayı özlemiş arkadaşların var. Seninle aylardır çeyizi için alışveriş yapmayı bekleyen bir en yakın arkadaşın var. Senden düzenli beslenmeni ve hedefinden çok kilo vermeni bekleyen bir diyetisyenin, hiç hasta olmamanı, % 200 performansla çalışmanı ve işe hiç geç kalmamanı bekleyen bir patronun var. Bitmedi, mesajına cevap vermediğin ya da geç cevap verdiğin için tribal enfeksiyona girmiş anlayışsız arkadaşların var. He bir de her Allah'ın günü arayıp "tilifonumun tamiri ne zaman bitecek" diye dürtmek yöntemiyle bilgi alabildiğin bir yetkili servis bozuntusu var.

Okurken yoruldun mu? Ben yazarken yoruldum. Yahu ben kıçımı kaşımaya vakit bulamıyorum. Her günüm başka bir koşturmaca, her günüm başka bir yoğun. Bakarsan yaptığım elle tutulur bir şey yok. Tamam ben supercellmayım ama ben de etten kemikten insanım ya. He zaman zaman ahtapotgiller familyasından olmadığım için isyan etmiyor değilim, ama nafile! En sonunda "kovulmadım, istifa ettim yeter uleyn" deyip istifa edicem supercellma olmaktan, siz sağ ben selamet. Yetişemiyorum arkadaş, ye-ti-şe-mi-yo-rum. Bir yere gidilip bir şey yapılacaksa ders çalışma saatimden yiyorum, bu kez ders çalışmak için uyku ve dinlenme saatlerimden. Sürekli bir eksi bakiye durumu bende. Her şeye, herkese zaman ayırıyorsun deyip ağlak davrananlara, bunca şeyin arasında benden ilgi bekleyenlere diyorum ki: "Kendim için bir şey istiyorsam şerefsizim. Allah rızası için azıcık anlayış, azıcık empati". Yeter laan. He buradan bıcırıklara da bir mesaj, büyümeyin ablam, büyümeyin anneğm. Valla imkanı olan büyümesin. Büyümekle bir bokum olmadığını bilseydim, büyümezdim. Bak şimdi siz minimini birler, çalışkan ikiler karneleri aldılar. Ooh gelsin sömestır tatili. Millet tatile girdi, bense yarın ve Pazar sınavlara gireceğim, ya da tam tersi olacak, sınavlar bana girecek. Bu iki gün kendim için yapacağım tek şey yarın 16:00'daki Bursaspor maçına gitmeye çalışmak olacak, o da daha net değil. Bu iki gün ben aslında yoğum bildiğiniz. Uluslararası İktisat Teorisi dersinin anlamamakta ısrar ettiğim eğrileriyle kendimi baş başa bırakıyorum. Şu anki yüz ifadem iki nokta üstüste ve S ve / ve % ve | ve o. Bana şans dileyenlere şimdiden tişikkirlir. Allah bana ve yarın sınava girecek tüm insancıklara zihin açıklığı versin. Amin. Çüüüzzz!

Follow Me on

Facebook | Twitter | Instagram | Pinterest | Bloglovin'

Twitter Toplu Direkt Mesaj (DM) Silme Uygulaması

Geriye sayım yapılan bir Cuma öğleden sonrasından herkese pek bi selamlar blogcum

Gün geçmiyor ki hayat kurtaran bir şey öğrenmeyeyim ve de siz folovırlarımla paylaşmayayım. Bugünkü zıngırtımızın konusu Twitter'daki direkt mesajlarımızı toplu halde ve kolayca silebilmek. Eğer siz de benim gibi Twitter kullanan ve geçmiş yazışmalarını temizlemek isteyenlerdenseniz doğru yerdesiniz. Yaklaşın yamacıma hep birlikte nasıl yapılacağını inceleyelim.

