25 Ağustos 2012

Beni Özleyin Anacım :)

Bodrum yolcusu olmasına sayılı saatler kalan Supercellmadan Selamlar, Sevgiler Blogcum :)

Pek bi mutlu, pek bi neşeliyim. Sebebi belli. Sonunda ben de tatile gidiyom lan.
Evet efendim Supercellma'lar da tatile çıkar. Millet karamel oldu, çikolata oldu, hatta bitter çikolata oldu bendeniz hala teneke peyniri gibiyim. İşte bu duruma bir son vermek ve döndüğümde full bir enerji ve milyon tane post konusuyla karşınızda olmak üzere 1 hafta tatile çıkıyorum. Gönüllerinizin fatihi, ailenizin süper kahramanı ben bu kez Bodrum'u fethetmeye gidiyorum.

Simen ve ben hazır ve nazır voltran ekibinin üçüncü elemanı Maytap'ın işten gelmesini ve kontağı çalıştırıp efsane tatili başlatmak için dakikalarla geriye sayım yapıyoruz. Kanımca 1,5 saate Huzura doğru yola çıkmış oluruz.

Alışık olmadığınız bi bir haftayla karşı karşıyasınız. Google Reader'ınızda Supercellma'dan hiç post olmayacak. Yokluğumda burayı bi boş bırakın, bi ilgilenmeyin benle, bi ihmal edin beni bakın dönünce nasıl yoluyom hepinizi teker teker. Heaaa ona göre :)

Şaka lan şaka kıyar mıyım ben size.

Öptüm karamel kokulu :)
Byee byeeeeee!!!

23 Ağustos 2012

Mim - 15 Yıl Sonra Ben

Mimler kraliçesi sevgili Biricit beni 15 yıl sonra konulu enteresan bir mimde mimlemiş.

İtiraf ediyorum ekrana bön bön bakıp "Ne yazılır ki lan buna şimdi" dediğim ilk mim ve ilk post bu oldu.

15 yıl sonrası için kurabileceğim tek hayalim sağlığı yerinde, huzuru bulduğu yerde sevdiği adamın yanında -karısı olmak tercih sebebidir-, prim ödeme günlerinin son demlerinde, pembe panjurlu evinin kadını, boy boy çocuklarının anası bir Supercellma olmak. 15 yıl sonrası için durumum fifty fifty: Ben ya birini kafalayıp nikah masasına oturtmuş birkaç da çocuk yapmış, 40lı yaşlarda bi Supercellma olurum, ya da hâlâ evlenememiş annesi tarafından İzdivac programlarına gitmeye zorlanan, evde kalmış, kartlamış kız kurusu Supercellma olurum. İlki tercih sebebidir tabisi. İkinci şıkkı düşünmek bile istemiyorum.

Şayet benim kader yine yemedi içmedi ağlarını ördü ve evlenemedim diyelim şu an yaşadığımdan daha farklı bir hayatım olmazdı sanırım. Belki kıçımı sıkıp para biriktirip başımı sokabilecek kadar bir ev almış ve kira derdinden kurtulmuş olurdum. İş konusunda istikrara önem veren, 3 kuruş fazla kazanmak için daldan dala konmayan ve evlenerek bizim patronun ideal çalışan kriterlerini çiğnemeyen biri olarak hâlâ aynı şirkette ama belki başka bir pozisyonda çalışıyor olurdum. Annem hayattaysa "zamanında armudun sapı üzümün çöpü dedin beğenmedin bak şimdi böyle evde kaldın" deyip bitmek bilmeyen Selma'yı evlendirmeye teşvik enerjisiyle hâlâ bana sövüyor olurdu. Başka başkaa? Ayyy yok daha fazla yazamiyciğim 15 yıl sonra 40'lı yaşlarda  hâlâ yalnız olduğumu düşünmek bile sinirlerimi bozmaya yetti :)

Ben gidip valiz hazırlamaya devam ediyim :P

Cyrstalll'i ve Gerberaa'yı mimledim ve öptüm koccamann! :*

Son Havadisler

16 günlük kocca tatilini bol gezme ve tozmayla geçiren Supercellmadan Selamlar Blog

Orucun bu yıl yine uzun saatler tutulmasının üzerine sıcaklar, bayram haftası tatil olabilmek için yapılan fazla mesailer, davetten davete koşturmanın yorgunluğu ve Pazar gecesi sahura kalkamayıp imsağa 3-4 dakika kala uyanıp meyve suyu ve suyla aç acına niyetlenilen oruç da eklenince sonucun migren olarak ortaya çıkması çok da şaşırtıcı olmadı doğrusu.

