27 Haziran 2012

Çocukluğumun Kabusu Derya'nın Annesi



Sene 90'lar. Günlerden bir gün. İlkokul yıllarının yaz tatilindeyiz. Mahalleden en iyi arkadaşlarım Aydan, Arzu ve Elif'le elimiz iğne iplik tutmaya, çarşıya inip boncuk almayı öğrendiğimizden bu yana her yaz tatilinde yaptığımız gibi Pınar ablaların apartmanın girişinde incik boncuktan yaptığımız bileklikleri, kolyeleri satıyoruz. Saatlerce uğraşıp ellerimizi kevgire, gözlerimizi kan çanağına çevirerek yaptığımız ürünleri satarak kazandığımız paralarla da arka sokaktaki Pide salonuna gidip son kuruşuna kadar lahmacun, pide Allah ne verdiyse yiyoruz. Öyle bi hevesle harcıyoruz ki paraları ertesi gün satacak malzemelere para bile ayırmıyoruz. Çocuk aklı işte. Ama kendi paramızla yiyoruz ağbiii havasını atıyoruz ya, önemli olan bu.

En iyi müşterilerimizse namazdan çıkan amcalar, dedeler. Adamlara zorla satıyoruz incik-boncuğu. Öyle ki bir kaç gün sonra camiye gelen cemaat azalıyor. Kesin başka camilere gidiyorlar biz peşlerine takılmayalım diye. Biz millet camiye gelsin diye o kadar çok dua ediyoruz ki onlardan çok sevap kazanıyoruz kesin. Tamam yani zorluyoruz ama hem kendi çocuklarını / torunlarını sevindiriyorlar bizden alışveriş yaparak, hem de bizi. Bu küçük yaşta ticarete atılma girişimlerimize arada bi Arzuyla Elif'in kuzeni olan Burcu da katılıyor. Bu arada Arzu'yla Elif kardeş biliyorsunuz. Tamam lan tamam nerden bileceksiniz. Bilin diye söylüyom işte mehehe :) Ufak tefek ama acayip fırlama kızdır Burcu. O zamanlar, "umarım büyüyünce durulur" diye geçiriyoruz içimizden. (Şimdi evlendi de duruldu hakkaten) Müşterilere "gel amca gelll" şeklinde sesleniyor,  hatta çoğu zaman almaya pek gönlü olmayan adamların peşinden gidiyor "N'olur alın N'olur alın" diye. Başarılı olmuyor da değil hani. Pınar ablaların apartman girişi bizim için jeopolitik önem taşıyan, müşterilere doğrudan ulaşabildiğimiz ve ev sahipleri yazları Uludağ'ın eteklerinde Hüseyinalan'daki dağ evlerine gittikleri için geleni gideni olmayan en ideal yer. Üstelik tepemizden kovayla ıslatılma tehlikesi de yok. Çünkü bizim mahallede böyle bir tehlike her zaman var. Hatta alışkanlık haline getirenlerde. (Bu karşı komşumuz Hat-Ç teyzenin hıdrellez akşamları üzerinden atlamak için ateş yaktığımızda camlarım isleniyor deyip olaya müdahale ediş şekli. Bi taşla iki kuş. Hem bizi dağıtıyor, hem ateşi söndürüyor. Yılmadan, yıllarca geleneği hiç bozmadan.) Ev sahipleri arada bi gelse de bizim ekmek parası kazanma mücadelemize saygı duyuyor, kızmıyorlar. Seviyorum lan bu insanları. Hat-Ç gibi değiller. Çocuk ruhundan anlıyorlar Allah razolsun.