Bu uygulamayı ya da türevlerini kullanan arkadaşlar mutlaka vardır, ama bilmeyenler için bu postu 10 dakikalık çay molamı piç ederek hazırlamayı bir görev bildim. Bildiğiniz gibi Twitter tweetlerinde ve direkt mesajlarında 140 karakter sınırı var. Hal böyle olunca direkt mesajda 2 kelam laf etmek için en az 5-6 mesaj göndermek gerekiyor, e karşı tarafın da bir o kadar mesaj gönderdiğini ve muhabbetin uzadığını düşünürseniz DM kutunuz gereksiz doluyor. Ben daha önce DM kutumu boşaltmak için defalarca Twitter toplu direkt mesaj uygulaması denedim. Ancak denediklerimden hiçbir sonuç alamamıştım. Üstüne Twitter'ım uygulamayı kullanabilmek için verdiğim izin sebebiyle uygulama tarafından saçma sapan bir sürü hesabı takibe aldı, bir de onları anfolov etmekle uğraştım. Bu kadar lafın üstüne şimdi size bugün tesadüfen bulduğum bu siteyle Twitter hesabımdaki 1 yıllık DM geçmişimi birkaç dakikada temizlediğimi söylesem? Bir süper kahraman yalan söylemez. İnanacaksınız tabisi.

Operasyon öncesi

Sonrası


Şimdi canikolar bu uygulamayı kullanabilmek için Twitter üzerinden izin vermeniz gerekiyor. Twitter uygulamaları Facebook’ta olduğu gibi öncelikle erişim izni ister, al gülüm ver gülüm hesabı. Ayrıca bazı uygulamalar yüklenirken kendi Twitter hesaplarını otomatik olarak takibe aldırır, sizin adınıza paylaşımda bulunabilir, başka hesapları takibe alabilir ya da içlerinden en kötüsü şifrenizi kaydedebilir. Bu yüzden uygulamayla işiniz bittiğinde Ayarlar menüsünden Uygulamalar’a giderek uygulama iznini kaldırmanızı tavsiye ediyorum.


Twitter Toplu Direkt Mesaj (DM) Silme Uygulaması'na buradan ulaşabilirsiniz.

Follow Me on

Facebook | Twitter | Instagram | Pinterest | Bloglovin'

supercellma 2 yaşında!


Festivaller başlasın, havai fişekler patlatılsın!
Blog dünyasına bodozlama dalan esas kızımızın blogu supercellma 2 yaşında!!!

Selam gençler!
Ben Selo, ıı şey biraz heycanlıyım. Yok ya biraz değil çok!
24 Ocak 2012'de başladığım blog maceramda 2. yıla girdik.
Bu zaman zarfında siz çok sevgili folovırlarımla yine çekinmeden paylaştım her şeyimi.
yeri geldi trend bloglarını tiye aldım bugün ne giydim postu yaptım, 
yeri geldi evrime inanmayanlara tepki olarak postlar yaptım, 
yeri geldi patronuma karşı tek kişilik grev başlattım ama kazanan yine emekçi insan oldu, 
yeri geldi azmin zaferi dedim, 
yeri geldi daha taşınmadan vukuatlara başlayan müstakbel komşuma (artık resmen komşum) sövdüm...
Ben bunları yazarken;
Seviyorum kızım seni deyip yazdığım ne varsa bıkmadan okuyan,
 yorumlarıyla, mesajlarıyla, mailleriyle yanımda olduğunu hissettiren, 
tıklamalarını eksik etmeyen supercellmaseverlere on yüz bin kere teşekkürler. 
Ben blogum aracılığıyla çok güzel arkadaşlıklar edindim, 
Kötü bir haber verdiğimde mail kutum hiç boş kalmadı, 
iyi dilekler, "senin için yapabileceğim bir şey var mı" soruları geldi hep en samimisinden.
Bazen yakından kıçımın dibinden, bazen kilometrelerce uzaktan, dünyanın öbür ucundan okundum. 
Bazen hepsi.
Zaman içinde gördüm ki blogu açmak benim hayatım boyunca yaptığım en doğru şeylerden biri.
İki yıldır depresyona girmiyorum lan ben :)
Blog benim antidepresanım, ağlama duvarım, günlüğüm, köprüm, her şeyim.
Bu sayfayı açmak benim, ama onu bugünlere getirmek hepimizin başarısı.