Pazartesi akşamı iftardan sonra başlayıp gittikçe şiddetlenen migren, yaz mevsimindeyiz yaaee kendi kendine kurur deyip duştan çıkınca insan gibi kurutmadığım saçlarım yüzünden sinüzitle birleşince ömrü hayatımda yaşayabileceğim en kötü baş ağrısını yaşadım. Ne zaman tutacağı belli olmayan migren için sürekli bir kaç tüp iğne bulunur evde ama aksilik bu ya bitmiş. E içtiğim ağrı kesicileri de kusunca Pazartesi gecesi soluğu acil serviste aldım mecburen. İğne vurulmak için bu kadar can atan kişi olarak tarihe geçebilirim  sanırım, çünkü yok böyle bir ağrı ve öyle ağrı kesiciyle falan da geçmiyor nalet olası. Neyse ki iki iğne karışımını bir güzel yiyip en azından gözlerimi açabilecek, ayakta durabilecek duruma geldim. Atladım taksiye ama eve nasıl attım kendimi bilmiyorum, gözlerimi de kapatacak şekilde tülbenti kafama bi güzel sıkıp uyumuşum. Arkadaşımın biri lavanta yağını tavsiye etti migren için, en kısa sürede deneyeceğim bakalım işe yarayacak mı.

Geçmişi benle iki yıla dayanan migren beni yataklara düşürdü. Öyle ki Salı günü işe bile gidemedim. Bırakın işe gitmeyi kafamı duvarlara vurup "Allah'ım sen canımı al da kurtulayım" diye ağladım o derece. O gün hasta olduğumu öğrenen çok sevdiğim bir arkadaşım gelip bana nefis bir hasta çorbası yaptı da mideme bir şey girdi son 24 saatte, Allah razolsun, böyle arkadaşları başımızdan eksik etmesin.

Çarşamba günü Leyla gibi gittim işe, göz altlarım kararmış, çökmüş. Kapatıcı falan hak getire. Neyse zor bela bitirdim günü ve bir günlük yokluktan ortaya çıkan evrak dağını temizleyip eve döndüm. Hafif bir şeyler atıştırıp zıbardım direk.

Anlayacağın üzere sevgili okuyucu ben "ha işleri toparlayayım, ha kocca 16 gün yokum masamı tertemiz bırakayım, gelince bi kalp spazmı geçirmeyeyim" diye kendimi yırtarken kinder sürprizden çıkan migrenle hesaba katılmayan bir günlük izin yüzünden planıma bir Perşembe mesaisini eklemek zorunda kaldım ve o gece 22:30'lara kadar yarı aygın yarı baygın çalıştım.