Bizim tükkanın yan apartmanında oturan bi kız var "Derya". Çirkin, böyle evlat olsa sevilmez bir tip. Altına mı kaçırıyor ne hep sidik kokuyor. Üstelik sümüklünün teki bi de o parmaklar hep burunda kınn kınnn. Her Allah'ın günü gelir bizim tükkanda ne var ne yok hepsini takar, dener "annemden para almaya gidiyorum, birazdan gelip alıcam" der ve yok olur ortalıktan. Ertesi gün yine aynı uyuzluğu yapmak için gelir, hiç de almaz. Bildiğiniz Derya işte. Derya gibi annesi de tuhaf bir kadın. Ne demişler armut dibine düşermiş. Mahalleli buna kötü kadın diyor ve en yırtık komşu kadınları bile bu karıyla ağız dalaşına girmiyor. Onu görenler kapının önündeyse evlerine kaçıyor, camda olanlar içeri girip pencereyi kapatıyor o derece. Hani şu Türk filmlerinde genelev hanım ağaları olur ya meçli ve permalı saçları koca göbekleri upuzun kırmızı tırnaklarıyla ahanda o kadınların aynısı. Hık demiş burnundan düşmüş. O zamanlar biz ufağız tabi pavyon mavyon ne bilelim. Meğer kadın pavyonda çalışıyormuş.Günlerden yine böyle bir gün biz tükkandayız. Derya yine geldi yaptığımız bileklik, kolye ne varsa taktı takıştırdı. Ben bunların hepsini alacağım durun eve gideyim para alıp geleyim dedi. Bekle ki gelsin. Ben tabii ortaklardan en iricene olan olduğum için başladım Derya'ların kapıyı gözetlemeye. Hani parayı vermeden kaçarsa falan tepesine çökücem. Bi saat oldu yok, iki saat oldu yok. Biz tükkanı bırakıp Derya'ların eve baskına gidiyoruz. Para falan verceği yok çünkü sümüklünün bari sermayeyi kurtaralım. Takıların hepsini geri aldık almasına da mahallenin en çok para harcayan çocuğu Derya'nın müessesemizdeki VIP imajı zedeleniyor bir kere.

Ertesi gün yine aynı yüzsüzlüğüyle bizlere sırnaşmaya başlayan Derya'ya perdeden kafasını çıkarıp dilinin kemiği olmayan Burcu "Ben annenle babanı yatakta lahmacun yerken gördüm" demez mi! Bizim sümüklü burnunu çeke çeke ağlaya ağlaya eve gitti. Meğer onun derdi annesine söylenen laf değil, lahmacunu onsuz yemeleriymiş bunu da çok sonra anladık. Aradan bi beş dakka ya geçti ya geçmedi bizim tükkanın önünde dev bir gölge belirdi. Kafamızı bi kaldırdık ki ne görelim: "Derya'nın annesi" amanennn. Hepimiz 3,5 atıyoruz tabi. Özellikle de tükkanın sokağa yakın tarafında Aydan'la ben.  Tahmin ettiğiniz üzere kurban biz olduk ve kadın artık tırnak olmaktan çıkıp pençeye dönüşmüş o upuzun boyalı tırnaklarıyla bizim yüzümüzde kendince güzel bir desen çizerek bi güzel yoldu. Biz yolunan yüzümüzün acısıyla ve olayın şokuyla ne olduğumuzu anlamaya çalışırken Burcu topuklayıp ortalıktan toz oluyor. Fırlama olduğu kadar zeki de sıpa! Çünkü bu arbedenin yaşanmasına sebep o. Kadın hırsını alamadı çünkü onu arıyor köşe bucak, biliyor ki eline geçirirse onu da yolacak. 


Biz elimizde buz torbalarıyla tükkandaki ıvırı zıvırı toplayıp evlere dağıldık. Annem Burcu'ya bizim sokağa girmeyi yasakladı. O da bir hafta on günlüğüne ananesine kalmaya gitti. Ve o günün hasılatından kişi başına düşen 2.700 TL'yi teyzesiyle aldırdı. Üstelik annemden Derya'ların kapısına gidip kadın kadın sen kim oluyorsun da benim kızımın yüzünü Piri Reis'in dünya haritasına çeviriyorsun demesini beklerken annem: "beni o kadınla muhatap etmeyin, sataşmayın bir daha o kıza da, gördüğünüz yerde yolunuzu değiştirin" deyip tereyağından kıl çeker gibi çekildi durumdan.  Biz zedelenen esnaf imajımız, komşu çocuklarının diline düşmüş olmamız nedeniyle bir süre tükkanı açamadık. Home ofis çalıştık. Her şeyin eskisi gibi olmasını çok istiyorduk ama Aydan'la benim suratlarımıza mafyaya karışmış adamların suratlarındaki faça izi gibi kazınan beş tırnak iziyle bu pek de mümkün değildi... 

