04 Ekim 2012

Tatil | 2012 Bodrum

Ayem sori ayem leyt sayın okuyucu.
Tatil postunun gecikeni makbuldür gibi bir saçmalamaya girsem mi diye düşündüm, düşünmemle vazgeçmem bir oldu. Tatilden döneli, iş başı yapalı bugün tamı tamına bir ay oldu ama ben onca ısrara, onca meraka, "yediğin içtiğin sana kalsın bize gördüklerini anlat" denmesine karşılık kıçıma yer gördürüp bir türlü tatil yazımı yazamadım. Bunda fotoğrafların arkadaşların telefonlarından zorla temini, toparlanması, kolajlanması, düzenlenmesi, web'e yüklenip urlenmesinin de etkisi oldukça fazla tabii. (Kendini haklı çıkarma çabaları vol bilmem kaç)

Efendim Ramazan Bayramının arefesinde izine bir çıktım, pir çıktım. Çalışma hayatına girdim gireli yaptığım en uzun tatilimi yaptım bu yıl: "16 gün". Bugüne kadar hep telaşeyle hazırlanan valiz bu yıl rahat rahat yayıla yayıla hazırlandı. İşte beyleee :)
Bu yıl benimle tatil yapma şerefine nail olan talihliler My Best Friends kategorisinde başı çeken Maytap ve Simen idi. Bi arkadaşımızın sözüne itimat edip, içimiz rahat ağzımız kulaklarımızda "hee biz bu tatilde Sheraton Çeşme'ye gidicez" deyip ortalıklarda hava atarken daha rezervasyonun bile yapılmadığını öğrenince hayal kırıklığının dibine vurduk. O arkadaşın da, annesinin de, ebesinin de kulakları uzun uzun çınlattık tabii ama nafile. Sheraton Çeşme hayalleri kurarken kendimizi hâlâ 4 yıldızlı olduğunu iddia eden fekat yıldızlarını çoktan yitirmiş, otellikten pansiyon formatına düşmüş Mira-Luna Otel'e rezervasyon yaparken bulduk. Berbat bir otel olduğu, çok fazla da bir beklenti içine girmemek gerektiği daha rezervasyonu yaparken belliydi, ama son ana kalmış olmanın verdiği çaresizlikle "önemli olan bir arada olmak biz her şekilde eğlenceli vakit geçiririz" deyip teselli ettik kendimizi bolca.

Ağustos başında yaptık rezervasyonu. Sayılı günler hakkaten çabuk geçti ve o büyük gün 25 Ağustos geliverdi. Ertesi gün boyum kadar valizle metro vagonlarında sürünmeyim diye Cuma akşamından gittim kızlara, o gece orda kaldım. Gece boyu valizimin şifresini unuttuğum için tatili üzerimdeki şort ve tişörtle geçirdiğim, giderken yollarda gangsterlerin yolumuzu kesip benim valizimi çaldığı rüyalar görüp durdum. Bu valiz kabusları biliyorum hayatımda ilk kez bir valizimin olması heyecanındandı, üstelik çingiş pembe bir valiz. Şükür ki hiç biri olmadı.

Kızkıza tatile gitmenin en iyi yanlarından biri arabada, yolda, molada, denizde, havuzda, wc'de, yemekte, yatakta kısacası her yerde dilediğince fotoğraf çekmek/çekinebilmektir :