Cuma günü öğlenleyin bizim paranoyak men bayram tatili münasebetiyle Angara'ya gitti, öğlene kadar zor durdu zaten. Departmanda herkeş evli, üreyip çoluk çocuğa karışmış olduklarından ötürü ne kadar saçma salak iş, ne kadar ekistıra durum varsa departmanın talihsiz bekarı Seloyu vuruyor. Yalandan evlenicem lan benim de kocam, çoluk çocuğum, işim gücüm var diyebilmek için. İş çıkışı Mükü ve Elo'nun bana "senin ihtiyacın olan ve beğendiğin bir şeyi almak istiyoruz" nezaketlerini gerçekleştirmek için bana hediye almaya gidecektik. Evet gittik ama Elo'yla gittik. Son dakika golleriyle meşhur arkadaşımız Mükü gelmedi. Kocasının iftar daveti mi ne varmış. Neyse yüzüne karşı bol bol sövdüm ona, aldı o ağzının payını. Polaris'ten bi ayakkabı beğenmiştim onu almak istiyordum, ayakkabıları Elo'm doğum günü hediyesi olarak aldı bana. Sonra valiz de almam gerekiyordu. Yıllardır tatile giderken birilerine valiz için yalvarmak canıma yetti. Öyle lüküs, çok fiyakalı bir şey olmasına gerek yok, orta halli bir şey yeter bana diye bakındım birkaç yere. Ama o 60-70TL'likleri hiç gözüm tutmadı. İnsanı yolda bırakacak cinsten. Nasılsa bayram sonrası da izinliyim iyice araştırıp alırım diye aceleye getirmek istemedim. Valizimin 100TL'lik kısmı için finans müdürümüz sponsor oldu bana. Adamcağızın içinden gelmiş doğum günü hediyesi olarak. Kendisi teklif etti, ben bir şey demedim valla billa. Sonra kuaföre gittik istenmeyen kıl, tüy ne varsa kurtulduk, Elo'da saçına kızıl cila attırdı, bakımlı hatunlar olduk vesselam. Ben saçlarımı boyatma işini tatilden sonraya erteledim ve o gece saat 01:00e yaklaşırken eve attım kendimi. Neyse ki evin yolunu unutmuyorum. Felaket derecede yorgundum, şu enerjime hayran kalıp "maşallah lan" demeyen herkesi Allah bildiği gibi yapsın, e mi! Ne hallere düştüm lan sizin yüzünüzden :)

Cumartesi saatlerimiz öğleden sonra 3'ü geçerken annemin telefonuna uyandım: "İşlerini toparla bu gece bize gel, yarın hep birlikte kahvaltı ederiz". Bu bir talimat mıydı bir davet miydi pek ayırt edemedim, ama itiraz da edemedim. Kadın haklı bu bayram eşeğini sağlam kazığa bağladı. Çünkü ben kıç kadar evi daha birkaç gün önce kıyı köşe silmiş bile olsam a-aa bu bayram temizliğidir deyip tekrar tekrar süpürüp silince saati gece yarısı edip bayram günü hep öğleden sonraları uyanıp gidiyordum annemlere. Her bayram sitem ediyordu bu yüzden. E bir de annem de çalışan insan üstelik arefe günü de yarım gün çalıştı kadıncağazın evini temizlemeye vakti yok. Bari erken gideyim de hayırlı evlat olup kadının evini temizleyeyim diye geçirdim içimden. İşleri bitirip bi de hamama gider kırklanırız diye de Çakırhamam'ın o geceki çalışma saatlerini öğrendim. 00:00 a kadar açıkmış ohoho rahat rahat yetişiriz deyip iftara birkaç dakika kala tasım tarağım ne varsa -5 torbacık eşyayla- tuttum annemlerin yolunu. İftarı ettik kestirmeden çay keyfi de yapıp koyulduk işlere. Küçük ablam da gelince üç kişi çabucak toparlayıverdik. Sonra da ilk otobüsle hamama gittik. Sauna-kese-köpük masaj üçlüsüyle helvaya dönen ben artık nasıl hafiflediysem o gece tepişmeden uyumuşum.

Pazar, Pazartesi, Salı gelen-giden, ziyaret edilen akrabalar, büyükler derken üç koca gün aile saadeti yaşadık bol bol. Çok şükür ki zaruri pek bir şey yok hayatımda bayram ziyaretleri dışında. Onlar da gittikçe zayıflayan akrabalık bağları ve artık herkeşlerin bayramlarda akraba ziyareti yapmak yerine daha arefe gününden topuklayıp gittikleri tatiller nedeniyle git gide azaldı. Birkaç seneye ziyaret diye bir şey de kalmayacak gibi. Bunca koşturmanın arasında ben yine de fırsat buldukça size bu ve bu yazımla e-postayla yayın yaptım.