Bir musibet bin nasihattan iyidir atasözünü gerçeğe dönüştüren bu olay sayesinde yolunduk molunduk ama bütün gün tepemizde burnunu çeken sidikli Derya'dan da kurtulmuş olduk.


O gün bugündür ne zaman Derya diye biriyle tanışsam hemen aklıma yolunan yüzüm ve o kabus gün gelir, korkarım.... Haksız da sayılmam hani :)

Aydan, Arzu, Elif ve Burcu'ya ithafen....

21 kişi "açılın ben doktorum" demiş :

  1. Puhahaha kendim yazdım kendim gülüyorum okuyup okuyup :D

    YanıtlaSil
  2. sabah sabah çok güldüm :)) günün güzel geçsin :)

    YanıtlaSil
  3. hahaha :) çok eğlendim okurken :) günümü aydınlattın saolasın :))

    YanıtlaSil
  4. hem yüzünüz gözünüz, hem girişimcilik ruhunuz zedelenmiş:)
    güldüm, güldüm, güldüm:))
    öptüm seni

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. aynen öyle oldu Asortikcim :)
      ben de öptüm seni, özledim bi de :)

      Sil
  5. ben de çok güldüm.. nasıl hatırlıyorsun ya bu kadar ayrıntıları? ben dün ne yediğimi hatırlamıyorum.. :)
    sümüklünün annesi de onun gibi pismiş..:) utanmadan el kadar çocukları nasıl döversin? :)
    haber vereydin gelirdik yardıma.. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. mükafat mı ceza mı bilmem hafızam çok iyi.. istemesem de unutamıyorum hiç bir şeyi :)

      hayatımda yediğim en enteresan dayaktı, günlerce sokağa çıkamamama sebep :P

      Sil
  6. hey allam :))) sümüklü derya ve pavyon karısı annesinin dışında hat-Ç de önemli bi karaktermiş. aynı isimle aynı mantıkla işleyen beyne sahip bi kadın vardı bizim köyde de. sürekli kovalardı bizi. anlamazdık çoğunda. koşardık deli gibi. sorardık niye kaçıyoruz diye de kimse cevabını bilmezdi. harika bir yazıydı. eğlendim. süpersinsüpersinsüpersin.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mahalle mahalle değil ki zate duyan gelmiş nerde entere bi tip var bizim orda, daha neler var neler yazmaya devam edeceğim :)

      süperim süpersin süperiz :)

      Sil
  7. Ne güzel bir anlatım bu, gözümde canlanarak okudum herbir satırını, gittikçe ağzım kulaklarıma doğru yayıldı :))
    Derya... haaa... :D
    Sen anlat, ben takipteyim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. teşekkür ederim efenim :)

      ben de yazarken farklı değildim hani :D kikirdeyerek yazdım :D

      Devamı yakında... Barnaktan sonra :P

      Sil
  8. güldürdün beni de :)) mimlendin ... tarafımdan :)

    YanıtlaSil
  9. Çok güldüm ya:) Çok içten anlatmışsın:)

    görüşmek üzere

    www.bakbuharika.blogspot.com
    http://www.facebook.com/harikadekorasyon

    YanıtlaSil
  10. çok komikmiş. Ee sümüklü derya büyüdü ev bark kurdu mu bari.

    YanıtlaSil
  11. Allam yareppim ya :))
    O diil de ben Derya nerede,napıyo şimdi onu merak ettim. Peeeh. Soyadını biliyo musun Supercellma ? :)

    YanıtlaSil

Hoopp birader baksana bi'!

Bu blogdaki tüm yazılar ve bazı görseller (alıntı olanların URLsi belirtilerek) supercellma tarafından eklenmiştir ve 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 81. maddesi gereğince kopyalamak, ticari amaçla kullanmak, yazar ismi belirtilmeden alıntı yapmak ve link vermeden kullanmak dahi suçtur. Aksini iddia eden varsa yolarım. Her türlü pisliği de yaparım. Hee akıllı olun canımı yiyin. Emek hırsızlığına karşı destek ve Emeğe Saygı lan. Dirsek çürütüyoruz burda...!!

 

Supercellma Template by Ipietoon Blogger Template | Gadget Review

back to top