Yolculuk hallerimiz

Salon kadını imajıyla ben Aklından Bir Sayı Tut'u okurken, 
Simen ve kitap okurken benim bacaklarımdan bir kesit
Varan tesislerinde içtiğimiz bol köpüklü Susurluk ayranı
Araba sürerken fotoya ancak çeyrek kısmıyla dahil olabilen Maytap, kafasıyla giren Simen ve tüm cüssesiyle girebilen ben :)
Bodrum'a kadar yolda bolca gördüğümüz Don Kişot'un yel değirmenleri :)
Otele giriş yapıp yerleşmek üzere odamıza gittiğimizde saat gece 11'e geliyordu. Saatlerce yolculuk yapıp o yorgunlukla bi de resepsiyona "siz burayı oda diye mi veriyorsunuz, bu ne biçim üç kişilik oda kıç kadar" baskını yaptık. Çocuk bize iki kişilik odayı gösterince kuyruğumuzu kıstırıp tıpış tıpış odaya geri döndük ve kendimizce sistem geliştirip odayı daha yaşanabilir hale getirdik. Merak etmeyin balyozu elimize alıp duvarları falan indirmedik. Şöyle ki birbirine paralel yerleştirilmiş iki tek kişilik yatakla onlara dik olarak yerleştirilmiş üçüncü yatağı yanyana koyup odada adım atacak yer açtık. Ortadaki yatak anlaşıldığı üzere benim, sırtüstü yattığımda bana göre solumdaki yatak Maytap'ın ve sağımdaki yatakda da Supergirl kardeşim Simen'indi. Birinin kolu, birinin bacağı sürekli benim yatağımda üzerlerimde bir yerdeydi. Yatarken üzerimi örttüğüm pikeyi gece boyu çekiştirildiğinden olsa gerek sabahları hiç üzerimde bulamadım. Samimi, sarmaş dolaş, halay çeker gibi uyuduk tatil boyu. Bursa'ya döndüğümde uyku arası gözlerim kızları aramadı değil hani.


Odadan kareler

 "Bu oda diğerlerine göre çok temiz ve düzenli, bunlar kesin Türk'tür" kanısına varıp, bizi merak edip tanışmaya gelen Housekeeping ablamızın jesti yatak düzenlemelerimiz :)
Ve kız kıza tatile gitmenin fotosu: Odadaki minik ayakkabı dükkancığımız :)
Tatildeki ilk akşamımızda Gümbet Barlar Sokağı'na gittik. Her yer hınca hınç doluydu. Bu lafı söylediğimde de aklıma hep Hıncal Uluç gelir ya, neyse. Şöyle bir bakındık girilebilecek müsaitlikte tek yer X-Bar'dı girdik ki girmez olaydık. Tamam biz 90's Türkçe Pop gecesi yapmasını beklemiyorduk mekanın ama insan bir tane de dans edilebilecek müzik çalmaz mı arkadaş. Shakira'nın Loca Loca'sına Jennifer'in On The Floor'una bile razıydık ama olmadı. DJ arkadaş bütün gece underground müzikler çaldı, mekanı dolduran renkli kişilikleriyle turist kardeşler de sağ ellerini avuç içlerini yere bakacak şekilde aşağı yukarı indirip, vücutlarını da öne-arkaya doğru yaylandırarak kendilerince dans ettiler. Müzikler sözler dışında aynıydı, danslarsa hep aynı. Sonradan öğrendik ki Pasha Bar, X-Bar ve Temple Bar'ın işletmecisi aynıymış. Ve işletme sahibi her kesime hitap etmek adına mekanlarına farklı konseptler uygulamış. Pasha Türk misafirlere, X-Bar İrlanda-İngiliz ve Temple Bar ise Fransız, İtalyan gibi diğer Avrupa ülkelerinden gelen müşterile hitap ediyormuş. Arada heves edip birkaç şarkıda kalksak da havamız kaçtı bi kere ve o gece hüsranla erken bitti bizim için. 
Sonraki akşam bu gece de Catamaran'a gidelim dedik, gitmez olaydık vol2. Catamaran X-Bar'ın denize açılmış versiyonu gibiydi. Ortalık bomboşken ve herkes masasında, locasında adabıyla içerken pist ne ara hoplayıp zıplayanlarla doluverdi anlayamadık. Catamaran'da aynı tarz dup tıs dup tıs müziklerle içimizi baydı, baydı. Erkekler için ideal ortam, dans eden çıplak dansçılar, adım başı elleyip öpüşebilecekleri turistler falan filan. Bi 33'lük Efes'e 15 TL verip geceyi daha da lanet okumadan sonlandırdık ilk gelen tekneyle sessizce uzaklaştık oradan. Allahtan mekana girerken Bursa'lı Hamdi Bey'in davetiyeleriyle ücret falan ödemedik yoksa o rezil gece için 40TL giriş ücreti vermek de sinir bozucu olacaktı. Düşününce çılgınlık diyoruz, denizin ortasında, kıyıya uzak zifiri karanlıkta bir gemi ve üzerinde bin küsür insan. Catamaran gecesi balkonda resmen sevişiyorlarmış gibi görünen bir DJ ve iki dansçı kızın görüntüleriyle hafızamıza kabus gecesi olarak kazındı, bi daha mı? Amann amann!