Vee nihayet bugün Çarşamba uyanır uyanmaz kendi evime geldim ve hemen bi duş alıp, biraz kitap keyfi yapıp kimliğini kimseye açıklamayan ama benimle buluşmayı ve tanışmayı isteyen sevgili blogger arkadaşım Supercellmasever Cyrstall ile buluştuk. Çok tatlı bir kız. Onunlayken gelen maille Balköpüğü Blog'un hediiye çekilişinden Bakraş Çanta kazanan talihlilerden birinin ben olduğum müjdesi de geldi. Sonrasında DenizinYıldızı'da sürpriz bir şekilde katıldı bize. He bi de yıllardır ha aldım ha alcam deyip bir türlü alamadığım valize bugün kavuştum. Deniz'in valizin rengi ve markasıyla ilgili net tahmini beni ne kadar iyi tanımış olduğunun ve aynı kafada olduğumuzun apaçık göstergesiydi, seviyorum ya ben bu kızı :)

An itibariyle evdeyim, ütü masasının başındayım sayın okuyucu. Valiz hazırlamaya başladım. Biz bayram tatili yaparken bizim müşterilerin -yurtdışının- çalışıyor olmasından dolayı bayram boyunca gelen maillerimi cevaplamak ve işlerimi toparlamak üzere yarın birkaç saatliğine şirkete gideceğim. Cuma da son hazırlıkları yapıp son eklenecekleri de ekleyip tatil tayfası Simen'le Maytap'ın evine çufçuflayacağım. Kısmetse Cumartesi öğlende Bodrum yolcusuyuz.

Bir daha girebilir miyim, yazabilir miyim bilmiyorum ama ben yokken okuyasınız diye ahanda böyle uzunca bir post yazdım. Sıkılıp yarıda bırakanlar varsa günlerce yazmayacağım için seve seve sonunu getireceklerdir bu yazının :P Gecenin sonuna doğru Google Reader'ınıza düşecek birkaç post daha olacak. Bunları okuyup yine de özleyenler olursa girip girip eski yazılarımı okusun, onlara yorum bıraksın. Tatilde de haberdar olup sevindirik olurum ben :)

Sabırla okuyan herkese kocaman öpücük, okumayıp yarım bırakanlara da tüüüü tükürük :)
Benden şimdilik bu kadar eee daha n'olsun dimii :)

22 Ağustos 2012

Sayın Abonemiz:

Bu bir "Merak etmeyin ben yaşıyorum, gayet de iyiyim, deli gibi geziyorum, pcyi açmaya vakit bile bulamıyorum, söz veremiyorum ama ilk fırsatta ekranlarınıza yeni bir postla düşücem" bilgilendirme mesajıdır.

Ha bize neki? Diyorsan ekranın sağ üst köşesindeki X işaretine tıklayıp siktirip gidebilirsin. Bu msj: "Hey yaşıyon mu? iyi misin? Ses ver!" diye soran, merak eden ilgililerime yazıldı.

Gittim, dönücem. Zaten dönmezsem de biliyoruz ki Müge Anlı beni bulur.

Haydiyinnn Goten nacth. Böyle miydi bilmiyom. Almancam yok. Şekil olsun diye yazdım idare ediverin. Baayy! ^.^

Bu e-posta Samsung Mobil cihaz ile gönderilmiştir.

20 Ağustos 2012

Size bugün bize her gün :)

Teknolojinin bütün imkanlarını sonuna kadar kullanan Supercellmadan İyi Bayramlar Blog

