15 Kasım 2013

Selo'nun Türkiye'nin Telekomünikasyon devi!!! TTNET'le mücadelesi

İnternetsiz kalan Selo'nun hayat damarlarından biri kopmuş demektir. Ölmüşüm ağlayanım yok. Beni tanıyanlar, takip edenler çok iyi bilirler ki ben sosyal medyayı ve teknolojiyi bokunu çıkarırcasına kullanan biriyim. Seviyorum abi napayım. Cep telefonum şöyle dursun, bilgisayardan internete girebilmek için yaklaşık iki yıldır Turkcell 3G modem kullanıyordum. 3G modemin hareket halinde de kullanılabilir olması ve öyle eve telefon hattı çektir, kablo döşettir, yok evde dur bağlantı için gelecek teknik ekibi bekle falan gibi durumları olmadığı için cazip gelmişti. Eski mahallemde Turkcell 3G hizmet verdiği için bağlatıyla ilgili hiçbir sorun da yaşamamıştım. Ancak ne zaman ki şu an oturduğum eve taşındım işin rengi değişti. Yeni taşındığım mahallede Turkcell'in 3G hizmet verememesi, evimin zemin katta oluşuna usb modemin zaman geçtikçe verimini yitirmesi de eklenince dedim ki kızım Selo bu iş böyle olmayacak, kendine başka bir çözüm bul. Modemi açarken 3 kulhuvallah 1 elham okumaktan ben neredeyse göğe yükseldim ama lanet olası modem 3G bağlanmamak için direndi de direndi.

Ben bu sorunları yaşadığımda aylardan Haziran'dı, mevsim yazdı, güneş tepemizde ışıyordu, çiçekler rengarenk açmış, böcekler, kuşlar şakıyordu. Ancak benim VINN taahhütüm Kasım ayının başında bitiyordu ve taahhütünden önce kapatırsam onca ayın faturası -kullanmasam bile- kol gibi girecekti, e ne lüzumu vardı? Ben elimde laptop ve yanındaki usb girişinden çük gibi çıkışan usb modemle internete girebilmek için evin olmadık noktalarında pekalâ tek ayak üstünde durabilir, internetin çektiği yeri bulabilmek için akrobatik hareketler, ne bileyim bir moon walk, bir R&B dans yapabilirdim ve 6 ay göz açıp kapayıncaya kadar geçerdi. Nah geçti. Bloga yazı yazabilmek için apartmandaki wlanların şifrelerini kırmayı denerken üniversite 2.sınıfta kursa giderek zar zor geçtiğim istatistik dersini çözdüm, gece ellerinde beyzbol sopalarıyla komşular bir bir rüyalarıma girer oldu ve neredeyse bu işi hobi amaçlı yapmaktan çıkıp azılı bir hacker oluyordum da neticede kedi olalı bi fare yakalayamadım, bi tanesine bile bağlanamadım. Baktım bu yöntem tutmadı havaların güzel oluşunu fırsat bilerek her fırsatta bilgisayarımı alıp evin yakınındaki Temenyeri Parkı'na gider oldum. Cağnım folovırlarım tabii sizin bu fedakarlıklardan hiç haberiniz yok, bakın Selonuz nelere katlandı sizlerle buluşabilmek için. Başlarda internete girebilmek için parklara bahçelere gitmek keyifli gelse de sonra yatakta atletle donla üfür üfür yayılarak yazmak varken yaşlı teyzelerin "bu kız bilgisayarla parkta ne yapıyor" konulu aşırı meraklı bakışları da eklenince durum beni rahatsız etmeye başlamıştı. Kadınlar öyle bakıyorlardı ki sanırsın parkı havaya uçuracak bombanın alarmını kuruyorum, he evet teyzecim, casusum ben, kiralık katilim hatta. Birazdan hepimiz booommm!!! Yav he he, kıçı kırık bir blogırım ben be ne casusu! Bir de az ötedeki top sahasından sağına soluna vurarak ancak çalıştırabildiğim laptopumun ekranına birkaç kez futbol topu gelince park macerası benim için sona ermiş oldu.