Günün anlam ve önemini belirten konuşmayı yapmak üzere sözü; 

siz çok sevgili folovırlarıma bırakıyorum. Haydin beni tebrik edin! :)
Bu vesileyle blogumla ilgili düşüncelerinizi, 
en sevdiğiniz yazımı, 
eleştirilerinizi,
aklınıza ne geliyorsa, 
içinizden ne geçiyorsa benimle paylaşır mısınız? 
Haydi yorumlarınızı bekliyorum, çiçek göndermek isteyenler iş adresime gönderebilir :p 
yihihihuuuu iyi ki buradayım, iyi ki varım mehehe :D
öperim.

Bir de kıskanmaya sebebiyet vermek, yanlış anlaşılmak istemem ama ismen teşekkür ettiğim birkaç kişi var;
Maillerini hiç eksik etmeyen, gerçek bir okuyucu olan Onur YILMAZ'a

Yorumlardan yola çıkarak son 1 yılda en çok yanımda olan;
Kibritçi Kız,
Ters Pabuçlar,
Hasır Şapka Derya,
Selma'nın Dünyası
Pınarın Dünyası
Tibet'in Annesi,
Amaçsız Çocuk Tribi,
Oytunla Hayat,
Şanselize Bulvarı,
Nurcan İşlek,
Gözde Yaşar Altunbaş,
Asortik,
Saklı Bahçem,
Yeliz İnceoğlu,
Belle Amie,
Shewgy,
Shirin Serkan,
Bademle Buduk ve
Denizin Yıldızı'na

ve yorumunu görünce ay ben onu nasıl unuttum diye kendime kızdığım Yasemin Alimci'ya
kokulu öpücükler ve kalp kalp kalp. Sizi daha bi çok seviyorum!!

20 Ocak 2014

Selam gençler! Yeni sıfatım

Sen göz seyirmesi diye gidersin, Hipermetrop Astigmat çıkar. Bendeki şansa tükürem. İki haftadır geçmek bilmeyen göz seyirmesi şikayetiyle göz doktoruna gittim. Göz seyirmesi ki öyle böyle değil. Sağ gözümde bir tutuyor iki,üç saat falan non-stop. Geceleri uykudan uyandırıyor falan. İş gün geçtikçe sinir bozucu bir hal almaya başladı nette biraz araştırdım ve göz kaslarıyla ilgili bir rahatsızlık olabileceği düşüncesiyle tuttum doktorun yolunu. Ben tabii bugüne kadar hiç göz problemi yaşamadım ya rahatım. Bir şey çıkmaz yae, "stresten" der verir bir-iki damla gönderir diye düşünüyorum. Doktor şikayetin ne dedi? Görmekle ilgili bir sorunum yok ama sağ gözüm iki haftadır durmadan seyiriyor dedim. Oturttu koltuğa. Bi odak testi yaptı. Benim sol göz on santim kala pıt kayıyor. Bir denedi yok, iki denedi yok. Sol gözde kayma var dedi. Nasıl yani benim sağ gözüm seyiriyor dedim, meğer sol gözüm bozuk olduğu için ben farkında olmadan hep sağı kullanıyormuşum ve sağ gözümü yormuşum. Te allam. Benim surat iki nokta üstüste + S. Sonra çeşitli aletlerle baktı gözlerime. Gizli bir göz bozukluğun olabilir, sana yirmi dakika arayla üç kez damla damlatacağız, sonucuna göre tedavi vereceğiz dedi doktorum. O damlaların ağzıma, pardon gözlerime sıçacağını bilseydim yanımda birini götürürdüm. İlk damlada koridorun öbür ucundaki insanları göremezken ikinci damlada bir metre uzağımda kucağında çocuğuyla oturan kadını, son damlada ise nihayet kolumdaki saati, elimdeki telefonun tuşlarını göremez oldum. Oha dedim noluyo? Hayat bildiğin flulaştı git gide. Görmemek böyle bir şeymiş demek! Beni tuttu mu eyvah eve nasıl gidecem korkusu? Göya hastaneden çarşıya, sonra kuaföre gidecektim, oradan da eve gidip temizlik yapacaktım. Hepsi yalan oldu. Asansörde "0" düğmesini bulup basamadım ya la! Benle birlikte binen birine -kadın mıydı erkek miydi ayırt edemedim- 0'a basar mısınız ben göremiyorum da dedim, farkındayım çünkü 0'a bastım az önce dedi. Vay amk ayaküstü ezikledi de beni. Benim iğne ucu kadar gözbebeklerim o damlaların etkisiyle neredeyse gözümün tamamını kaplayacak kadar büyümüş. Ben bi de Allahın gerizekalısı göz makyajıyla gittim mi göz doktoruna, alaca bulaca olmuş mu yüzüm. Aynaya bak diyeceksiniz ama görebilsem! Neyse Allahtan tramvay var, hastane tramvay durağına 2-3 dakika uzaklıkta. Ben muhtemelen 20 dakikada falan vardım. Çünkü yoldayken tramvayın kornası çaldı, 15 dakikada bir geçiyor ben sonrakine güç bela yetiştim. İnsanların yüzlerini seçemiyorum ama hislerim yok olmadı ya anlıyorum ki herkes mal mal bana bakıyor. Haksız da sayılmazlarmış ablama gittiğimde ne bu yüzünün hali dedi, artık ne durumdaydı bilemiyorum. Gittiğim gibi ağlamaya başladım, ağladıkça damlalar yaktı gözlerimi cayır cayır, sonra sızıp kalmışım ablamın klasik şönil salon takımının üçlüsünde. Uyandığımda elim olayın üstünden 4 saat geçmişti ama ben Selo kişisi hala saati göremiyordum, telefonun tuşlarını seçemiyordum. Baktım göremiyorum kendimi yarı karanlık dünyama geri döndürdüm. Tekrar uyandığımda 6,5 saat geçmişti ve ben yüzümü gözümü insana benzetmeye çalışarak tuttum gözlükçünün yolunu. Yollarda gördüğüm gözlüklü insanların çokluğu içimi rahatlattı, onlara sarılıp ben de sizden biriyim artık deyip onlara sarılmak istedim. Evet evet yapmak istedim bunu. Gözlükçüden çıktığımda sonuç buydu. 