Dün akşam iftar saati itibariyle geldiğim baba evimde kolonya-çikolata-tatlı-kahve-su-gazoz ve türevi ikramlarda bulunmak, gelen-giden, sevdiğim-sevmediğim herkesle bayramlaşmak zorunda kalmaktan ötürü baya yoğun bi Bayram programı geçirdim. Öyle ki bayram gelmiş neyime diyip isyan edesim geldi yani. Allahtan bu geçici bir durum yoksa bayram çekilir çile değil. Yarın kahvaltıdan sonra topuklayıp bayramın kalan kısmını canım arkadaşım DenizinYıldızı'nın doğum günü hediyesi olan Ice Age serisini evde tek başıma malak gibi yatıp izlemek için sabırsızlanıyorum. Akşama da mübarek 11 ayların sezon açılışı var. Şu an yolda olan ve bayram ziyaretlerinde ikram edilen tatlıları geri çevirmekten yorgun düşen ben diyorum ki; "Bayramlar unuttuğum kişileri hatırladığım gün değil, çok sevdiğim, özlediğim, unutmak istemediğim insanları mutlaka andığım özel bir gündür."
Yarın sayfalar dolusu postlarla karşınızda olmak üzere -e napalım cep telefonundan ancak bu kadar oluyor- şimdilik tüm sevenlerime iyi bayramlar...
Muahhh! kalp kalp kalp

P.S. Bu arada e-postayla yayın gönderme diye bir özellik var ve ben ahanda şu anda onu kullanıyorum, bilmeyenlere duyrulur!


19 Ağustos 23:58
Bu e-posta Samsung Mobil cihaz ile gönderilmiştir.

18 Ağustos 2012

Blogum Seslendi

Yine bir gece yarısı post yazma ilhamı gelen esaskızımızdan Selamlar Blog

Bu kez ilhamımı getiren şey ne bir erkek, ne bir kıyafet ne de bir manyaklık. Bu kez bize ihtiyacı olanlara yardım edebilmenin, engelleri aşabilmek adına gönüllü olmanın verdiği iç huzuruyla klavyemin başındayım.

Yakın zamanda birkaç gönüllü blogger arkadaşımızın emeğiyle hayata geçirilen harika bir proje sayesinde Bloglar Listesi'ne ve Bizim Bloglar Mahalle Muhtarlığı'na kavuştuk. Bu sayfalar sayesinde yeni bloglar tanıdık, blogumuzu tanıttık, blogla ilgili sorularımıza cevap bulduk, teknik destek aldık. Projede emeği geçen Ferhat Bayram, Dayatmalarda Kayboluş, Yasemin Kokulu Bir Hayat, Shirin Serkan ve Huyum Kurusun bloglarının sahiplerine organize olmayı, birlik olmayı öğrettikleri, destek olmayı ve duyarlı olmayı bize bir kez daha hatırlattıkları için çok teşekkür ediyorum.

1 Ağustos'ta BBM tarafından "Blogum Seslendi" adlı beni gerçekten çok etkileyen bir sosyal sorumluluk kampanyası gördüm. Hepimiz günlük hayattaki stresten, problemlerden, koşuşturmadan bir nebze uzaklaşıp rahatlayabilmek için yazıyor, bir yerde burada hayatı paylaşıyoruz. Bu yazdıklarımız okuma yazması olmayan, hasta, yaşlı, okuma tembeli ya da görme engelli kişilere de ulaşsın istemez miyiz? Bu proje sayesinde mümkün. Laptopunuz ya da mikrofonlu bir masaüstü bilgisayarınızla sadece bir kaç dakikanızı vererek blogunuzu seslendirebilir, biz okuyabilenler kadar okuyamayan ama dinleme gönüllüsü olan insanlara ulaşabilirsiniz. Hiç zor değil. Unutmayalım sağlık hayatımızdaki en önemli şey ve kimin başına ne zaman ne geleceği hiç belli olmaz. Annesi okuma yazma bilmeyen biriyim ben. Evet, kendi işini kendi görebilecek kadar okuyup yazabiliyor annem ama bir gazeteyi, bir kitabı eline alıp takır takır okumaya hasret. Annesi başucunda masal kitapları okurken uykuya dalan şanslı çocuklardan olamadım ben ama ilkokulda kütüphaneden aldığı kitapları yatmadan önce sokak lambasının ışığında annesine okuyarak uyuyan bir çocuk oldum. Yani okuyamamak ne demek iyi bilirim.