İnternete girebilmek mücadelesiyle günler böyle geçti, neyseki o lanet süreç bir şekilde bitti. Ekim ayının başında 29'undan sonra öğrenci olmaya heveslenip Açıköğretim Fakültesi'ne kayıt yaptırınca TTNet'in -telefon hatsız, yalın, sınırsız internet- öğrenci paketine kayıt yaptırabilme hakkını ödediğim 225 TL harç karşılığı kazanmış oldum. Diğer tarafta VINN taahhütüm de bitti. Ben internetle ilgili işlemlerimi adsl bağlantım hallolana kadar -nasılsa çabucak hallolucak düşüncesiyle- teknoloji harikası Galaxy S4'ümle hallederim tesellisiyle yaşıyordum. Kasım başında sözleşmeyi yaptık. Haftaiçi çalışıyorum, bağlantı için mutlaka Cumartesi gelsinler diye belirttim. Yok bunu da belirtmemişim gibi hafta içi Salı, Çarşamba ve Perşembe günleri ard arda ve ısrarla arandım. Ben ki tahammülsüzümdür, ona rağmen sukunetimi korudum. Hafta içi bağlantı için gelmeye pek bi hevesli ekip Cumartesi günü öğlene kadar kesin geliriz abla sözlerine karşılık 13.10 da ancak teşrif edebildiler. Saat 12:00'yi geçtikten sonra telefonlarıma cevap vermemeleri de cabası. Teknik ekip sıfatıyla gelen adamın beni, evimi uzun uzun süzmesi beni bi dellendirdi zaten. Sen de beş, ben diyeyim on dakikalık işi yaydıra yaydıra yarım saatte yaptı, yani herif neredeyse bi çayın, kahven varsa içerim diyecek, o derece rahat. Ben acelem var 14:00'de doktor randevuma yetişmem gerek deyince "biz hafta içi gelecektik sen haftasonu istedin" cümlesine haftaiçi sizin paydos ettiğiniz saate yetişemediğim için hafta sonuna erteledim dedim. TV ünitesinde bir düğünde dans ederken çekildiğim fotoğraftaki erkek kardeşimi kocam sanmış olacak ki ortalama 1.60'lık boyunu aşan cüretle kocanız ne iş yapıyor? o evde olmuyor mu o bekleseydi demedi mi benim şarteller attı arkadaş. Sizin işinizin evine gittiğiniz insanların özel hayatını sorgulamak olduğunu değil, bağlantıyı yapmak olduğunu sanıyordum deyince bi benzi attı ve yanlış anladınız diye toparlamaya çalıştı. Sonra yine elindeki telefonla telefon girişinden bir yerleri tuşlayarak kendince bağlantıyı yaptı. Ama ben her an mutfaktan kurban bayramından yeni çıkmış olmamızdan ötürü etleri rahat doğrayabilmek adına bileylettirdiğim pıçağı alıp herifin müsait bir yerine gömücem, o derece gözüm döndü. Cinnet geçiren insanları o an anladım diyebilirim. 

Neyse herif sözümona yaptığı bağlantıyla ilgili "bir sorun çıkarsa beni ararsın Selma" diye lütfetti. Ben adama ısrarla, vurgulayarak "Cezmi Bey" diye hitap ediyorken adamın bana nereden geldiği belli olmayan bir samimiyetle ismimle hitap etmesi benim telleri yakmama sebep oldu ve ben bir sorun olursa sizi niye arayacakmışım beyfendi, TTNet müşteri hizmetlerini ararım, şimdi işiniz bittiyse benim 14:00'de yetişmem gereken bir doktor randevum var, sizin yüzünüzden yeterince geciktim diye çıkışarak adamı ne olur ne olmaz düşüncesiyle açık bıraktığım daire kapısını arkasından sertçe kapatarak yarı kibar yarı kabaca dairem sınırlarından çıkarttım. Oh dedim içimden.