Tekneden indik, biraz dolaştık Bodrum Barlar Sokağı'nda ve Veli Bar'da oturduk bir saat kadar. Öyle bir müzik, öyle bir gitar çalış görmedim bugüne kadar. Adamlar resmen gitarlarıyla sevişiyor, şarkıları yaşayarak söylüyorlardı. İsimlerini almak hiç aklıma gelmedi ama 20 yıldır mı ne orada çalıyorlarmış. Cem Karaca'dan, Aşık Veysel'den, Barış Manço'dan en güzel, en sevilen şarkılarla gecemizi güzel sonlandırdılar, Allah razolsun.

Catamaran'dan kurtulduğu için sevinen Supercellma Fotosu

Gümbet'in Denizi Bodrum merkezin denizine göre daha kötüydü. Ama Marmara'nın kolibasillili ve kırobasillili kıyılarına göre çok çok iyiydi. Tatil boyu ayağımızı havuza sokmadık, hep denizde takıldık. Ege'ye gidip de havuza girenleri de hiç anlayamam zaten, mis gibi deniz varken. Her gece en geç yatan ve her sabah en erken kalkan ben olduğum için kahvaltı masasını tutmak *tutmak diyorum çünkü otel 400 kişi kapasiteli ama topu topu 100 kişilik restaurant kapasiteliydi*, şezlongları tutmak benim görevim haline geldi. Gözünü sevdiğim otelin özel plajı olmadığı için halk plajını kullanıyordu. Plaj çöplük içinde, şezlonglar berbat durumda ve kırıktı. Sonra tatile üç kişi gidiyorsanız bir de şemsiyenin altına sıkışmak diye bir dert var. Neyse ki güne kırık ve mindersiz şezlonglarla başlayıp, aç turistler hurra öğle yemeğine saldırınca durumu fırsat bilip zıpladığımız sağlam şezlonglarla tamamlıyorduk.

Tatillerde olmazsa olmazlarımdan

Denize karşı ayak fotosu,
Flip-flop fotosu.
Ve gece eğlenceden dönüşte denize girmek -ki bu tatil sadece iki kez fırsatım oldu,
gecenin o kör karanlığında en benim diyen telefon flashı bile görüntüleyemedi denizdeki kellelerimizi :)

Bu yıl Gümbet'te olmayı fırsat bilerek Değirmenler'e gittik fekat Bodrum Kalesi'ne yine gidemedik. Bir daha ki sefere artık. Zaten baktım bi yerimden de bişey eksilmemiş hamd olsun, hala kımıl kımıl et but her yerim :)


Otel gece 11'e kadar her şey dahil sistem hizmet verdiği için o saate kadar havuz başında takılıp geceye hazırlanıyorduk ufak ufak. 
Aynı masada üç farklı ben :)
Bu da beyaz tenli oluşumdan mütevellit ilk günler pancar gibi kızaran, sonradan karamel kahveye dönen Supercellma :)

Bir eksikle üç fotolarımız

Malum ekibin dördüncü üyesi Mihri Mayıs ayında yeni bir işe girdiği ve yıllık izni olmadığı için bu harika tatili kaçırdı.

