30 Eylül 2013

Haftasonu, keşke hiç bitmesen be!

Mis gibi bir haftasonundan sonra bokum gibi bir Pazartesi sabahından herkese -ne kadar olabiliyorsa o kadar - günaydınlar blogcum.

Hafta sonlarını seviyorum ama keşke bu kadar çabuk bitmese, keşke evimde ayağımı uzatıp dinlenebilecek biraz daha vaktim olsa... Yine iki günlük bir hafta sonu tatili, yine koşuşturmaca, yine yoğun, yine yorgun bir Selo. Cuma akşamı iş çıkışı -nasıl olduysa o güne bir plan yapmayıp- eve gidip biraz da olsa dinlenebildim neyse ki. Puzzle halısı başında sözde puzzle keyfi yapacakken, sıcaktan mayışmış kedi gibi uyuklayarak ve devamında erkenden uyuyarak kendimi az da olsa şımarttığımı düşünüyorum. Hâl böyle olunca Cumartesi sabahı 9'u biraz geçerken uyanıp bir daha uyuyamadım ya la. Ama iyi de oldu sankilim günü kaçırmamış oldum. Ablamın ufaklığın toplantısı vardı, mesaj atıp dedim ki toplantıdan sonra al kızları gel, gidelim Setbaşı'nda kahvaltı yapalım şöyle dere kenarında bir güzel... Gittik, yedik, içtik, değişiklik oldu. Ablam çalışan biri olmadığı için böyle dışarıda yemeler içmeler falan pek yapabildiği şeyler değil. Alt tarafı bir kahvaltıydı onları ağırlayabildiğim ama ne kadar mutlu oldular canlarım benim..

Onlarla ayrıldık kuaföre gittim, istenmeyen tüylerimden kurtuldum, saçlarımı kestirdim bakım vesaire günümün yarısı kuaförde geçti. Sonra uzun zamandır görüşemediğim bir dostumla görüştüm iş için Bursa'ya gelişini fırsat bilerek. Sonra da ayrıldığımızdan bu yana sürekli Bursa'ya geleceğim, tekrar bir görüşelim, konuşalım diyen lakin bir türlü gelemeyen en sonuncu eski sevgilim nihayet Cumartesi akşamı geldi. Sonuç tam da beklediğim gibi; değişmedi. Acaba askerlik psikolojisinden kurtulup sivil hayatta kendini bulmuş mudur, bir şeyler değişmiş midir? düşünceleriyle keşke dememek için görüşeyim dedim, ama bir kere de yanıl be kızım selo! Yok! Uzatmayayım, umutsuz vaka. Ben tatminsiz, memnuniyetsiz, dengesiz ve full sinir bir hatunmuşum, analiz yaptı gitti. Sağolsun.

Onu otogar otobüsüne bindirdikten sonra blog arkadaşlarımla buluşmaya FSM Benzin'e doğru yola çıktım. Bir an acaba gitmesem mi dedim çünkü eski sevgiliyle görüşmenin sonuna doğru iyice gerilmiştim ama iyi ki gitmişim. Moral motivasyon aldı başını gitti, tavan oldu bildiğin. Bissürü de hediyelerimiz oldu sponsorlardan gelen, ben o mutlulukla ağzım kulaklarımda döndüm eve.

Yeni saçlarımı sevdim, biraz wamp bir tarz oldu. Kuaförüm yaşın ilerledikçe daha tarz, daha farklı bir hatun oluyorsun, Benjamin Button gibisin diyor, e haksız da sayılmaz sanırım ;)

17 kg vermiş olmanın mutluluğu var ama haftasonu artık alışveriş yapmam gerektiğini iyiden iyiye farkettim. Öyle ya kışı tatile giderken giymek için aldığım şortlarla ve mini eteklerle geçiremem! Sonra dedim ki aman kızım Selo! tek derdin bu olsun, alırsın.