Ben bağlantının yapıldığını düşünürken bu kez başladık modemi beklemeye. Satış temsilcisi herife ben çalışıyorum, yalnız yaşıyorum, modemi iş adresime gönderin diye özellikle ricada bulundum. İş adresimi yazdığı kağıda bold ve altı çizili harflerle yeni cep telefonu numaramı da yazdım. Ama yook!! Sanki ben bunları söylememişim gibi tut sen modemi ev adresime gönder, üstelik eski cep telefonu numaramı yazarak. Birinci gün oldu modem yok, ikinci gün oldu yok, üç oldu #direnselo demeye başladım içimden hafif hafif kulaklarımdan ateş çıkararak. Dördüncü günün sonunda başladım ya sabır çekmeye falan. Neyse ki 8.gün her şey bal kabağına dönüşmeden modem geldi. İşte asıl film burda koptu. Eve gittim bi hevesle modem bağlantısını yaptım, yok arkadaş modemi kurmak için adsl ışığının sabitlenmesi gerek ama sabitlenmiyor. Müşteri hizmetlerini arıyorum "ekranlarımızda geçici bir sorun var, lütfen daha sonra arayınız" diyor. Pazartesi gecesi gece yarısına kadar bi on kere filan aradım, geçemedi amınakodumun sorunu ekranlarından. Ama her müşteri temsilcisi bi boku halledebilmişler gibi hizmetlerini değerlendirmemi talep etmek mallığından da geri kalmadılar, hizmet mi verdiniz ki değerlendireceğim, önce sorunumu çözün diye böğüründüm hepsine tek tek! O gece üstüste kaç kez şikayet talebi açtırdıysam Salı günü bütün gün TTNet aradı beni şikayetimle ilgili, akşam 19:00'dan sonra evde oluyorum birileri gelip şu sorunu çözsün dedim. Akşamüstü 16:30'da helal süt emmiş, böyle insanlar hâlâ varmış be! dedirtecek cinsten bi Ali abi aradı beni, dedi ki kardeşim senin sorunun apartmanın içinde ben oraya kadar olan hattı kontrol ettim, sorun yok. Ara müşteri hizmetlerini aynen benim söylediğimi söyle gelip apartman içindeki bağlantıyı kontrol etsinler. Ya Ali abi, ben 48 saatte sesli yanıt sistemini en çok arayan vatandaş olma rekorunu kırıcam, valla sinirlerim bozuldu artık dedim ama elim mahkum aradım. Akşam 20:30 oldu yine ne arayan var, ne soran. Ali abiyi aradım yüzümü kızartarak, yine müşteri hizmetlerini ara dedi. Aradım müşteri hizmetlerini "bu modem bu gece hallolmassa bu modemi saha satışı yapan çocuktan, bağlantıyı yapmaya gelen it gözlü teknik personelinize, telefonda "teknik destek" verdiğini iddia eden oysa tek yaptığı şey şikayetimi dinleyip form açmak olan Kol Sentır çalışanları ve siz de dahil olmak üzere tek tek hepinizin götünüze sokucam, yeminle de sokarım dedim kapattım telefonu. Fazlası vardır eksiği yoktur. Bu konuşmalar gerçekten kayıt altına alınıyorsa muhtemelen ben TTNet camiasında meşhur oldum. Artık dayanamayıp tam sinirden ağlamaya başlamıştım ki saat 21:10'da zilim çaldı. Hah kim geldi dersiniz? TTNet üniformalı iki teknik adam. Sorunu on, onbeş dakikada halledip gittiler. Neymiş?  Demek ki istenince sorun çözülebiliyormuş da, daha önemlisi olayı bu kadar sarpa sardıran sorun neymiş? Sıkı durun, bağlantıyı yapmaya gelen it gözlü Cezmi efendi adsl bağlantısını modeme verecek kabloyu takılması gereken girişe takmamış!!!

Yazının ana fikri: "İnsanca, kibarca, doğru düzgün konuşarak iş yaptıramazsınız, basıcaksınız küfürü, kalayı, vereceksiniz ayarı, bakın işiniz -bu saatte imkansız- denildiği halde nasıl da beş dakika da hallediliyor!!! burası Türkiye"

Ertesi gün uyuyakaldım, işe geç gittim. İş arkadaşlarım TTNetçiler beni kesti sanmış :) Bilmiyorlar ki o sorun çözülmeseydi ben TTNetçileri kesecektim :)

Selo'nun yurdum insanıyla maceraları yeni olaylarla çok yakında devam edecek. Zira gün geçmiyor ki bir tuhaflığımız daha yaşanmasın sayın folovır!
Şimdilik ciaooo!!!

8 kişi "açılın ben doktorum" demiş :

  1. çokkk haklısın cnm. bu memlekette işler böyle yürüyo. ohh eline, ağzına sağlık.

    YanıtlaSil
  2. Senin yaptıklarının üçte birini yapamazdım herhalde :) Seni bu yüzden seviyorum .

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hadii ama dostum elbetteki yapabilirsin ;) ben de senin beni sevmeni seviyorum iyi ki varsın!!! 😍😘

      Sil
    2. Hadii ama dostum elbetteki yapabilirsin ;) ben de senin beni sevmeni seviyorum iyi ki varsın!!! 😍😘

      Sil
  3. ayyy oturduğum yerden okurken sinir oldum.Ki,sen kat be kat haklın.buna benzer bir durumu ben de yaşadım.Neyseki gelmiş geçmiş olsun,bir daha da tekrarlanmamış olsun:)
    aminn:-D

    YanıtlaSil
  4. Agzına yüreğine sağlık :) Bende Bursa'lı bir bloggerım sizlerle tanısmayı cok isterim takipleşmek dileğiyle :)
    http://busragenc.blogspot.com/

    YanıtlaSil
  5. benimde yapasım geldi ohhh ağzına sağlık:)

    YanıtlaSil
  6. canım blogunu ozlemısım ohhh dedım bulunca aaa o kadar blog okuyorum bak senı nasıl atlarım ..sonrada dıyorum kı..ohhhhh sefan olsun hahahhahaha

    YanıtlaSil

Hoopp birader baksana bi'!

Bu blogdaki tüm yazılar ve bazı görseller (alıntı olanların URLsi belirtilerek) supercellma tarafından eklenmiştir ve 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. maddesi gereğince kopyalamak, ticari amaçla kullanmak, yazar ismi belirtilmeden alıntı yapmak ve link vermeden kullanmak dahi suçtur. Aksini iddia eden varsa yolarım. Her türlü pisliği de yaparım. Hee akıllı olun canımı yiyin. Emek hırsızlığına karşı destek ve Emeğe Saygı lan. Dirsek çürütüyoz burda...!!

 

supercellma Template by Ipietoon Blogger Template | Gadget Review

back to top