Üç Kafadar Fotolarımız

Catamaran gecesi Bodrum Mc Donald's lavabosunda fotoğraf denemeleri yapan üç manyak
Sağ altta tatilin favori fotoğraflarından -yayınlanabilir- harbi üç kafadar fotosu.
Yayınlanabilir diyorum çünkü daha bi de burada yayınlayamayacağımız o kadar çok fotomuz var ki, ihihihi ^.^

Süper Kız Kardeşler

Üçümüz birden Supermen tişörtlerimizi giyip Bodrum merkezine inince yerli yabancı herkesin ilgi odağı olduk. Bizden dünyayı kurtarmamızı, ülkeyi RTE'den kurtarmamızı, terörü bitirmemizi isteyenler de vardı, bizle fotoğraf çekinmek isteyenler de, sadece laf olsun diye laf atanlar da, malum yurdum erkeklerinin en meşhur özelliğidir ya bu!

O gece iki akşam üst üste hüsrana uğrayan biz, canlı müzik dinlemek için Beach House diye bir mekana gittik. Yine gitmez olaydık desem küfreder misin sayın okuyucu. Mekan hoş, denize sıfır, manzara mükemmel. Ama canlı müzik dinleriz iki keyifleniriz diye gittik, dertlendik, karardık, daraldık. Kocalarından ya da sevgililerinden mi ayrıldıklarını tam olarak anlayamadığımız bir grup 40'lık ablamız Batsın bu dünyadan girip, oyuncak gibiden çıktı. Underground müzikten sonra arabesk-fantazi de hiç çekilmedi doğrusu. Birkaç istek yaptık peçeteye yazıp ama bizi müşteriden saymayıp söylemeyince mekanın solisti, e zaten mekanın Mochito yapmasını bilmeyen barmeni Mochitolarımızı piç edince kalkın gidelim dedik, döndük otele.

Amfi tiyatroda bir akşam Türk gecesi vardı. Önce dansöz sonra zenne çıktı sahneye. Ve sonra oryantal yarışması için ne olduğumu anlayamadan kızların ısrarıyla ben kendimi sahnede zenneyle göbek atarken buldum. Bu eğlenceli görüntüler o geceden hatıra...

Tatilin şüphesiz en eğlendiğim en keyif aldığım akşamı 30 Ağustos Zafer Bayramı gecesi Pasha Clup'teki DJ Ozan Çolakoğlu & Gülşen konseriydi. Kızlar konsere gelmek istemediler, ben de davet alınca hayır demek istemedim ve otelden arkadaşlarla eğlendik sabahın ilk ışıklarına kadar.


Tatilin En Eğlenceli Gecesinden...

O geceyi fotoğraflarla anlatmak zor olsa da koptuğumuz anlardan birkaç kare :)
Tatilin bitmesinden bir önceki gün yani Cuma günü tekne turuna çıktık. Geçen yılki Bodrum tatilimde de gitmiştim, yine aynı yerlere gittik ama tekrar tekrar gitse de bıkmaz buralara insan. Küçük Akvaryum Koyu, Kızıl Koy, Tavşan Burnu, Meteor Çukuru ve Kara ada Sıcak Su'ya gittik. Hepsi birbirinden güzeldi ama benim favorim birazdan balıklarla birlikte yüzdüğümüz Kızıl Koy'du.

3 açıdan Supercellma :)

Bursaspor her yerde,
Pinto aşkı,
önden, yandan ve arkadan Supercellma fotosu :)
Valla şöyle bi tekrar baktım da hakkaten süperim lan! :)
Bursa'ya 1 kala artık iyiden iyiye bronzlaşmış hallerimiz.
Sağ üstte Küçük Akvaryum Koyu
Balıklı foto ve benim ayaklı fotomsa Kızıl Koy
Kötü tatil olmaz diyorlar ya, oluyor aslında. Ama eğlenmeyi, keyifli vakit geçirmeyi bilmiyorsan.
Ben bugüne kadar ki en güzel tatilimi geçirdim bu yıl, onca olumsuzluğa rağmen.
Çünkü keyif alabileceğim insanlarla gittim, bir de keyif alabildiğim bir yere, yani Bodrum'a.