Selam dünya, ben Selo, tanımadın mı? dur bi gözlüklerimi çıkarayım tanıyabilecek misin?! Hee evet dört göz Selo. Tamam lan sen de vur, sen de dalga geç. Möhühühü :( Gözlüklü yeni sıfatım hakkında herkeş bir şey dedi. Selo sanki sende hep bir şey eksikmişte o da gözlükmüş dediler. Cool oldun diyen de oldu, değişik bir seksapelite kattı diyen de, şebek diyen de, şirine diyen de. Lakin kimse yadırgamadı. Ne yalan söyleyeyim ben de yadırgamadım, ama gözlüklerimin belli belirsiz bir kenarlarda beni bekleyen 30'lu yaş sendromunu hönk diye ortaya çıkardığını da inkar edemem. Annemin olayla ilgili yorumu; Gözlüksüz birini beğenenip evlenemedin, gözlüklerle hiçten beğenemezsin. Evde kaldığının resmidir!

Ne derler, etme bulma dünyası. Çok değil daha 2 hafta önce gözünde gözlüklerle uyumaya çalışan annemle şu tweetle dalga geçmiştim, ilahi adalet tecelli etti.
Dilim kopaydı da söylemeyeydim, açaydım kollarımı getme deyeydim. Burası böyle değildi ama neyse, siktir edin.




16 Ocak 2014

Bursa Blogger Buluşması Vol.2

Pazartesi görünümlü bir Perşembe akşamüstüsünde paydosa geri sayım yapan Selo kişisinden hepinize pek bi selamlar blogcum!

Takvimlerimiz 12 Ocak Pazar'ı gösterdiğinde biz Bursa Blogger Buluşmasının 2.sini gerçekleştirmek için bize daha önce de ev sahipliği yapan Benzin Cafe'de buluştuk. En az buluşmaya katılacak kişiler kadar buluşulacak mekan da önemliydi. Benzin Cafe bizi yine harika bir şekilde ağırladı. Bengisu Hanıma ve tüm Benzin ekibine konukseverlikleri için tekrar teşekkürler.

