07 Kasım 2012

"Zafer, “Zafer benimdir” diyebilenindi. Ben diyemedim.

Senden vazgeçişimin bilmem kaçıncı günü. Ben bu aşktan vazgeçtim senin haberin bile yok. Bil ki döndüğünde bıraktığın yerde seni öylece bekleyen, her şeye rağmen konu sen olunca yelkenlerini suya indiren bir ben bulamayacaksın. Ben çoktan tasımı tarağımı toplamış, göçmüş olacağım bu aşktan. "Hatıralar, yaşanmışlıklar, özlemler, sevgiler" diyorsun ya bunlar senin her şeyi içinde yaşaman ve benim bundan hep şikayet etmemle yitmeye başlamıştı bile. İçimde sana karşı yeşeren bu aşkı kaybetmeyeyim diye öyle uğraştım ki; sırf bu yüzden seni kaybettim.

Birlikte renklendirdiğimiz her şey sararıp solmalarda şimdi. Ve şimdi aşk labirentin her yolunu denemiş, yorulmuş ama peynire ulaşamamış farenin yorgunluğundan, hayal kırıklığından başka bir şey değil benim için.

Yorgunum, hissettirmediğin her duygun, söylemediğin her cümlen ve bana yaşatmadığın diğer yanın yüzünden.

Suçlusun, sevgimi, sevgini ve paylaştıkça büyüyen her güzel şeyi içine hapsettiğin için, becerememek, yapamamak, zaman ayıramamak mazeretinin arkasına sığındığın için. Suçlusun, sana en çok ihtiyaç duyduğum zamanlarda yanımda olmadığın, beni senle baş başa bıraktığın için. 

Suçluyum, seni, kendimi ve her şeyi bir kenara atacak kadar çok sevdiğim, haklı olduğumda bile özür dilemeyi, gurur yapmayıp adım atmayı, alttan almayı bildiğim ve bunları yaparak gözündeki değerimi yitire yitire hayatının neresine koyacağını bilemediğin biri olduğum için.

Bir yandan bir adamı hakkıyla sevmenin verdiği aptal bir mutluluk, aklım ve kalbimin aslında hiç bir zaman tam olarak hayatımda olmadığını bildiğim halde başkalarına kaymamış olmasının verdiği tarifsiz iç huzuru, diğer yandan hiçbir zaman "benim" deyip sımsıkı sarılamadığım, ve her seni seviyorum deyişimde benden yavaş yavaş uzaklaşan sen.

Bu terazide hangisi ağır gelmeli sence? Bende senin sevgin ağır basmıyor birkaç zamandır. Ve bu, her şeye ilaç zamanla düzelir, değişir bir şey mi onu da bilmiyorum.

İkimiz için kurduğum tüm hayalleri seninle birlikte gömeceğim. Hiçbir zaman haberinin olmayacağı bu mektup da senin için. Acıtıp giden diğerlerine yazılanlar gibi.

Bugün kendime armağan ettiğim şarkılar hep aynı şeyi söylüyor: Hoşçakal Zafer, hoşçakal "benim" diyemediğim. HoşçakalHoşçakal.



3 kişi "açılın ben doktorum" demiş :

  1. woww süper bi yazı olmuş cnm...

    YanıtlaSil
  2. lisemin duvarında bir yazı vardı hiç unutmam: "unuttum demek bile seni hatırlamaktır"
    ;)
    öpüldün..

    YanıtlaSil
  3. off yavrum ya o ne yazıydı öyle,çok etkilendiğimi itiraf ediyorum:(
    bu arada seni mimlemiştim ben,haberin olsun:)

    YanıtlaSil

Hoopp birader baksana bi'!

Bu blogdaki tüm yazılar ve bazı görseller (alıntı olanların URLsi belirtilerek) supercellma tarafından eklenmiştir ve 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. maddesi gereğince kopyalamak, ticari amaçla kullanmak, yazar ismi belirtilmeden alıntı yapmak ve link vermeden kullanmak dahi suçtur. Aksini iddia eden varsa yolarım. Her türlü pisliği de yaparım. Hee akıllı olun canımı yiyin. Emek hırsızlığına karşı destek ve Emeğe Saygı lan. Dirsek çürütüyoz burda...!!

 

supercellma Template by Ipietoon Blogger Template | Gadget Review

back to top