Akşam 22 yi geçiyordu yatağıma oturdum, manikür, oje, şu bu derken yine gece yarısını geçti vakit ve her şey bal kabağına dönüştü ben uyuyana kadar. O yüzden yazıyı dün akşam yazamadım, rötar yaptı bugüne kaldı.

Anlayacağınız üzere sayın folovırlarım koşturmaca dolu, yoğun ama dopdolu bir hafta sonunu daha geride bırakmış bulunmaktayım. Hafta sonunun benim için en güzel detayı dünkü Bursalı Bloggerlar Buluşmasıydı. Daha önceden pek az tanıdık kişinin olduğu, yaş ortalaması daha genç, daha sıcak, daha içten, daha samimi, sosyal statüye, maddi duruma göre bir ayrım olmayan, gruplaşılmayan harika bir ortamda çok keyifli vakit geçirdik. Karşımda yine Denizciğim vardı, e nasıl başlarsa öyle gidiyor ihihi. Etkinliği düzenleyen arkadaşlar Modaliza ve Bir Mutluluk Atölyesi bizim için o kadar güzel organize olmuşlar ki elimiz kolumuz doldu taştı sponsorlardan gelen hediyelerle. Ben eve taşındım taşınalı 2 kez kullanmadığım asansörü -1. kattaki evime gitmek için kullanmak zorunda kaldım, varın siz hesap edin. Eve gider gitmez her zamanki gibi daire kapısında gelen tuvaletimi bile tutarak heyecanla hediyelerimi açtım, ama baktım hediyeler bakmakla bitecek gibi değil tuvalet işini aradan çıkarıp devam ettim eheheh. Yakında hepsiyle ilgili deneyim yazılarımı keyifle paylaşacağım, hem buralarda olmak için güzel bir bahane olurlar.

Cuma günü paydos saatine 5-10 dakika kala kargonun getirdiği bu güzel hediyeyi aramızın iyi olduğu bir nakliyeci arkadaşım Ayşegül almış bana Alaçatı'dan. Bu cici hediye beraberinde hediyeyi getirdi ve......


gördüğünüz gibi hediyeye doydum canlarım. Selo'nuz büyüklerin ellerinden, küçüklerin gözlerinden, yaşıtlarının yanaklarından öper ve çay molasını size yazı yazarak geçirmiş olmaktan ötürü pek bir mutlu paşa paşa işine döner. Saygılar, sevgiler efenim.

4 kişi "açılın ben doktorum" demiş :

  1. Bi solukta okudum eğlendim :)

    YanıtlaSil
  2. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  3. merhaba :)
    pek eğLeNceLi bi yazı oLmuş caNım :) yüreğiNe sağLık :)
    beNde o buLuşmada araNızda oLmak isterdim:( eski sevgiLiyide saLLa gitsiN yeNisiNe caN sağLığı boşver :)
    ayrıca çekiLiş soNucuNuda sabırsızLıkLa bekLiyorum ):

    YanıtlaSil
  4. Yazıların birkaç tanesini okuyabildim çünkü blogu bugün yeni keşfettim. Tarzına bayıldım ve çok eğlendim okurken :) Ekledim takibe devam edeceğim.
    Sevgiler...

    YanıtlaSil

Hoopp birader baksana bi'!

Bu blogdaki tüm yazılar ve bazı görseller (alıntı olanların URLsi belirtilerek) supercellma tarafından eklenmiştir ve 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. maddesi gereğince kopyalamak, ticari amaçla kullanmak, yazar ismi belirtilmeden alıntı yapmak ve link vermeden kullanmak dahi suçtur. Aksini iddia eden varsa yolarım. Her türlü pisliği de yaparım. Hee akıllı olun canımı yiyin. Emek hırsızlığına karşı destek ve Emeğe Saygı lan. Dirsek çürütüyoz burda...!!

 

supercellma Template by Ipietoon Blogger Template | Gadget Review

back to top