Geç kalma konusunda bir dünya markası olan ben her zaman olduğu gibi etkinliğe de biraz rötarlı katıldım. Mekana gittiğimde masaların üzeri sponsorlarımızdan gelen hediyelerin bir kısmıyla ve o günün ne kadar eğlenceli geçeceğinin müjdecisi olan konuşma balonlarıyla doluydu. 
Sonra hediyeler yerini Benzin'in birbirinden lezzetli ikramlarına bıraktı. 
Bir yandan çay servisiyle gözümüze hitap eden ikramları mideye indirirken bir yandan aramıza yeni katılan arkadaşlarla kaynaştık, sohbet ettik. 
O gün bir de misafirimiz vardı. Sponsorlarımızdan Fulser firmasının Bursa yetkilisi Esma Hanım da bize distiribütörü oldukları M.Asam, Tresan ve Krauterhof ürünleriyle ilgili bilgi verdi. 
Tanıtımı yapılan ürünlerin arasında M. Asam Magic Finish make up fondöteni anında test etme şansı bulduk ki istisnasız herkes bu harika ürüne bayıldı. 
Magic Finish'le ilgili deneyim yazım önümüzdeki günlerde blogda olacak. Bilgilendirmeleri, hediyeleri ve bizlere bu harika ürünü deneme imkanı sundukları için Esma Hanım'a ve Fulser firmasına tekrar teşekkürler.

Günümüz bolca sohbet, kikirdeşme, fikir alışverişleri, aralarda lezzetli ikramlardan götürme ve etkinliklerin vazgeçilmez parçası olan fotoğraf çekimleriyle devam etti. Etkinliğe Instagram fotoğraf çerçevesi ve eğlenceli konuşma balonlarıyla renk katan 3b Dream'e ve güzel buluşma organizatörlerimizin isimleriyle hatıra fotoğraf çekim çerçevesini hazırlayan Lunlun Çiçek'e ayrıca teşekkürler. Fotoğraf çekinmeyi zaten seviyoruz, bu çerçevelerle o gün daha da zevkliydi o karelerde olmak. İşte görenleri ah ben de orada olsaydım dedirtecek o güzel günden objektiflere yansıyan karelerin sadece bir kısmı ;)
Asılanlar, kesilenler! :)
Özlemi beğendim pozumuz ;)
Su ve Makyaj blogunun sahibi su gibi güzel çok sevdiğim Büşracım :)
Makyajın Kimyası Fatmacım ve Ece'nin Günlüğü Ececim
Gün boyu tek başıma fotoğraf çekinmeme bir fırsat vermeyen Deniz :)
ve nihayet tek başına bir fotoğraf çekinmeyi başarabilen bendeniz Supercellma :)
Bu güzel günün organizatörleri cağnım Özlemcim ve Neşecim'e bir kez daha teşekkürler. Ellerinize, emeklerinize sağlık!


Katılan Bloggerlar

Ayem; www.supercellma.com
www.modalizaa.com
www.birmutlulukatolyesi.com
masumkedi87.blogspot.com
suvemakyaj.blogspot.com
makyajinkimyasi.blogspot.com
gulsevsar.blogspot.com
denizinyildiz.blogspot.com
nursstuudio.blogspot.com
betiilehayattadinda.blogspot.com
eceabdioglu.blogspot.com
busragenc.blogspot.com

Buluşma sponsorlarımız ve hediye ürünlerimizle ilgili devam yazım yakında blogda!
Takipte kalın ;)

Follow Me on

Facebook | Twitter | Instagram | Pinterest | Bloglovin'

Hoopp birader baksana bi'!

Bu blogdaki tüm yazılar ve bazı görseller (alıntı olanların URLsi belirtilerek) supercellma tarafından eklenmiştir ve 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. maddesi gereğince kopyalamak, ticari amaçla kullanmak, yazar ismi belirtilmeden alıntı yapmak ve link vermeden kullanmak dahi suçtur. Aksini iddia eden varsa yolarım. Her türlü pisliği de yaparım. Hee akıllı olun canımı yiyin. Emek hırsızlığına karşı destek ve Emeğe Saygı lan. Dirsek çürütüyoruz burda...!!

 

Supercellma Template by Ipietoon Blogger Template | Gadget Review

back to top