Blog yazmaya ilk başladığım dönemlerde en çok beğenilen ve bir sonraki sabırsızlıkla beklenen "Özlenen Sevgiliye Mektuplar" yazılarımdan birkaçını "bu mektupları senin sesinden dinlemek isterdik, o duyguyu en iyi sen verebilirsin" şeklinde gelen talep üzerine Sound Cloud sitesine üye olarak seslendirmiştim. Kampanya duyurusunu görünce de bir başlangıç yapabilmek adına mevcut kayıtlarımla katılmaya karar verdim. Önceki gün Bizim Mahalle Muhtarı'nın destek bekliyoruz maili beni verdiğim desteğin bir yerlere ulaşmış olması adına sevindirdi. Blogu günlük kullanan biri olarak sadece aşk, meşk, duygusallık içeren postlarımı seslendirebileceğimi düşünürken o insanların da günlük hayatla ilgili yazılarla gülüp eğlenebileceği fikri bana da mantıklı geldi. Artık her fırsatta yazdığım postları seslendirip BBM'de paylaşma kararı aldım. Siz de moda, yemek ya da kozmetik blogu değilseniz yazdığınız yazılar her n'olursa olsun seslendirin. Kim bilir belki bizim aman yazdım gitti deyip önemsemediğimiz bir post kilometrelerce uzakta bir insanın tebessümüne sebep olabilir...

Seslendirdiğim son yazıma buradan ve seslendirdiğim tüm yazılarıma "Blogum Seslendi" etiketiyle ulaşabilirsiniz. Bir tane bile insana ulaşmışsa okuduğum o satırlar, ne mutlu bana. Böyle güzel bir şeye vesile olan, cesaretlendiren yüce gönüllü insana buradan "iyi ki varsın" diyorum, ne kadar teşekkür etsem de az kalır öncülük ettiğin bu işe.

Kampanyayla ilgili sayfalara aşağıdaki linklerden ulaşabilir, siz de katkıda bulunabilirsiniz.
http://etkinlikler.bloglarmahallesi.com/bbmkampanyalari.html
http://etkinlikler.bloglarmahallesi.com/SESlenenbloglar.html


17 Ağustos 2012

Söz Sizde Ama Siz Mümkünse "Hayır" Deyin

Deniyorum valla billa deniyorum, lafı uzatmayayım şöyle bir kaç satırlık postlar hazırlayayım, detaya girmeyeyim, durumu özetleyeyim diyorum ama olmuyor bi türlü beceremiyorum lan.

Söylesenize lan harbiden sıkılıyor musunuz okurken?

16 Ağustos 2012

Anne Benim Niye Yok?

Supercellma Google Readera girip bakıyor
Yine bir firma ya da bir blogger bir başka bloggera hediye göndermiş.
Herkes birbirine hediye gönderiyor, her gün bir başka blogger hediye postu hazırlıyor.
Supercellma aklından geçiriyor
Bana da hediye gönderen olsa,
Benim de hediyelerim olsa, ben de hediye postları hazırlasam.
Anne bana niyeee kimse hediye göndermiyor?
Benim niye hediyem yok??
Anne bana da gönderseler yaaaaaaeeeeeeee! diyor...

:)

15 Ağustos 2012

Bloga Yukarı Çık (Back To Top) Butonu Eklemek

Öğrenmenin yaşı yoktur diyen ve her geçen gün yeni bir şeyler öğrenmeye devam eden supercellmadan iyi akşamlar Blog

Benim çok sevgili sevenlerim bir türlü kısa kesemediğim yazdıkça yazdığım yazdıkça yazdığım çok beğendikleri yazılarımı okurken sayfa başına dönüp başka yerleri bırgalamak istediklerinde mouseun tekerleğini defalarca kaydırıp sayfamın başına gitmesinler yorulmasınlar diye sayfama back to top ikonu ekledim. Siz de sayfanızda bu ikonu kullanmak istiyorsanız açıklamalar aşağıda efenim.

Nasıl Yaparız?

Blogger ana sayfasındayken Şablon => HTML’yi Düzenle diyoruz.
Açılan sayfada  CTRL+F tuşu yardımıyla 
]]></b:skin> 
kodunu buluyoruz.
Bu kodun hemen üzerine aşağıdaki kodları yapıştırıyoruz.