Tatilin özeti:

Yıl olmuş 2012 hâlâ birlikte yürüyebilir miyiz? deyip kız tavlamaya çalışan gerizekalı yurdum erkekleri gördüm,
Bir midyeyi 1 Liraya açmak isteyen satıcılar,
Şımarık çocuğuna dondurma çeşitlerini tek tek tattıran Lübnan'lı babalar gördüm,
(o gerizekalılar yüzünden oradan dondurma alamadım ya içimde kaldı.)
Sokakta öpüşenler, sahilde sevişenler gördüm,
Ege'ye tatile gelip de ayağını suya sokmamış kucağında ipad'le güneşin altında kavrulan adamlar gördüm.
Sahile içecek götürmeyi yasaklayan, bu yüzden her geçişimde kavga ettiğim güvenlikler gördüm.
(Çabaları boşunaydı, bildiğimizi okuduk)
Colası biten, sodası hiç olmayan, buzu bitmiş, restaurantı pislik içinde, personelinin yarısından çoğu istifa edip gitmiş, kalanıysa dünyasından bezmiş, her öğün açık büfede makarna çıkaran, kısacası batmak üzere olan bir otel gördüm.
Ama
Gitarıyla sevişen, şarkıyı yaşayarak söyleyen adamlar da gördüm,
Gülşen'le Ozan Çolakoğlu'nu da gördüm :)
Eğlenilecek adamlar da gördüm,
En yakın arkadaşlarımın gerçekten en yakın arkadaşlarım olduğunu da gördüm...
Daha n'olsun?

11 kişi "açılın ben doktorum" demiş :

  1. ooo gezilmiş görülmüş keyifle eğlenilmiş tatil candır bende yarın valiz hazırlıyorum :)) londra tüm kasvetti ve yağmuruyla bizi beklesede seviyoruz:))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. iyi yolculuklar, iyi tatiller Özgecim :)

      Sil
  2. enerji fışkırıyor fotoğraflarından. süper kız!

    mimin var bende, unutma! ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ehehehe ah o enerjiyle başım dertte :P
      Pazar günü gelip alıcam mimimi :)

      Sil
  3. süper bi tatil olmuş cnm, zaten yanında eğlenebildiğin insanlar olunca gerisi boş. fotolarına bayıldım cnm. çok eğlenmişsiniz :)
    sen yine çok sempatik ve güzelsin♥

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ayy ayy ayyy tşkler Selmoş canımsınn bisürü kalp sana :)

      Sil
  4. aaa aynı tahmin ettiğim gibisin :)
    Neşeli, enerji dolu ve çok sempatiksin maşallah.
    Yani tam bir supercellma`sın vesselam :)

    YanıtlaSil
  5. kurban bayramı yaklaşırken ve ben her sabah iki bebekle acaba nereye gidebilirim diye kös kös düşünürken bu post hiç hoşuma gitmedi ya :(((

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Taslağa Döndürim mi canikom? :)

      Sil

Hoopp birader baksana bi'!

Bu blogdaki tüm yazılar ve bazı görseller (alıntı olanların URLsi belirtilerek) supercellma tarafından eklenmiştir ve 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. maddesi gereğince kopyalamak, ticari amaçla kullanmak, yazar ismi belirtilmeden alıntı yapmak ve link vermeden kullanmak dahi suçtur. Aksini iddia eden varsa yolarım. Her türlü pisliği de yaparım. Hee akıllı olun canımı yiyin. Emek hırsızlığına karşı destek ve Emeğe Saygı lan. Dirsek çürütüyoruz burda...!!

 

Supercellma Template by Ipietoon Blogger Template | Gadget Review

back to top