#backtotop { 
padding:5px; 
position:fixed; 
bottom:10px;right:10px; 
cursor:pointer; 
}

Sonra yine CTRL+F yardımıyla </body> kodunu buluyoruz. Ve bu kodun hemen sonuna
<a href="#" id="backtotop"><img src="Resim Urlsi Ekle" alt="back to top" /></a>

Aşağıda birkaç buton seçeneği var. Bunlardan beğendikleriniz varsa butonun üzerine sağ tıklayıp "Resmin URL'sini kopyala" diyerek yukarıdaki kodda ”Resim Urlsi Ekle” yazan kısma eklemek istediğiniz yukarı çıkma butonunun url adresini yapıştırıyoruz. Kodları ekledikten sonra kaydetmeden önce bir önizleme yapın sonra kaydedin. Eğer kodları doğru eklediyseniz butonunuz sayfanıza eklenmiş olacaktır.


         
                             


Yukarıdaki alternatifler hoşunuza gitmediyse Google'da "back to top icons" diye arama yaparak bulduğunuz görselin Url'sini de kullanabilirsiniz.

Bu benim sayfama eklediğim ilk HTML kodu. Pek HTML kısmını kurcalamak istemiyordum bozarım ederim diye ama yaptım oldu yuppiiiee. Haydi sıra sizde :)

Bloga Fare İmleci (Mouse Cursor) Eklemek

Yine yeni bir konuyla karşınızda olan supercellmadan Selamlar Blog

Pazartesi akşamki buluşmada blogumla ilgili en çok "temana bayılıyorum" ve "çok güzel yazıyorsun yaa bayılıyorum yazılarına" yorumları aldım. Daha önce temamla ilgili açıklayıcı bir yazı yazmıştım ve temasını değiştirmek isteyen biri olursa çekinmeden mail atsın, elimden geleni yaparım, bildiğim kadarıyla yardımcı olurum demiştim. Sonrasında birkaç arkadaşım bana bu konuda ulaştı. Blog temalarını değiştirdik, içlerine sinen çok sevimli bloglar haline getirdik. Bugün de size blog sayfanıza nasıl mouse imleci ekleyebileceğinizi açıklayacağım. Neyseki supercellma aman kimsede olmasın bir tek bende olsun, ben yapayım başka kimse yapamasın diyen, bilgisinde cimri bir blogger değil, blogla ilgili bildiği her şeyi sizle çekinmeden paylaşan biri :)

Efendim mouse imleci seçebileceğiniz bir çok site var. Google arama sayfasından binlercesini bulabilirsiniz. Ben aşağıdaki siteyi kullandım.

http://thesweet-odds.tumblr.com/cursor

Siteye girip beğendiğiniz imlec göstergesinin kodunu aşağıdaki kutucuklardan kopyalıyorsunuz.

Mesela benimki temama uygun pembe sevimli bir fiyonk :)

Sonra Blogger ana sayfasından Yerleşim kısmından ==> Gadget Ekle ==> HTML /Java Script Ekle seçeneğine tıklıyoruz.

Açılan pencerede içerik kısmına az önce siteden kopyaladığımız kodu yapıştırıp kaydediyoruz.

Ta ta ta tamm. İşte bu kadar kolay! Mouse imleciniz kullanıma hazır. Afiyet olsun :)

Her kesime hitap eden Bülent :)

İşte Özlenen Sevgiliye Mektuplar'ı yazdığım adam...

Eski sevgilim... 
Çokk özledimmm lan öyle böyle değil... ahahahahah :D

Hala Bumerang Üyesi Olmayanlar Come On!!!

Bumerang sayesinde yazıları her gün binlerce kişiye ulaşan ve geçtiğimiz günlerde YazarKafe'de günün sitesi seçilen Supercellmadan Selamlar Blog

Benim blogumu açtığım dönemlerde üye olduğum bir site var: Bumerang. Ben siteye Platin üye olarak seçilen şanslılardanım. Burada üyelik tipiniz blog istatistikleriniz, içerikleriniz ve blogunuzun görsel sunumuyla site yönetimi tarafından belirleniyor. Bumerang sayesinde hem yazılarınız daha çok kişiye ulaşıyor, blog trafiğiniz artıyor, yeni takipçiler kazanıyorsunuz hem de Bumerang teklifleri sayesinde para kazanıyorsunuz. Evet ama tüm bunlar için önce üye olmanız gerekiyor. Aranızda hala bumerang üyesi olmayan bloggerlar varsa nasıl kayıt olunacağı ve kampanyadan nasıl yararlanılacağıyla ilgili açıklama ahanda aşağıda, promosyon kodu kısmına benim promosyon kodum olan   T1FF0370 'i girmeniz gerekiyor ki kayıt olduktan sonra siz de ben de para kazanabileyim. E bu kadar açıklama yapıyorum kazanayım di mi bi zahmet :) 
Hepsi ve daha fazlası için supercellma@gmail.com dan benimle irtibata geçebilirsiniz... 

Gelelim kampanya detaylarına..

Bumerang’dan blog yazarlarının kazancını artıracak yepyeni bir kampanya!

Bumerang’dan “İkili Kazanç Sistemi” ile 100 TL Kazan!

“İkili Kazanç Sistemi”

Bumerang’a arkadaşını üye yap, hem sen kazan hem arkadaşın 20 tl kazansın!
“Platin” üyemiz isen ve Bumerang’a üye olabilecek web sitesi ya da blogu olan bir arkadaşın varsa şanslısın! Bumerang hesabında sana özel hazırlanmış promosyon kodunu arkadaşınla paylaş, davet ettiğin arkadaşın zaman kaybetmeden vereceğin kodla üye olsun.

Benim Promosyon Kodum:  T1FF0370 

Bumerang’a “Platin” üye olarak kayıt olan ilk arkadaşın Bumerang tekliflerini başarıyla yayınladıktan hemen sonra arkadaşın ve senin bakiyene 20′şer TL yüklensin.

Her yeni arkadaş yeni bir kazanç!

Bumerang’a kayıt olan her yeni arkadaşınla birlikte 20′şer TL kazanma şansın var! Bunun için kampanya kodunu sosyal medya hesabından bol bol paylaşabilir, toplamda 5 arkadaşının Bumerang’a üye olmasını sağlayarak 100 TL kazanabilirsin.



Sosyal medya paylaşımlarında paylaş tuşlarına basarak senin için oluşturduğumuz hazır cümleyi kullanabilir ya da paylaşımlarında farklılık yaratabilir, arkadaşlarının ilgisini çekecek tweet ya da cümleler oluşturabilirsin.

Arkadaşın üye olurken nelere dikkat etmeli?
  • Arkadaşın Bumerang’a üye olurken senin paylaşacağın promosyon kodunu aşağıdaki üyelik ekranına doğru bir şekilde girerek üyeliğini gerçekleştirmeli.

  • 20 TL kazanabilmeniz  için arkadaşının aldığı tekliflerden en az birini yayınlaması gerekmektedir. Arkadaşın ilk teklifini yayınladığında hem sen hem de arkadaşın 20 TL kazanç elde edecek.
Dikkat! Bu kampanyamız Bumerang’a ilk defa üye olacak siteler için geçerlidir. Haksız kazanç elde etmeye yönelik davranışlar üyelik iptaline neden olacaktır.
Kolay Gelsin şimdiden, bir şey olursa ben burdayım!!

Hoopp birader baksana bi'!

Bu blogdaki tüm yazılar ve bazı görseller (alıntı olanların URLsi belirtilerek) supercellma tarafından eklenmiştir ve 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. maddesi gereğince kopyalamak, ticari amaçla kullanmak, yazar ismi belirtilmeden alıntı yapmak ve link vermeden kullanmak dahi suçtur. Aksini iddia eden varsa yolarım. Her türlü pisliği de yaparım. Hee akıllı olun canımı yiyin. Emek hırsızlığına karşı destek ve Emeğe Saygı lan. Dirsek çürütüyoz burda...!!

 

supercellma Template by Ipietoon Blogger Template | Gadget Review

back to top